Hükümetin “aile düzenlemesi” hazırlığı: Kadın örgütleri neden tedirgin?

Boşanma ve nafaka düzenlemeleri, uzun süredir AK Parti'nin gündemindeydi. Birkaç kez gündeme alınan ve sonrasında tepkiler üzerine rafa kaldırılan bu tartışma, şimdi hiç olmadığı kadar sıcak.
Hükümetin “aile düzenlemesi” hazırlığı: Kadın örgütleri neden tedirgin?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

AKP, uzun bir süredir “aile” kavramını siyasetinin odağına oturtmuş durumda. Buna paralel olarak 2025 yılı da “aile yılı” olarak ilan edildi.

Bunun nedenlerinden biri olarak düşen nüfus hızı gösteriliyor. Kamuda çalışan eşlere yönelik hazırlanan düzenlemeler de bunun kanıtı. Birden çok çocuğun teşvik edilmesi, buna yönelik teşvik sistemleri getirilmesi, mesai düzenlemeleri yapılması…

Ancak parti içerisinde eskiden bu yana boşanma-nafaka düzenlemeleri de tartışılıyor. Birkaç kez gündeme alınan ve sonrasında tepkiler üzerine rafa kaldırılan bu tartışma, şimdi hiç olmadığı kadar sıcak. Düzenleme yapıldığını ve kesin olarak TBMM’ye getirileceğini bizzat Adalet Bakanı söyledi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un açıklamasını anımsayalım:

“Boşanma davalarıyla maddi tazminat, nafaka ve mal rejiminin ayrılması, boşanmanın bir an önce gerçekleştirilip diğer davaların ayrıca devam ettirilmesi gerekiyor. İki davanın birarada sürdüğü çekişme davaların uzamasına, 10 yıl süren boşanma davalarına yol açıyor. Bu da tarafların kendilerine yeni bir hayat kurma imkanını ortadan kaldırıyor. Dolayısıyla buna çalıştık, aile mahkemesi hâkimlerini topladık. İstinaflı aile mahkemesi davalarına bakan hakimlerimizle İstinaf Dairesi başkanlarımız, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin başkan ve üyeleriyle biraraya geldik. Sorunu tartıştık. Vatandaşlarımızın boşanma davalarındaki sorunları ortadan kaldırmak istiyoruz. Burada arabuluculuğu da tartıştık." 

Aile arabuluculuğu 

Tunç’un ortaya attığı “aile arabuluculuğu” kavramına hukukçular uzak değil. Avrupa ülkelerinde örnekleri de var. Üstelik aileyle de sınırlı değil. Birlikte yaşayan çiftlerin hukukunun korunması adına, partnerlerin ayrıldığı hâllerde de devreye girebiliyorlar. Ancak Türkiye gibi ülkeler açısından bu sistem birçok soru işareti barındırıyor. Tunç, sistemi özetle şöyle anlatıyor:

“Bu, Avrupa ülkelerinin çoğunda var. Bu bizde de olabilir. Bununla ilgili sempozyumlar yaptık ve aile arabuluculuğunu da ülkemize kazandırmak istiyoruz. Boşanma davası öncesinde tarafların belki küçük tartışmadan kaynaklanarak büyüyen, aslında aralarında geçimsizlik yokken sadece avukata yazdırdığı o dilekçede ağır ithamlar söz konusu olabiliyor. Ağır ithamlarla karşılaşan karşı taraf, kadın veya erkek, o dilekçeyi aldıktan sonra bir daha o evliliğin düzeleceğine inanmıyor. Taraflar birbirlerine tam düşman oluyor. Duruşmaya geldiklerinde de ailenin bütün mahremiyeti herkesin önüne dökülmüş oluyor. Çocuklar örseleniyor. O nedenle akademisyenlerin görüşleri bu konuda önemliydi.

Dünyadaki uygulamalara baktık. Burada aile arabuluculuğunun çok faydalı olacağına inanıyoruz. Boşanma konusunda da anlaşabilirler arabuluculukta ve mahkeme onayıyla kısa sürede sonuçlanır. Boşanma konusunda anlaşma olmazsa mahkemeye gidilir, süreci daha sakin ve daha olgun şekilde başlatmış olurlar. Dolayısıyla Aile Yılı'nda, aile hukukuyla ilgili önemli yargı paketini, öncelikle görüşlere açacağız, sonrasında da milletvekillerimizin takdirlerine arz edeceğiz."

Tunç, bir başka açıklamasında da sözlerini şöyle tamamladı:

“Boşanma davası öncesinde tarafların belki küçük tartışmadan kaynaklanarak büyüyen, aslında aralarında geçimsizlik yokken sadece avukata yazdırdığı o dilekçede ağır ithamlar söz konusu olabiliyor. Ağır ithamlarla karşılaşan karşı taraf, kadın veya erkek, o dilekçeyi aldıktan sonra bir daha o evliliğin düzeleceğine inanmıyor. Taraflar birbirlerine tam düşman oluyor. Dolayısıyla Aile Yılı’nda, aile hukukuyla ilgili önemli yargı paketini, öncelikle görüşlere açacağız, sonrasında da milletvekillerimizin takdirlerine arz edeceğiz.” 

Nelere bakıyor? 

Aile arabulucusunun baktığı dosyalar da belirgin. Olaylara özgü olarak elbette başlıklar değişebiliyor. Ancak genel olarak şöyle özetlenebilir:

  • Boşanma sürecinin ne zaman ve nasıl işleneceği  
  • Eşler arasındaki iletişimin ve etkileşimin planlanması 
  • Mali konular  
  • Mal paylaşımları  
  • Diğer özel konular  
  • Çocuğun nasıl destekleneceği 
  • Çocuğun ebeveyni ile iletişim ve etkileşimlerine ilişkin düzenlemeler 
  • Tatil sürecine ilişkin düzenlemeler  

Önce ikna

Ama Türkiye’de bu sistemin nasıl işleyeceği soru işareti. Adalet Bakanı’nın sözlerinden de öncelikle arabulucunun boşanma konusunda öncelikle “Emin misiniz?” sorusunu yönelteceği anlaşılıyor. Kimler arabulucu olacak, nasıl çalışacak, özel eğitimden geçirilecek mi, standart görevleri olacak mı, bunlar da belirsiz.

İkinci ve asıl sorunlardan biri şiddet gören kadınlar için nasıl bir uygulamanın olacağı. Bu kadınlar için de öncelik arabulucuda olursa tarafların nasıl biraraya geleceği, ortada çocuk varsa nasıl hareket edileceği de bilinmiyor.

Nafaka tartışması 

AKP’nin uzun yıllardır “hayat boyu nafaka” sistemini değiştirmek istediği biliniyor. Buna gerekçe olarak da kısa süren evlilikler sonrası erkeğin hayat boyu ödeme yapmak zorunda kalması gösteriliyor. Bazı özel dosyalardaki örnekler sıralanıp mağduriyet yaşandığı ifade ediliyor.

Aynı pakette bu sistemin kalkması durumunda arabulucu, tarafları, belli bir süre nafaka ödenmesi konusunda ikna etmeye de çalışacak. Mal paylaşımı da sorunlu hâle gelebilecek.

Boşanmadan sonraki süreç

Boşanma davaları ile mal paylaşımı davalarının ayrılması da bir başka başlık. Arabulucuda çözüm bulunmazsa boşanmaya paralel olarak mal paylaşımı davası açılacak. Bakan, 10 yıl süren davaları buna örnek gösterdi.

Boşanma gerçekleşirse, mal paylaşımı davası da bitmezse ekonomik özgürlüğü bulunmayan, çalışmasına engel olunan, mal verilmeyen kadınların hayatlarını nasıl sürdüreceği de bir başka muamma.

Avrupa örnek mi?

Kadın örgütleri de tam bu nokta üzerinde duruyor. Avrupa ülkelerindeki örnekler, daha eşit koşullardaki taraflar arasında… Türkiye’de ise kadınların sosyo-ekonomik durumu ile erkeklerin durumu arasında bariz farklar ve eşitsizlikler var.

  • Kadın hukukçular bu nedenle anayasadaki eşitlik ilkesine dikkati çekiyor ve bu eşitlik sağlanmadan atılacak adımların felakete dönüşebileceğini söylüyor.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, yaptığı açıklamada, bunlara dikkat çekerek, “Boşanmaların kadına şiddet olaylarından olma yüzdesinin bu kadar fazla olduğu bir ülkede mekanizmaları güçlendirmeden, kadını ekonomik güçten mahrum bırakarak, üstelik İstanbul Sözleşmesi’nden çıkarak korumasız bıraktığınız kadınlar için aile arabuluculuğu yapmak fikri yanlış” ifadelerini kullandı. 

Bütün bu eşitsizlikler, dezavantajlı konum giderilmeye çalışılacak mı yoksa şekli bir eşitliğin bulunduğu varsayılarak daha derin yaralara mı yol açılacak, birlikte göreceğiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu

Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?

Demokrasi krizleri ilk bakışta afetlerle ilgisiz görünebilir. Oysa afet yönetimi literatürü tam tersini söylüyor. Türkiye'de de mutlak butlan kararıyla birlikte, belediye başkanlarının tutuklanmasıyla derinleşen siyasi gerilim sürecine bir kurumsal belirsizlik daha eklendi. Türkiye’nin deprem gerçeği ise durduğu yerde duruyor.

23 Tem 2026

Karar almak ya da alamamak: Mutlak butlanla afetler birbirine nasıl bağlanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor

CHP Genel Başkanlığı'ndan uzaklaştırılan Özgür Özel'in 83 milletvekilinin katıldığı son grup toplantısında yeni parti hazırlıklarını duyurmasının ardından partide art arda istifalar yaşandı. CHP'den istifa eden üyeler, neden istifa ettiklerini ve bundan sonra nasıl bir yol izleyeceklerini Aposto'ya anlattı.

Melisa Gülbaş

·

22 Tem 2026

Yeni parti gündemi: CHP'den istifa eden üyeler partiden neden ayrıldıklarını anlatıyor
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?

Westminster siyasetinin geleneksel işleyişine karşı halk arasında biriken öfke, kendini Londra merkezli sistemin dışından geliyormuş gibi konumlandıran eski Manchester Belediye Başkanı, yeni Başbakan Andy Burnham için ilk aşamada bir avantaj sağlıyor şüphesiz. Ancak şimdilik adeta “İngiliz siyasetini kurtaracak bir halk kahramanı olarak selamlanan ve yüceltilen” karizmatik lider Andy Burnham için en büyük sınav, göreve geldikten sonra rüzgar tersten estiğinde ülkesi için anlattığı hikayeye tutunup tutunamayacağı olacak.

Batur Ozan Togay

·

21 Tem 2026

Britanya siyasetinin yeni perdesi: Andy Burnham dönemi ne getirecek?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan mutabakat zaptıyla iki ülkeyi denizin altından bağlayacak doğalgaz boru hattı için çalışmalar resmen başladı. Doğu Akdeniz gaz havzası sadece Kıbrıs (Rum ve Türk kesimi olması bağlamından bağımsız) için değil, Mısır ve İsrail’de dahil olmak üzere son dönemde öne çıkan, doğalgaz rezervleri açısından da oldukça önemli bir havza. Peki bu adımın getirileri ne olabilir?

Birol Oğuz

·

20 Tem 2026

KKTC Doğalgaz Boru Hattı: Başarıya giden yol mu?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?

Ahbap Derneği soruşturması, Türkiye'de milyonlarca kişinin bağış yaptığı dernek ile vakıflara ilişkin güven ve şeffaflık tartışmalarını gündeme getirdi. Peki bir derneğe bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli? Bir derneğin güvenilir olduğu nasıl anlaşılır?

Melisa Gülbaş

·

20 Tem 2026

Güven ve şeffaflık: Derneklere bağış yapmadan önce nelere dikkat edilmeli?