Fikret Kızılok’tan Murathan Mungan’a hüzünlü bir bağlacın öyküsü: ‘AMA’

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
1980’lerin başında Fikret Kızılok’un kurduğu Çekirdek Sanat Evi doyumsuz dinletilerin düzenlendiği alternatif ve özgün bir mekândı. Fikret Kızılok ve Bülent Ortaçgil başta olmak üzere Yeni Türkü, Ezginin Günlüğü, Grup Gündoğarken, Erkan Oğur, İsmail Hakkı Demircioğlu, Neşet Ruacan gibi sanatçı ve toplulukların konserlerine ev sahipliği yapmasının yanında pek çok isimsiz sanatçı için sesini duyurma fırsatının yaratıldığı bir müzik laboratuvarıydı. Fikret Kızılok’un oğluna seslendiği bir bestesi o dönem dillerden düşmezdi: “Ama Babacığım” Hatta kaset kaydında o zamanlar küçük bir çocuk olan oğlu Yağmur Kızılok da nakaratlarda babasına eşlik etmişti:
Bir bakarsın oyuncağın kırılmış
Arkadaşın sana küsmüş, darılmış
Kavga etmiş; kaşın, gözün yarılmış
Yaşlı gözlerle bana gelip, sakın üzülme yavrum
Böyle büyür insanlar; ağlamak çare değil
Zaman değirmenini durdurmak kolay değil (Ama babacığım)
…Bir gün gelir dünya sana uymazsa
Değiştirmek eğer elden gelmezse
Şarkılarım sana miras kalmışsa
Yaşlı gözlerle bana gelip, sakın üzülme yavrum
Böyle büyür insanlar; ağlamak çare değil
Zaman değirmenini durdurmak kolay değil (Ama babacığım)
“Ama”ları ile ünlü bir arkadaşım var. “Şunu beğendin mi?” diye sorduğumuzda, “çok beğendim ama…” diyerek aslında o kadar da beğenmediğini anlatır. “Maç nasıldı?” diye sorarız, “çok güzeldi ama…” diyerek aslında çok da keyifli bir oyun olmadığından bahseder.
Güncel TDK Sözlüğü’nde “ama” bağlacının anlamları şöyle sıralanmıştır:
Ama
(a'ma), Arapça ammā
1. bağlaç Çelişkili ve tutarsız iki cümleyi birbirine bağlamaya yarayan bir söz; amma, lakin, velakin:
"Para kazanmayı hiç sevmiyordu ama hesapsız harcamaya bayılıyordu." - Necati Cumalı2. bağlaç Uyarma veya şartlı bir ifade niteliğinde olan bir cümleyi, başka bir cümleye bağlamaya yarayan bir söz:
"Fala inanmam ama fırsat bulursam baktırmadan da yapamam." - Kemal Tahir3. bağlaç Beklenmeyen bir sonucu anlatan iki cümleyi onun sebebi durumunda olan cümleye bağlayan bir söz:
"Gerçi yeni nesil, eskiyi öğrenmekte bir fayda görmüyor ama ben gene de yazayım." - Burhan Felek4. bağlaç Bir yargıyı veya bir buyruğu pekiştirmek için kullanılan bir söz:
Güzel ama güzel bir söz söyledi.5. bağlaç Bazen dikkati çekmek için cümlenin sonuna getirilen bir söz:
"Gerçi vekillerden bazıları yerli yerinde duruyordu ama!" - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- Arapça kökenli olan ama sözcüğü genellikle cümle bağlacı olarak kullanılır. Doğan Aksan’a göre ama, bağımsız cümleleri, aralarında karşıtlık, uyumsuzluk, aykırılık ilgileri kurarak bağlar:
“Sinemaya gidiyorsun ama dersini çalışmadın” - “Geleceğim diyorsun ama evi bilmiyorsun”
- “Demin gündüz gözüyle bir daha dolaştığım zaman çamur üstünde ayak izleri gördüm ama galiba sizinkilerdi.”
- “Gezerdi ama, kim onun farkına varacak, yazın?”
Bu bağlacın “amma” biçimi eski yazınımızda kullanılmaktaydı, bugün konuşma dilimizde, anlamı daha pekiştirmek için “amma” biçiminde söylendiği de görülür.
- “Doğru söylüyorsun amma, başka ne yapabilirim?”
Sözce, konuşmada konuşanın ürettiği iki susku arasında yer alan söz zinciri parçasıdır. Prof. Dr. Gürkan Doğan ama sözcüğünü birbirine bağladığı sözcelerin içerdiği önermeler arasında karşıtlık ilişkisi kurulmasını sağlayan bir bağlaç olarak tanımlamıştır. Tıpkı ama bağlacı gibi fakat, lâkin ve ancak, içinde yer aldıkları sözceleri karşıtlık ilişkisi ile bağlayabilen nitelikte bağlaçlardır. Bu dört bağlaçtan ilk üçü Arapçadan dilimize geçmiştir ve ama bunların arasında en yaygın kullanılandır. Türkçe bir bağlaç olan ancak, pek çok durumda diğerlerinin yerini tutabilir gözükse de bu savın her durum için geçerli olacağı söylenemez. Prof. Dr. Doğan, Özdemir Asaf’ın “Kıvılcım” şiirinde tercihini ama’dan yana kullanmasını -büyük ölçüde deyişsel olmakla birlikte- ilginç bulmuştur:
Ama ben en çok şeyi
En kısa zamanda
Sana söyledim
Yalnız sana
Prof. Dr. Gürkan Doğan Türkçedeki ama sözcüğünün, İngilizcedeki but bağlacına koşut şekilde iki farklı amaca yönelik olarak kullanıldığını, bu iki kullanımı 'beklentinin olumsuzlanması’ ve 'karşıtlık' olarak belirlemiştir.
Ama bağlacının anlam ve görevlerini maddeler hâlinde inceleyelim.
- bile, ve, de, ile, eğer, lakin, yani, meğer, hem gibi yalın bağlaçlardan biri olan ama, karşıt anlamlı cümleleri neden-sonuç ilgisiyle bağlar: “Kapı açıldı ama, kimse çıkmadı”, “Portakal aldım ama, çürük çıktı.”
"Kadro, küçük bir dergiydi ama, iddiası büyüktü."
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
"Konuşması pek anlaşılmaz ama, yazısı okunur."
(Fakir Baykurt)
"Bir şey var ana ama, sen babamdan daha sıkı ağızlısın, ölsen söylemezsin."
(Yaşar Kemal)
- Ama bağlacının yerini tutan başka bağlaçlar, sözcük veya sözcük öbekleri de vardır: fakat, lakin, yalnız, ancak, ne var ki.
- Koşul anlamı veren yan cümleyi, temel cümleye bağlar: “Geleceksin ama, uslu oturacaksın”, “Onlar gelecek ama, uçak var mı?”
- Kimi anlatım biçimlerinde anlamı pekiştirmeye yardımcı olur:
''Bu uçurum hiç, ama hiçbir zaman kapanamazdı."
(Orhan Kemal)
- Cümle başında kullanılarak önceki cümle ya da cümleleri bağlar. Başında kullanıldığı cümle öncekilerin açıklayıcısı durumundadır.
"Meğer mebus olmuş. Ama doğrusu hiç kibirlenmemiş."
"Ama, iş, bu sefer öyle değil, seni temin, ederim."
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
“Ama gülüşün o kadar güzel ki kızacağım yerde hoşlanıyorum.” (A. H. Tanpınar)
Ama aynı zamanda "sonuç" bildiren cümle bağlayıcılarından biridir. Prof. Dr. Zeynep Korkmaz’a göre sonuç bildiren cümle bağlayıcıları, iki cümleyi birbirine, sonuç bildirme, sonuca götürme ilişkisi ile bağlayan kelimelerdir.
“Okudu ve hiçbir şey söylemedi. Ben de sormadım, ama akşama kadar başımın üzerinde gezdirdiği ayak sesleri hiç dinmediği için anladım ki bütün öğleden sonra ansiklopedisine tek kelime yazamamış.”
(Orhan Pamuk)
Üsteleme (şiddetlendirme, derece artırma) amacıyla da kullanılan ama bağlacı, iki durumu birbirine bağlarken ikincinin birinciden daha üstün, daha şaşırtıcı veya daha güçlü olduğunu vurgular. İkinci yargının önemini artırmak için kullanılır.
İşte bu kullanıma dair örnekler:
"Bu sınavı geçmek çok zor, ama imkânsız değil."
"Sabahtan beri aralıksız yürüdük, ama ne yorulduk ne de şikâyet ettik."
Eş görevli sözcükler ya da öğeler, cümleler arasında yinelenerek bağlaç olarak da kullanılır: ya…ya, ne…ne, hem…hem, ister…ister, gerek…gerek, ama…ama, kâh…kâh. Ama bağlacı çift olarak da kullanılır: “Ama sen ama ben, gitmeliyiz.”, “Tatilinizi ama deniz ama orman, bir yerlerde geçirmelisiniz.”
Ama bağlacının, kimi isim ya da sıfat tamlamalarının arasında yer aldığı da olur: “Soğuk ama temiz su.”
"İse" sözcüğünün karşıtlık anlamı veren kullanımı, "ama", "fakat", "ancak", "-e karşılık", "iken", "oysa" gibi karşıtlık anlatan başka bir sözcükle aynı cümlede, aynı işlevi görmek üzere bir araya gelirse ortaya yine gereksiz anlamsal yinelemeler çıkıyor. "İse" ya da diğer sözcük yeterli olabilir. Kitle iletişim araçlarında “ama” ile “ise” sözcüklerinin aynı cümle içinde kullanılması yanlışı ile sık sık karşılaşıyoruz:
“TV kanalı bu haberi 19.00 bülteninde verdi. Ama aynı gün bir buçuk saat sonra yayımlanan saat 20.30'daki haber bülteninde ise olay… biçimine dönüştürülmüştü.”
Bu cümlede "ama" ile "ise"den biri gereksiz biçimde kullanılmıştır.
Kitle iletişim araçlarında sıkça karşılaştığımız gereksiz anlamsal yinelemelerden biri de “ama” ile “ne var ki” bağlaçlarının aynı cümle içinde kullanılmasıdır. Karşıtlık bildiren iki bağlacın bir arada kullanılması gereksizdir. “Ama” ya da “ne var ki” yeterli olabilir.
“Bu kişi ahlakın, erdemin, mertlik geleneğinin sarsılmaz bir temsilcisi olma savında. Ama ne var ki daha ilk günden saptanan ilke ve programlardan hiçbirine uymamayı usuna yerleştirmiş.” Burada “ama” ve “ne var ki”den biri gereksizdir. Çünkü ikisi birden kullanılarak sağlanmak istenen anlamı, her biri tek başına sağlar.
- Ama / âmâ karmaşası:
“Ama kız kurtarılamadı”
Bu haber cümlesinde geçen “ama” sözcüğü, düzeltme işaretsiz (şapkasız) kullanıldığı için iki ayrı anlam karmaşası doğabilir. Haberde kör bir kızın öldüğü anlatılmak isteniyorsa “ama” sıfatı düzeltme işaretiyle (şapkalı) kullanılmalıydı: “Âmâ kız kurtarılamadı.”
Feyza Hepçilingirler şimdiye kadar “bağlaç” görevleriyle ele aldığımız “ama” sözcüğünün ilgeç (edat) göreviyle de kullanıldığını ileri sürmüştür: “Dikkat çekme: ‘Kızarım ama!’, ‘Döverim ama!” Hepçilingirler yazısında bir de ‘uyarıda’ bulunur:
“Bu sonuncuyu neden bağlaç saymadığımızı açıklamaya gerek var mı? Bağlaç olması için, ‘ama’nın öbür yanında, bağlayacağı bir başka öğe daha olmalı, değil mi? Bağlanacak en az iki şey yoksa bağlama işlemine de bağlaçlık görevini yapacak bir sözcüğe de gerek yok. Üstelik ‘Kızarım ama!’, ‘Döverim ama!’lardaki ‘ama’lar, ilgeç karakteri göstererek kendisinden önceye yönlendiriyor dikkati.”
Yazıyı bitirirken Murathan Mungan’ın “Gece Nöbeti” şiirinin son bölümünden hüzünlü bir “ama” kullanımı paylaşayım:
…
artık daha az seviyorum seni
unutur gibi, ölür gibi daha az
yeniden ödetiyorum kendime
onca aşkın öğretemediğini
kolay değildi
yalnızca sevgilimi değil, evladımı da kaybettim ben
kaç acı birden imtihan etti beni
bir tek gece vardır insanın hayatında
ömür boyu sürer nöbeti
bu da öyleydi,
iyi ol, sağ ol, uzak ol
ama bir daha görme beni.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Suha Çalkıvik
Seslendirme sanatçısı, öğretim görevlisi ve İTÜ Radyosu'nun Yayın Koordinatörü. Uzun yıllar TRT’de dublaj sanatçısı olarak çalışan Çalkıvik, NTV haber kanalının kuruluşundan itibaren tanıtımlarını seslendirdi. 1992'den beri İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışıyor; #tarih dergisinin Türkçe köşesini yazıyor.

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





