“Güç tasarruftu, bankamız bunu bir zevke dönüştürdü”

“Güç tasarruftu, bankamız bunu bir zevke dönüştürdü”

Dünya tarihinin en büyük ekonomik krizini çocuklar için üretilen bir kumbara ile aşmış olabilir miyiz? Bu fikre çocuklar bile inanmaz. Ancak o dönem buna inanan çocuklar, İş Bankası tarafından dağıtılan kumbaralarda para biriktirmeye ve ailelerini de buna özendirmeyi başardı. Böylece 1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrası başlayan süreçte hükümetin para politikaları içinde yer alan koşullardan biri sağlanmış oldu.
1929 yılının ekim ayında ABD borsasının dibe vurmasıyla patlak veren, sonradan ismine Büyük Buhran denecek ekonomik krizin etkileri henüz Türkiye'de tam olarak hissedilmiyordu. Ancak yaklaşmaktaydı. Bunun için bir dizi önlemler alınmaya başlandı. Başbakan İsmet İnönü, 12 Aralık 1929’da, TBMM’de ulusal ekonomi, yerli malı ve tutumlu olma konularının önemi üzerine uzun bir konuşma yaptı. Hükümetin ekonomi politikası, iki kavramın üzerinde duruyordu: Yerli malı ve tasarruf. Toplumun bu iki kavramla ilgili ikna edilmesi gerekiyordu.
Bu konuşmadan bir hafta sonra, 18 Aralık’ta yerli ürünleri özendirmek amacıyla Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu. Cemiyetin bir diğer amacı da halkı tutumlu yaşamaya ve tasarrufa alıştırmak, yerli ürünleri tanıtmak, ürünlerin kalitesini yükseltmek ve üretimini artırmaktı. Devlet destekli büyük bir reklam kampanyası başladı. İlk olarak cemiyetin kuruluş tarihi Yerli Malı Haftasının başlangıç tarihi kabul edildi. Gazeteler iştah açan yerli ürün reklamlarıyla dolup taşıyordu. Bu kapsamda Yerli Malı Marşı yayımlandı. İçinde yer alan “Yurttan çıkan her onluk ya tüfektir ya fişek, yarın gelip buraya beynimizi delecek” şeklindeki sözler durumun ciddiyetini gösteriyordu.
Halkın ikna edilmesi gereken bir diğer konu da tasarruftu. Tasarrufa ilişkin kampanyanın öncüsü ise İş Bankası’ydı. Çıkardığı kumbaraları ücretsiz olarak dağıtıyordu. 7’den 70’e herkesi para biriktirmeye teşvik ediyordu. Özellikle bu reklam kampanyaları çocukların çok ilgisini çekti. Mehmet Selahattin’in de tanıklığı çocukların ilgisini kanıtlar nitelikte. 4 yaşındaki çocuğun para biriktirmeye başlaması babayı da anneyi de etkilemiş, ailecek para biriktirmeye başlamış oldular.
İş Bankası kumbara reklamlarında her seferinde farklı konu seçiyor, anneye, babaya, çocuğa ve gence, çalışana, çiftçiye, okuyana ya da işsize ayrı ayrı seslendiği reklamlar tasarlıyordu. Kumbara sloganları yaşamın her alanını dizayn etmeyi amaçlıyordu:
“Delikanlı bisiklet ister misin? Bunun kolayı var?”
“İstikbal endişesi hiçbir zaman fikrinizi işgal etmemelidir.”
“Kumbara hayatınızın her müşkül anında imdadınıza yetişebilecek yegane sigortadır.”
“Tasarruf kumbarası çocuğu abur cubura para sarf etmekten kurtarır ve ona istikbal için hazırlanmak lüzumunu öğretir.”
“Gençlikte biriktirmeyen ihtiyarlıkta zahmet çeker.”
“Süs ve israf sizi uçuruma sürükler.”

“Tasarruf güçtü, bankamız bunu bir zevk haline getirdi.”
İş Bankası kumbarası her yaştan ve konumdan bireye daha iyi bir gelecek için çözüm olarak sunuluyordu. Ancak bu reklamlardan biri farklıydı. 

“Milli Servet” diye başlayan “böyle bir kale içinde bulunursa emin olur” diyerek devam eden sözler ve illüstrasyon, her bir vatandaşı Milli Hazine’nin bir parçası olarak görüyordu. Hücresel olarak herkes kendi kumbarasında parasını biriktiyor, bu kumbaralar yan yana dizildiğinde milli servetin saklandığı bir kaleye dönüşüyordu. Ve bu kalenin inşasına çocuğundan yaşlısına herkes bir taş taşıyordu. Kumbara hem bireyin kendi ekonomisini düzenlediği bir araçtı hem de seferberlik duygusunu oluşturuyordu. 


Değişimde çay gibi ol!

1929 tarihli tasarruf ve yerli malının anlatıldığı bu röportajda “Çaycıyı çağırıp ıhlamur soruyorsunuz” şeklinde bir ifade kullanılıyor. Bu ifadeden anladığımız, o dönem çay ne yerli malı ne de ucuz.
Bugünlerde ise çay hayatımızın bir parçası; siyasilerin otobüslerden fırlattığı propaganda malzemesi, izdivaç programlarında flörte onay vermenin göstergesi, sosyal medyada paylaşılan özlü sözlerin yer aldığı fotoğrafların öznesi, kahvehanelerde işsizlik, her yemekten sonra zengin ile fakir arasındaki eşitlik, çay toplayan kadınların içeri alınmadığı kahvehanelerde eşitsizlik, bir işe başlamadan önce ya da işi bitirdikten sonra bir durak…
Bu değişimin nasıl yaşandığı ise sonraki yazıların konusu.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Eğlence kumbarada başlar #9

Yerli malı, tasarruf, İş Bankası kumbaraları

14 Ara 2021

https://manifold.press/goz-avlama-sanati

YAZARLAR

Oğul Doğa Gökşin

https://aposto.com

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?

1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.

İLGİLİ OKUMALAR