Hakaret ile eleştiri arasında: 'Siz kimsiniz lan? Hepiniz artistsiniz!'

Son yıllarda hakaret suçu ile kaba ve nezaket dışı seslenişler karıştırıldığı gibi, neyin eleştiri neyin hakaret olduğu da birbirine geçmiş durumda. Argo, dijital şiddet, hakaret, nezaketsizlik, beddua ve eleştiriyi ayıran sınırlar nasıl çiziliyor?
Hakaret ile eleştiri arasında: 'Siz kimsiniz lan? Hepiniz artistsiniz!'

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Hulki Aktunç’un Büyük Argo Sözlüğü’nde “artist” sözcüğü mecaz kullanımıyla şöyle tanımlanır: 

Yalancı; olduğu gibi görünmeyip rol yapan kişi. 

Aynı sözlükte “artistlik” (artizlik veya artislik biçiminde de kullanılır) yalancılık; sözle davranışla gerçeğe aykırı olma; rolcülük diye açıklanır. “Artistlik”, memleketimizde en hafifinden argo ile tanımlanıp küfre, hakarete kadar varan bir yakıştırma sözü olmuştur. Sokakta küfür gibi algılanan artistlik ya da artizlik, ceza yasalarında hakaret suçu olarak nitelendirilmeyip kaba ve nezaket dışı sesleniş olarak değerlendirilir. Oysa “artist” sözcüğü, sözlük anlamıyla güzel sanatlardan birini meslek edinen kimse; sanatçı anlamına gelir.

“Artist” yakıştırmasına dair Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin (2021/15523) kararı şöyle: 

“Bir ceza davası çıkışında sanık olan bir kişinin mağdurlara hitaben adliye merdivenlerinde ve nezarethaneye alınacağı sırada söylediği, “Siz kimsiniz lan, lan hepiniz artistsiniz” şeklindeki sözlerinin katılan ve mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.”

Argo, bir dilin önemli bir parçası hatta zenginliğidir. Argo, küfür değildir fakat küfürlü argo sözler de vardır. Küfür veya sövgü, hoş olmayan, kırıcı, incitici ve görgüsüzce edilen sözlerdir. Ama hakaret, kişinin onuruna ve kişilik haklarına karşı işlenen bir suçtur. Son yıllarda hakaret suçu ile kaba ve nezaket dışı seslenişler karıştırıldığı gibi, neyin eleştiri neyin hakaret olduğu da birbirine geçmiş durumda. Bu yazıda dijital şiddetin en yoğun görüldüğü hakaret, küfür, tehdit sözlerinden yola çıkıp eleştiri kavramından farkını ele almaya çalışacağım. 

Dilde başlayan şiddet, fiziksel olanından sözlüsüne, her türüyle hayatımızı kuşatmış durumda. Futbol tribünleri bu duruma dair ilk akla gelen örnek. Maçlarda aynı tribünü paylaştığım dostlarım iyi bilirler, özellikle “kadın bedeni üzerinden yapılan” küfürlü tezahüratı asla onaylamam ve küfredenlere de çok sert tepki gösteririm. Bu konudaki duyarlılığımı bildiklerinden, dikkat ederler dillerine. Bu tribün ilkemizi bilmeyen biri—kazara—küfrettiğinde, o kişiyi benim yerime dostlarım uyarıyor artık. 

Teknolojik araçların gelişimiyle birlikte, sözlü şiddet olgusu yeni boyutlar kazandı. “Sanal şiddet, çevrimiçi şiddet, siber zorbalık, siber taciz” olarak da adlandırılan dijital şiddete en fazla maruz kalan ve etkilenen tarafın “kadınlar” olduğu vurgulanıyor. Kadına yönelik dijital şiddet şöyle tanımlanıyor: 

“Bir kadına sırf kadın olduğu için tamamen veya kısmen cep telefonu, internet, sosyal medya platformları veya e-posta gibi bilgi ve iletişim teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen, desteklenen veya daha da şiddetli hâle getirilen ve orantısız şekilde kadınları etkileyen toplumsal cinsiyete dayalı bir şiddet türü.”

Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği'nin, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) ile başlattığı “Dijital Şiddet ile Mücadele” projesi kapsamında Gülüm Şener ve Nilay Abınık’ın Türkiye'de Dijital Şiddet araştırmalarında öne çıkan sonuçlar şöyle:

  • Türkiye’de her beş kişiden biri dijital şiddete uğradığını söylüyor.
  • Dijital şiddete en çok gençler maruz kalıyor: 15-17 yaş arası her beş gençten biri, 18-32 yaş arası her üç gençten biri dijital şiddete uğradığını belirtiyor.
  • Kadınlar cinsiyetlerinden ve fiziksel görünümlerinden ötürü, erkekler siyasi görüşlerinden dolayı daha fazla dijital şiddete uğradıklarını dile getiriyorlar. Kadınların %51’i dijital ortamlarda yazılı, sesli veya görüntülü taciz mesajları alıyor, %46’sı ısrarlı takibe uğruyor.
  • Kişiler en çok tanımadıkları kimseler ve troller tarafından dijital şiddete
    maruz bırakılıyorlar.
  • Dijital şiddet eylemlerinin en çok gerçekleştiği platformlar Instagram (%53), Facebook (%35) ve X (eski adıyla Twitter) (%19).
  • Dijital şiddetle başa çıkmak için en sık başvurulan yöntemler, bloklamak/engellemek (%65) ve uygulama içinde şikayet etmek (%39). 

Dijital şiddet, insanların yaşamında pek çok olumsuzluğu beraberinde getiriyor. Psikolojik açıdan sıklıkla üzüntü, korku, utanç, çaresizlik, kendini değersiz hissetme, hayal kırıklığı, yoğun stres, kaygı, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu, madde kullanımı ve suça yönelme gibi olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Dijital şiddetin yarattığı etkilere cinsiyet açısından bakıldığında ise erkeklerin şiddete uğradıklarında daha çok öfke ve nefret duydukları, intikam isteklerinin olduğu görülürken; kadınların daha çok üzüntü ve öfke duydukları, aşağılanmışlık hissettikleri görülüyor. Bunun yanında dijital şiddet kendine ve başkalarına güvensizlik, kişiler arası ilişkilerde bozulma veya çatışma, akademik başarıda düşüş, konsantrasyon ve öğrenmede zorluklar yaşama gibi sorunlar yaratarak insanların yaşamını altüst ediyor.

Dijital şiddet mağdurlarının en yoğun yaşadıkları saldırı türü hakaret, küfür ve tehdit gibi şiddet içeren ifadelerin kullanımı. Avukat Baran Doğan Hukuk Bürosu’nun blog sitesinde, hangi sözlerin hakaret suçu kapsamına girip girmediğini doyurucu açıklamalarla öğreniyoruz.

Hukukçulara göre, hakaret suçunun oluşmasına neden olan sözlerin tek tek kanunda sayılması imkansız görülüyor. Suçun oluşması için kişinin onur, şeref veya saygınlığını rencide edecek (incitecek) somut bir fiil veya olgu isnat edilmeli (dayandırılmalı) veya sövme yoluyla kişinin onur, şeref veya saygınlığına saldırılmalıdır. Hakaret suçunda önemli olan, kişiyi rencide eden, toplum içinde değersizleştiren fiillerin cezalandırılmasıdır. 

  • Bir kişiye “şerefsiz”, “haysiyetsiz”, “geri zekalı”, “aptal”, “salak”, “hayvan”, “müsvedde”, “pislik”, “alçak”, “fahişe” vb. gibi sözler söylemek, kesinlikle hakaret suçuna giriyor. “Hırsız”, “rüşvetçi”, “adi”, “sahtekâr” gibi nitelemeler de hakaret suçu oluşturuyor. Ayrıca “eşek”, “köpek”, “öküz”, “sığır”, “it”, “çakal”, “katır” vb. hayvan isimleriyle seslenmek de hakaret suçuna yol açıyor. “Amk” vb. kısaltmalarla sosyal medya üzerinden yazılan yazılar da hakaret suçu oluşturuyor.

Hakaret suçunu oluşturan eylemler, sözle işlenebileceği gibi yazı, şekil, görüntü, el işareti veya mimiklerle de işlenebiliyor. Örneğin, bir kişinin çalışma masasına insan dışkısı koymak hakaret suçu sayılıyor.

Kaba ve nezaketsiz söz ve davranışlar, ceza yasalarında hakaret suçu olarak görülmüyor. “Terbiyesiz, saygısız, riyakar, yalancı, lan, ulan” vb. kaba ve nezaketsiz sözler hakaret suçu sayılmıyor. Örneğin, kişinin ayakkabılarını çıkartıp ayaklarını masanın üzerine koyması veya bağırarak konuşması hakarete girmiyor. “Seni paramla satın alırım”, “İşyerimden defol git” gibi sözler kaba ve nezaketsiz sözler hakaret suçu sayılmıyor. Olgusal bir gerçeği ifade eden sözler de hakaret suçu teşkil etmiyor. Elbise satın alan birine, “Bu kıyafet size olmaz, siz şişmansınız” demek, hakaret olmuyor. 

  • Hakaret sayılmayan sözler, yasada tek tek sayılmış değildir. Bir söz, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte değilse hakaret suçu oluşmuyor.
  • Beddua niteliğindeki sözler hakaret suçuna girmiyor. Örneğin, “Allah seni bildiği gibi yapsın”, “Allah belanı versin”, “Cehenneme kadar yolun var” “Allah çocuklarından çıkartsın” gibi cümleler, beddua niteliğinde sözler olduğundan Yargıtay tarafından hakaret suçu olarak kabul edilmiyor.

Günümüzde hakaret suçu en fazla çağdaş iletişim araçlarıyla işlenmektedir. İnternet yoluyla hakaret, kolay ispatlanabilecek bir suç türüdür. Bu nedenle, e-posta, Facebook, Skype, Messenger, WhatsApp, X (twitter) vb. gibi sosyal medya araçlarıyla doğrudan mağdurun hedef alınarak hakaret edilmesi de hakaret suçunu oluşturuyor. Başkasından gelen hakaret içerikli bir e-posta, mağdura “iletilerek” (forward) gönderildiğinde bile hakaret suçu olabiliyor. 

Hakaret sayılan sözler yasada tek tek belirtilmediği gibi hakaret sayılmayan sözler de yasada tek tek açıklanmış değil. Yargıtay kararları sonucunda hakaret sayılmayan sözler şunlar:

  1. Beddua niteliğindeki sözler. Örneğin, “Allah belanı versin”, “Allah’ından bul”, “Allah cezanı versin” şeklindeki sözler beddua niteliğinde sözler olup hakaret suçuna girmemektedir.
  2. Eleştiri veya ağır eleştiri niteliğindeki kelime ve sözler. Örneğin, bir mahkeme yargıcına yönelik “dosyaları okumuyorsunuz, okumadığınız gibi biz okuduğumuz için susturmaya çalışıyorsunuz, bu rezalettir” şeklindeki sözler eleştiri niteliğindedir.
  3. Kaba hitap ve nezaket dışı sözler. Örneğin, bir kimseye yönelik “terbiyesiz”, “ahlaksız”, “siz kimsiniz lan”, “ne mal olduğunuzu biliyorum” şeklindeki sözler kaba söz/hitap mahiyetinde olup hakaret suçu teşkil etmez.
  4. Salt rahatsız edici kelime ve sözler. Örneğin, “sen kendini bilmeyen birisin, cehalet var sende” şeklindeki sözler rahatsız edici nitelikte olup hakaret suçu kapsamına girmez.

Bazı sözler rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle hakaret suçu kapsamına girmiyor. Mesela: 

Meziyetsiz, karaktersiz, işini yapmıyor, karaktersiz herif, dinsiz imansızlarterbiyesizlik yapma, sen şizofren hastasısın, iki ruhlusun, doktora git bir an evvel sağlığına kavuşlan, ulan Allah’sız, sen ne utanmazsın, siz kimsiniz lan, lan hepiniz artistsiniz, Allah belanı versin senin gibi doktorungözün kör olsun, eğitimsiz tecrübesiz, adam değilsin, adam olun lan, kaç kuruşluk adamsın, okumuşsun ama adam olamamışsın, hanzo, deli midir manyak mıdır, a… k… yerinde herkes işini yapacak, buradan defolun gidin, siz insan değilsiniz, eşkıya mısınız, bacaksız, benim köpeklerim pis değil, pis olan sensin, seni hakem yapanı, hasta mısın kızım sen?, sen erkek misin?, size de kurumunuza başlarım lan, ukalalık yapma ukala, ahlaksız, ben sizin ne mal olduğunuzu biliyorum, gavur, cahil cahil konuşma, seni paramla satın alırım, aç gözlü, (hekime) kasap mısınız lan, yalakasın, vasıfsız, cahil herif, çapsız, düzenbaz, eşek gibi yapmak zorundasınız, oha, karı gibi gülme, lavuklar, faşist, zibidi…

Ülkemizde sanat ve edebiyat eserlerine yönelik eleştiriler, ne yazık ki eser sahiplerini hedef alan nefret sözleri ve hakaretlerle karıştırılmaktadır. Ceza Hukukçusu Prof. Dr. Devrim Aydın, Türk Ceza Kanunu’nda Hakaret Suçu adlı makalesinde yer alan çarpıcı saptamalarında eleştirinin sadece övgü ve beğeni biçiminde olması gerekmediğini, sert ve kışkırtıcı ifadeler de içerebileceğini savunur. Ancak yapılan eleştirilerin kişilerin kişilik haklarına saldırı hakkı vermeyeceğini belirtir. Eleştirilerin elbette üzücü ve öfkelendirici olabileceğini şu örnekle gösterir:

“Bir yazar için ‘romanı ordan burdan derleme, cümleler bilgisizce ve özensizce bir araya getirilmiş, romancı kılığında gezen acemi liseli yazar’ demek eleştiri olarak görülmeliyken, ‘romancı kılığında gezen sahtekâr, romanı da salaklığının ve cehaletinin göstergesi’ demek hakaret olarak değerlendirilmelidir.”

Prof. Dr. Devrim Aydın, eleştirilerin muhatabın ve ürününün olumsuz yanlarının ortaya konulması amacını taşıması gerektiğini savunurken bilim ve sanat eserlerini eleştirmenin, bu eser sahiplerinin toplumsal saygınlığını hedeflemek anlamını taşımaması gerektiğini vurgular. 

“Örneğin bir heykeltraşın eseri için ‘anlamsız bir taş yığını’ demek eleştiri iken, ‘çıplak insan heykeli yaparak sapıklığını dışa vurmuş’ demek hakarettir.” 

Eleştiri ile hakaret arasındaki hassas dengeyi gözeterek gerçek sözlük anlamıyla artistlik (ya da artizlik) yapmaya, yani sanat dallarıyla yoğrulmaya devam edelim. 

Hipokrat ne güzel söylemiş: 

“Ars longa, vita brevis, occasio praeceps, experimentum periculosum, iudicium difficile"

(Sanat uzun, hayat kısa, fırsatlar geçici, deneyimler aldatıcı, karar vermek zor.)

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Suha Çalkıvik

Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta