"Her ne olursa olsun çocuklardan yana taraf tut.” ve “‘Tamam, ben oldum.’ düşüncesinden sıyrıl.” Seval Binici ve Durukan Atik ile söyleşi

Biri uzun yolculuğunu hep “yeniden” diyerek başa sarıyor, çözüm yolları arıyor ve nitelikli eğitim için mücadele ediyor; diğeri ise yeni başladığı yolunda, herkesi dinliyor, neler yapabileceğini düşünüyor ve mücadele etmekten korkmadan emin adımlarla ilerliyor.
"Her ne olursa olsun çocuklardan yana taraf tut.” ve “‘Tamam, ben oldum.’ düşüncesinden sıyrıl.” Seval Binici ve Durukan Atik ile söyleşi

Görsel betimleme: Görselde Süheyla Tokyay'ın Konya Öğretmen Okulu'nda öğrenciyken çekildiği 1954 yılından siyah beyaz bir fotoğraf yer alıyor.

Süheyla Öğretmenimizden sonra diğer konuklarımız Seval ve Durukan.  Seval, 15 yılı aşkın süredir öğretmenlik yapıyor. Çocukluk sosyolojisi alanında çalışmalar yürütüyor ve öğrencileri için faydalı gördüğü tüm çalışmalar için büyük emek harcıyor. Durukan, ise öğretmenliğinin ikinci yılında; Seval’le aynı okulda öğretmenlik yapıyor. Yüksek lisans tezi için öğrencilerine yaratıcı oyun çalışmaları yaptırıyor. Seval de bu oyunların etkisini gözlemleyen öğretmen rolünde.

Ne zaman sohbet etsek, konumuz eğitim çerçevesinde dönüp duruyor. Yaratıcı fikirler not ediliyor, fark edilmeyen hatalar üzerine neler yapılabilir, diye uzun uzun düşünülüyor. Umut, ne sohbetten ne de masadan ayrılıyor. Yanı başımızda bize eşlik ediyor. Bu özel bültende de onların olmasını özellikle istedik. Biri uzun yolculuğunu hep “yeniden” diyerek başa sarıyor, çözüm yolları arıyor ve nitelikli eğitim için mücadele ediyor; diğeri ise yeni başladığı yolunda, herkesi dinliyor, neler yapabileceğini düşünüyor ve mücadele etmekten korkmadan emin adımlarla ilerliyor. Bu yüzdendir ki ilk sorumuz “Öğretmen olmaya nasıl karar verdiniz?” oluyor. 

Seval, “Tesadüfen öğretmen oldum, öğretmen olmaya dair bir motivasyonum hiçbir zaman olmamıştı.” diyor. Durukan ise, “Öğretmen olmaya lisede karar verdim ama ilkokul öğretmenimin de bu konuda zemin hazırladığını söyleyebilirim. Onun öğrencilere esprili yaklaşımı ve bir nevi sınıfta ortamında tahtayı bir sahne, bizleri de bir izleyici olarak görmesi, aslında benim de öğretmenliği o zamana kadar kafamda ‘otoriter’ ve sadece ‘durmadan ders anlatan sıkıcı bir meslek grubu’ olması düşüncesini değiştirdi. Öğretmenliği bir nevi öğrencilerle karşılıklı eğlendiğimiz bir sahne şovu olarak görüp, öğrencilerle etkileşimli bir ders işlemek o zamandan aklıma yatmıştı. Ama sahne şovu motivasyonu noktasında tabii ki lisede tiyatrocu olma hayalimin de etkisini de yadsıyamam.” diyerek sorumuzu cevaplıyor. 

Öğretmenlere dair oluşan kalıpyargılar, iyi örnekler, geçmişten getirdiklerimizi düşündürüyor bize. Tam da geçmişe giderken Seval’e, “Mesleğe başladığın ilk zamanki hâline, o Seval’e neler söylemek isterdin?” diye soruyoruz, büyük bir merakla. 

“Seval, her ne olursa olsun çocuklardan yana taraf tut. Onlar eğitim ekosistemindeki en kırılgan paydaş. Herkes onları şekil verilecek bir hamur gibi görse de sen onların kendi varoluşunu yaratma potansiyeli olan özneler olduğunu hatırla. Çocuklarla yaşamaya, çocuklarla üretmeye bak, kimsenin onları yarıştırmasına izin verme. Beraber başaracaklarınız başkalarına karşı başaracaklarınızdan çok daha kıymetli.” diyor. 

Ettiğimiz sohbetlere gidiyoruz. Öğrencileri için yaptıklarına, karşılaştığı engellere. Geleceğe dair beklentilerine. Gelecek aklımızdayken Durukan’a “Meslekte 10-15 yıl sonraki hâline neler söylemek isterdin?” diye soruyoruz. 

Durukan, “10-15 sene sonraki kendime mutlaka ve mutlaka o ortamın gerektirdiği en başta eğitim teknolojisi ve mantalitesini takip etmesini ve eğer varsa yaşın ve biriken tecrübenin getirdiği artık ‘tamam, ben oldum.’ düşüncesinden sıyrılıp öğrencilerin dilinden anlamak adına popüler kültür ve güncel eğitim anlayışını araştırıp takip etmesini, ama bunu yaparken zorunda olduğu için değil, aslında öğrenci-öğretmen ilişkisini dinamik tutmak adına yapmasını söylerdim. Öğretmen olarak gelecekteki hâlime son tavsiyem, belki daha genel olacak bu, öğretmenin motivasyonu üzerine. Yani öğretmen kendini iyi hissederse öğrencilerine faydalı olabilir, sınıf bir sahne ve bu sahnede öğrencileri de şovun bir parçası hâline getirmek için öğretmenin öğrencileri motive etmesi gerekiyor.” diyor. 

Her ikisinin de söylediği birliktelik hâli çok hoşumuza gidiyor. Yaşadıkları engeller, kırgınlıklar ne olursa olsun öğrencilerle birlikte aşmaya çalışmaları ve kendi motivasyon kaynaklarını aramaya çalışmalarını aklımızın bir köşesine tebessümle not ediyoruz. Merak ettiğimiz şey, öğretmenleri oluyor. Durukan’ın öğretmen olma motivasyonunda bahsettiklerini düşünüyoruz ve “Öğrencilik yıllarından hatırladığın ve seni çok etkileyen bir öğretmenin olduysa ona neler söylemek isterdin?” sorusu her ikisine de soruyoruz.

Seval, “Sarılıyorum öğretmenime, Aziz, Bülent, Pelin, Orhan, Faik. Özellikle de bu beş öğretmenime. İçten, samimi, paylaşımcı, kapsayıcı olduğunuz teşekkür ederim. Bazen bazıları, hem de öğretmen olan, yüreğimde yaralar açsa da sözleriniz hep merhem oldu. Sözleriniz kulaklarımda. Hep, Seval, sen harika bir insansın, harika işler yapacaksın, derlerdi. Harika işler yapmadım belki ama hep inanıyorum yapacağıma. İyi ki inandınız bana.” diyerek kendine inanan öğretmenlerine sarılıyor. 

Durukan ise, “Oldu ve belki de bu noktada özellikle öğretmen olma noktasında zemin hazırlayan ilkokul öğretmenim ve lisedeki edebiyat öğretmenlerimi anmadan geçemem. Onlara aslında bu mesleği belki bilerek ya da bilmeyerek bir yaşam biçimi olarak yansıttıkları ve benim gibi birçok öğrencide öğretmenlik mesleğine farklı bir bakış açısı kazandırdıkları için teşekkür etmem lazım. Özellikle ilkokul öğretmenime söylemek istediğim aslında belki onca seneden sonra şimdi anlıyorum ki öğretmenlik gerçekten zor bir meslekmiş ama öğretmenliği sadece bir meslek olarak görüp öğrencilerine dokunamayanlar için…” diyerek öğretmenlerine teşekkürlerini dile getiriyor. 

Bu cevaplardan sonra oturup düşünüyoruz. Süheyla Öğretmenin 66 yıllık öğretmenlik hayatı, Seval’in ve Durukan’ın söyledikleri. Hayatımızda yeri olan onca anı, onca sevinç, onca hüzün. Bizi biz yapan şeyler. Hayat, kısaca. Teşekkür ediyoruz bizi biz yapan tüm öğretmenlere. Hayata.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

özel bülten: öğretmenler günü

özel bülten iki: öğretmenler günü özel.

24 Kas 2021

özel bülten: öğretmenler günü

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR