Masal anlatıcısı Judith Malika Liberman röportajı: Bölüm 1.

Bir masalcı ne anlatır bize? Judith Malika Liberman yetişkinlere masallarıyla bilinen, bize gerçekliği en eskilerin diliyle aktaran bir isim. Sadece sohbet ederken bile gerek tarzı gerek ses tonuyla alıp bu gerçeklikten masallar dünyasına götüren hikaye anlatıcısının dünyasına giriş yapıyoruz.
Masal nasıl bir yol oldu senin için?
Derler ya “Çocukken kazana düşmek” diye. Bir kazanın içine düştüm ben de çocukken. 70’lerde ailemin kurduğu bir komün vardı. Burada her tür halk sanatına ilgi duyuluyordu. O dönemde insanlar Avrupa’da moderniteden uzaklaşıp eski yaşam tarzlarına merak salmışlardı. Annem ve babam arkadaşlarıyla beraber bu halk sanatlarını kapsayan bir dernek kurdular. Bu süreçte annemlerin arkadaşlarından masalcılıkla ilgilenenler oldu. Ben de genç yaşta bu alanın içine atıldım. Dernek bünyesinde masalla ilgilenen insanlar vardı ve masal festivalleri düzenlenirdi. Dolayısıyla çocukluğumda sürekli masal dinleme fırsatı kazandım. İlk eğitimimi 14 yaşındayken aldım, 19 yaşındayken Paris’te konservatuvarda masal anlatıcılığı bölümünü okudum. Sonra da okullarda, kütüphanelerde, kitabevlerinde, huzur evlerinde masallar anlatmaya başladım. Bir süre Amerika’da çalıştım. Orada da büyük bir masalcılık hareketi var ama Türkiye’ye geldiğim zaman burada masalcılık alanında yeniden canlanma olmamıştı. Avrupa’da, Amerika’da 70’lerde başlayan yeniden canlanma hareketi Türkiye’de siyasi ve politik koşullar nedeniyle yaşanmamıştı. Gündem çok başkaydı. Aynı zamanda Türkiye’de o dönemlerde sözlü anlatımlar, halk sanatları kaybolmamıştı.
Masal anlatıcılığı nedir peki? Ne bekliyor, ne arıyor, ne buluyoruz masallarda?
Masalcı sadece masal ile ilgilenmez. Benim sanatım sözlü bir sanattır: Deyiş vardır içinde, deyin vardır, şiir vardır... Sözlü aktarılan her şeydir masal. O yüzden ben masalcılık demiyorum buna, anlatma sanatı demeyi tercih ediyorum. Çünkü yazı olmadan iki kişinin arasında kurulan bağdan bahsediyoruz burada. Mükemmel bir şey bu. Kalıcılığı ve keskinliği var ve sözlü bir şekilde aktarılan her şey duygusal olduğu ve belli bir kontekst ile beraber yapıldığı için fazla hatırlanır ve daha fazla duygusal bağ kurulmasına olanak sağlar.

Herkesin hayatı bir hikayedir. Senin masalına değinelim, masal anlatıcısı masalını nasıl yaşıyor?
Hayatı masal olarak var sayıyorsun ya hani, herkes masalı pozitif olarak düşünür ama masal pozitif bir şey değildir. Zor ve uzun yollardan geçersin masalda, kurdun midesinde kaybolursun... İşte benim masalım da öyle. Benim de kuyunun dibine düşüp kaybolduğum oldu, beni de kurtlar yuttu. Masal aslında simgesel yolculuktur.
Birçok masalın amacı; senin en büyük korkularınla yüzleşmeni, onların üstünden geçip onlara rağmen yolculuğunu devam ettirmeni ve eve dönüş yolunu bulmanı sağlamaktır.
İnsanlarda masal konusunda bir önyargı var. Masal gibi bir düğün, masal gibi bir yaşam... Hayır, masalların sadece sonu pozitiftir. Kurgu böyle olmalıdır zaten. Hayatında bir sürü kaosla karşılaşırsın ve arayışa çıkarsın, en büyük korkunla yüzleşip güçlenirsin. Bu deneyiminden bir kazanımın olur ve eve döndüğünde daha güçlü olursun.
Dolayısıyla herkesin hayatı bunu takip eder, önemli olan farkındalık diyorsun?
Evet, zaten hayatın bu döngüyü takip ettiğini fark etmiyorsan depresyona girersin. Hayatına baktığın zaman 2 farklı şekilde bakabilirsin biri kronolojik, olması gereken şeylerin listesi gibi, gün sıralaması, olay zamanlaması. Eğer birbirini takip eden olaylar dizisi olarak görüyorsan hayatı o zaman sebep kaybedersin, amaç kaybedersin, anlam kaybedersin. Hayatın tadı, lezzeti kalmaz. Dikkat edersen buna doğru bir hareket var insanlarda. İnsanlar artık daha fazla -yapılması gerekenler- listesi çıkarıyorlar. Aslında hayatına nefis ajandaları, proje takip etmek için excell tabloları koyduğun zaman kıskaca giriyorsun. Excell tablosu döngü değil, çizgidir. Tüm listeler çizgiseldir. İşte ana sorun o. Oysaki hayat çizgi değil, hayat döngüdür. Hayatı döngü olarak görmüyorsan koparsın. Birçoğumuz için kaybettiğimiz ilk döngü: Mevsimdir. Mesela 1 seneyi sadece birbirini takip eden 12 ay olarak görüyorsan bir döngüden kopuyorsun. Halbuki her yeni mevsimi kutlamak, hayatının ritmini ona göre ayarlamak önemli. Gün içinde bile bir döngü vardır. Bir amacın var mı? Neredesin? Bunları fark etmek önemli. Biz hepimiz birer kahramanız. Hepimizin yolculuğu bu şekilde.
Judith ile sohbet çok uzundu, bu röportajın devamı da önümüzdeki haftanın bültenine yerleşti. Masal anlatıcısıyla masalın derinlerine inmeye haftaya devam edeceğiz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

Page
Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...
İLGİLİ OKUMALAR



