
“Mekânın, entelektüel temsilin yansımasından, okunur-görünür olandan ibaret olmadığı; öncelikle işitildiği (dinlendiği) ve (el kol hareketleri ve fiziksel yer değiştirmeler aracılığıyla) etkide bulunduğu unutulur.”
H. Lefebvre
Unuttuk sahiden de değil mi?
Pandeminin bizleri içinde tuttuğu sürekli tekrar hâlleri, virüsün Müzikli Mevzular’ı bir kez daha vurarak bu sefer Antalya şubesini ziyareti derken bu haftanın mevzusu, bizden duymaya artık alıştığınızı düşündüğüm, üzerine düşünmekten kendimi alamadığım bir noktaya döndü. Mekân kavramı ve bu mesele üzerinden sorularla yoğrulma… Tüm bu akışa beni yeniden çeken Henri Lefebvre…
… Koşulları içeren mekân, bu koşulların imkân tanıdığı şeyi engelleyen mekânla örtüşür …
H. Lefebvre
Müzikli Mevzular’ın hazırladığı ilk video serisi “Viral Mevzular”da biraz bunu da eşeleyip pandeminin getirdiği, hızlandırdığı yeni performans buluşmaları bir mekânsızlık yaratır mı, sorumuza da cevap aramıştık. Sonra, bunun yeni bir mekân açtığını, bir mekânsızlaşmadan belki çok da bahsedemeyeceğimize karar vermiştik. Ancak şimdi, elimde Henri Lefebvre’nin 1974 yılında yayımlanmış ve bence hâlâ günümüze dair de çok şeyi düşünmemize yardımcı “Mekânı Üretmek” (The Production of Space) * kitabı, aynı konuya dönüp bakıyorum. Acaba mekânsızlaşma (spacelessness) bizim anladığımızdan başka nasıl ele alınabilir, yaratılan yeni alanlarla mekânın ötesine geçmiş bir performans biçiminden bahsedebilir miyiz, gibi soruları kastediyorum.
Aynı noktaya nasıl döndüğüme geleceksem, geçtiğimiz günlerde elimde telefon kendimi bilmem kaçıncı kez instagramdan canlı konser / festival takibinde buldum. Online festival ve konserler ilk günlerin telaşı geride kalınca daha hesaplı, organize olmuş halde yürümeye başlayarak bir program akışı da takip edebilir; hatta bazı etkinlikler için kendi belirlediğimiz meblağlarla bilet alabilir bir hâle geldi. Dolayısıyla, mekânı paylaştığımız performansla var etme pozisyonumuz alan değiştirdi ve benzerini ya da başka bir formuyla bir ihtiyacı gidermemize yarayan / yardım eden yeni mekânlar devreye girdi. Şimdi, bence mekân kavramının çizgileri bir nebze şeffaflaşarak nerede olursak olalım “buluşmak” dediğimiz yeni bir performans hâlini de aldı. Yani mekân algımızla birlikte ortak performansımız da sanki mekânlar ötesi bir ilişkiye yeniden dönüşüyor, yeniden inşa oluyor.
Kendine Has instagram hesabından yayınlanan, Evde Kal Fest Nisan başına kadar bir program açıkladı ve geçtiğimiz hafta 11 Mart akşamı Sertap Erener’i dinledik. Sahnede, mekânın yardımıyla belki duymadıklarımızı, bir akustik performansta daha net duyup farkedemediklerimize odaklandığımız ve bir mahalde buluşulmuş olsa bizi rahatsız edecek dinleyici gürültüsünü ekran altında takip edip durduk. Gelecek günlerde, 17 ve 20 Mart tarihlerinde, Gaye Su Akyol ile Son Feci Bisiklet gibi isimleri dinleyecek/izleyecek ve altta akan yorumlarda yeniden kaybolacağız(!). Ayrıca sürprizli yayınlar olacağı da duyurulan festival programını düşündüğümde, festival dediğimiz şeyi bir kez daha anlamlandırmaya çalışıyorum. Konaklamalı festival alanlarında sunulan kurgulanmış bir gündelik pratik gözlemim; zaman içinde yerini, yurt dışında izlediğim tek güne ve bazen tek bir mekâna sığan o sahneden diğerine koşup bir yandan söyleşi takviminde kaybolma deneyimine bıraktığında, mekân kurgusunun yalnız performans odaklı bir katılıma yönlendiricilikte değiştiğini düşünmeye bırakmıştı. Ancak şimdi, başka bir örnek vererek, yine festival adının geçtiği (limitler dahilinde) bir saatlik performansların günlere yayıldığı; çevrimiçi kanalların mekânlaştığı, dinlerin aktif olma ve varlık gösterme hâlinin anlık, ama yazılı bir kalıcılıkta olduğu, entelektüel ya da sosyal performanslara dönüştü. Örneğin; 13 Mart akşamı +1 FEST (@artıbir) instagram hesabında izlediğim Pentagram, anı fiziksel olarak da paylaşabildiği canlı konserlerde dinleyicisine (sesle) söylettiği parçanın katılımı için “parmaklara kuvvet” diyor ya da “yattığımız yerden, pijamamızla” da olsa onları izlediğimize teşekkür ediyor. Bu arada dinleyici sahiden parmaklarına kuvvetle bir şarkı boyunca sözlere eşlik etmeyi de başarıyor. İşte buradan sonra yeniden Lefebvre’nin elimde tuttuğum kitabına dönüp; ” … fiziksel mekân, pratik-duyumsal mekân, gecikmiş entelektüel kazanımların yansımalarına karşı, bilgi yoluyla indirgemelere karşı onarılır ve yeniden oluşturulur. …” (syf 215) dediği satırları okuduktan sonra, bir soru daha soruyorum. Acaba bu günlerde yeni mekânları, ancak biraz tersine (Lefebvre’nin bu bölüm anlatısına işaret ederek) işleterek entelektüel temsillere dayalı transparan mekânlar olarak mı inşa ediyoruz?
Üretimin bir de elbette tüketim kısmı var ki, onun için zannediyorum pandemi koşullarının iyice hafiflemesini beklemek ve sindirilmiş, belki yeniden alışılması gereken müzik dünyalarını izlemek gerekecek.
*Henri Lefebvre, Mekânın Üretimi, Sel Yayıncılık 2014 (Işık Ergüden Çevirisiyle)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Tuğçe Hakarar
Müzikli Mevzular

Müzikli Mevzular
Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR




