Halkın arasına karışmayan imparator olur mu hiç?

Japonya İmparatorluk ailesinin Instagram'a katılması, 2. Dünya Savaşı'nın bitişi ve popülist siyaset birbirlerinden bağımsız değil.
Halkın arasına karışmayan imparator olur mu hiç?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Japonya’da imparatorluk ailesi Instagram’a katıldı. Paylaşımları, hesabı açarak hitap etmeyi umdukları genç neslin paylaşımlarından ziyade devlet basın bültenlerini andırıyor. Japonya’nın imparatorluk ailesi, günümüzde varlığını sürdüren önemli kraliyet ailelerinin bütünsel bir sosyal medya varlığı sürdürmeyen sonuncu örneklerindendi. Mevcut İmparator Naruhito, bundan beş yıl önce tahta çıktığında imparatorluk ailesini “modern çağa taşıyacağına” söz vermişti.

Mücevher Ses Yayını

Biz hikayeye biraz daha, hatta neredeyse tam 100 yıl geriden başlayalım. 1926 yılında İmparatorluk tahtına Naruhito’nun dedesi olan Hirohito oturmuştu. Hirohito, Japonlar tarafından yaşayan bir tanrı kabul ediliyordu. İmparator asla saraydan çıkmaz, halktan bütünüyle ayrışık bir hayat yaşardı. 1954 yılının Ağustos ayının ortasına geldiğimizde, Hirohito’nun imparatorluğu 2. Dünya Savaşı’nın en ağır günlerini yaşıyordu. Amerika Birleşik Devletleri, yüz binlerce insanı ayırt etmeden anında öldüren; toprağı, havayı ve denizi nesillerce zehirleyecek nükleer bombaları 6 Ağustos’ta Hiroşima’ya, 9 Ağustos’ta Nagasaki’ye atmıştı. Sovyetler, Japonya’ya savaş ilan etmiş; ABD, İngiltere ve Çin, Postdam Konferansı’nda Japonya’nın teslim olma koşullarını bildirmişti.

Hirohito, savaş hâlinin devam ettirilemeyeceğine karar verdi ve tarihte ilk kez, 15 Ağustos 1945’te, Japonya halkına radyo dalgaları üzerinden seslendi. “Mücevher Ses Yayını” (Jewel Voice Broadcast) adıyla anılan bu ulusa seslenişi dinlemek için Japonya halkı en şık kıyafetleriyle radyonun başında bekliyordu. Hirohito, Japonya’nın son gelişmeler ışığında kendisine iletilen şartları kabul ettiğini söyledi. Evet söyledi ama bunu sarayın dışında kimsenin tam olarak anlamadığı Klasik Japoncayla yaptı, hâliyle halk da bu yayının kelimelerini değil, tanrı olarak gördükleri İmparator’un ulusun zor bir anında kendilerine seslendiklerini duydu. Bu “mücevher ses” ile cesaretlenen birçok kişi, savaşmaya bir süre daha devam etti. Elbette bu yanlış anlaşılma radyo sunucuları tarafından çok geçmeden giderildi ancak saray ile halkın kopukluğunu anlatan bu anekdot miras kaldı.

Instagram ve popülist siyaset

Dönelim 2024’e... Japonya imparatorluk ailesi bir kez daha son teknolojiden faydalanarak “sıradan halk” ile iletişime geçmeye çalışıyor. Bu sefer ses dalgaları değil, aydınlatılmış pikseller ulaşıyor halka ama fotoğrafların içeriği Hirohito’nun kelimeleri kadar yabancı. Paylaşımlar yorumlara kapalı. Peki İmparator’a Instagram’da hesap açtıran ne? Japonya İmparatorluk Ajansı, "Sosyal medyaya katılarak genç nesiller arasında imparatorluk ailesinin ne yaptığına dair ilgi uyandırmayı ümit ediyoruz" diyor. İstenilen şey genç nesillerle yakınlaşmak gibi görünse de asıl hikaye gençlerin bu yöndeki talebine karşılık verebilmek.

Özellikle gençlerde görülen bu talep, yani sosyal ve politik güç sahibi kişilerin direkt kendileri olarak daha erişilebilir olması, sadece Japonya’da değil, dünyanın her yerinde tecelli ediyor. Bunun altında yatan sebep ise on yıllardır siyaset kurumlarının, hatta devletlere ait ve uluslararası neredeyse her kurumun gittikçe daha az güvenilir olarak görülmesi. Bu durum, özellikle de siyaset kurumlarına güvenin aşınmasına, siyaset sahnesine popülist liderlerin, kurum-karşıtı retoriğin çıkmasına sebep oldu. İnsanlar artık güçle ilişkisini kurumlar üzerinden değil, bireyler üzerinden kurmaya daha yatkın duruyor. Türkiye siyasetinde de seçimlerin ardından konuşulduğu üzere, siyasi figürlerin siyasi partilerin önüne geçmeye başlaması söz konusu.

Gençler evet ama siyaset kurumlarından artan şüphe duyan herkes biraz daha dikkat ediyor güçlü koltuklarda oturan insanların kim olduğuna. Bunu da her zaman el sıkışarak yapamayacağı için o kişinin X üzerinden filtresiz sözlerine (Trump), Instagram üzerinden hayatlarından karelere erişebilmeyi istiyor. “Performans olarak politika” meselesini içselleştiren siyasetçiler bu durumu kendi lehlerine kullanırken medya tüketicisi, makyajlanmış ve filtrelenmiş mesajları sahici sayabiliyor. Tabii bu durumda aldatıldığını hissettiği zaman, örneğin geçen haftalarda İngiltere Kraliyet ailesinin üzerinde oynanmış resimler paylaşması, çığ gibi büyüyen bir tepki ve hesap sorma zamanı geliyor.

Japonya İmparatorluk ailesi şimdilik halkın dijital arasına karışma meselesinde yalnızca mecra olarak bir adım atmışa benziyor. Ancak halkın kurumlara yönelik kuşkuculuğu arttıkça daha bireysel fotoğraflar paylaşmak durumunda kalabilir, bunu yaparken de her birimiz gibi görünmesini istedikleri anları seçebilir. Japonya’yı takip eden kişiler bunun yakın zamanda olacağını düşünmüyor. Günün sonunda, güçlü koltuklarda oturan kişiler kurumsal veya bireysel bir meşruiyet kazanmak durumunda ve şimdilik İmparatorluk ailesinin kurumsal kredisi yeterli duruyor. Ancak kendileri de toplumla bağları güçlendirme ihtiyacı sezmiş olacak ki, halkın dilinden konuşmasa da halk ile konuşmaya çalışıyorlar. “Mücevher Ses” mirası, bunun ne kadar ters tepebileceğini, mesafeyi azaltmak şöyle dursun, mesafenin farkına varılması anlamına gelebileceğini hatırlatıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

🌎 İsrail'e tepkiler, Haiti'de kaos

İsrail'in WCK'nın 7 personelini öldürmesinin ardından tepkiler. Trump'a konuşma yasağı. Başkenti çetelerin ele geçirdiği Haiti'de başbakanın istifası sonrası durulmayan şiddet. Ukrayna cephede zorlanıyor.

04 Nis 2024

Ralph Tedy Erol/Reuters

YAZARLAR

Alp Akiş

Politika Editörü

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak