
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İran’da geçtiğimiz hafta ülke tarihinin en düşük katılım oranıyla gerçekleşen 13. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini, oyların %62’sini alarak muhafazakâr din adamı ve Yargı Erki Başkanı olan İbrahim Reisi kazandı. Reisi’nin Ağustos’ta a görevi devralmasıyla ülkede neredeyse 10 yıl sonra ilk kez devletin tamamı muhafazakârların yönetiminde olacak.
- Düşük katılım: Seçime katılım %49 oranında gerçekleşti. Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney katılımın düşük olmasını bölgesel ve batılı rakiplerin müdahalesine bağlasa da asıl sebebin halkın rejime karşı duyduğu güvensizlik olduğu biliniyor. Halk 2018’den bu yana devam eden ABD yaptırımlarının yanı sıra Covid-19’un yarattığı ekonomik krizle karşı karşıya. Hızla artan işsizlik, yolsuzluk ve gelir adaletsizliği mücadele etmeye çalışan çoğu İranlı, sistem değişmedikçe yeni bir Cumhurbaşkanı’nın sorunlara çözüm üreteceğine inanmadıkları için bu seçimde oy kullanmadı.
- Kimdir: Aşırı muhafazakâr siyasi görüşleri ve siyasi tecrübe yetersizliğiyle bilinen 60 yaşındaki Reisi, 2017’de Hasan Ruhani’ye karşı girdiği seçimleri kaybetmişti. 1988’de binlerce siyasi tutuklunun idamından sorumlu tutulan, “ölüm komitesi” olarak bilinen 4 kişilik heyette olan Reisi, İran’ın ABD’nin yaptırım listesinde bulunan ilk Cumhurbaşkanı oldu. Devrim Muhafızları Ordusu ve özellikle Hamaney ile yakın ilişkisi olan Reisi’nin, Hamaney’in ölmesi halinde bir sonraki Velayet-i Fakih olacağı düşünülüyor. Seçim sonuçlarının ardından açıklama yapan Reisi “oy veren, vermeyen tüm İranlılar için bir Cumhurbaşkanı olacağını, yoksulluk, yolsuzlukla mücadele eden devrimci bir hükümet kuracağını” söyledi.
- Önceliğinin iç politika olacağını belirten Reisi, finansal şeffaflık, enflasyonla mücadele ve istihdamı arttırma sözü verdi. Ancak yapılan analizlerde sosyal hayat üzerinde baskının artması, kadınların özgürlüklerinin daha da kısıtlanması ve batı kültürünün iyice sansürlenmesi bekleniyor.
- Dış politika: Seçimden sonra ilk basın toplantısında Reisi, komşu ülkelerden başlayarak tüm ülkelerle diplomatik ilişkileri ilerleteceğini, İran dış politikasının sadece ABD ile devam eden nükleer müzakereleriyle sınırlı kalmayacağını belirtti. ABD’nin yaptırımlarının kalkması halinde müzakerelere açık olduğunu söyleyen Reisi, balistik füze programının “pazarlığa kapalı” olduğunu ekledi.
- Uluslararası kamuoyu: Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, Reisi’nin insanlığa karşı işlediği suçlardan yargılanmak yerine Cumhurbaşkanı seçilmesini kınayarak, Reisi’ye uluslararası hukuk kapsamında geçmiş ve güncel suçlardan dolayı soruşturma açılması çağrısında bulundu. İsrail Başbakanı Naftali Bennett “zalim cellatlar rejiminin durdurulması gerektiğini, dünya güçlerinin uykudan uyanarak kiminle iş birliği yaptıklarını görmesi için son fırsat olduğunu” belirtti. ABD Dışişleri Bakanlığı İran’daki seçimlerin adil ve özgür olmadığını nitelendirerek iktidarda kim olursa olsun ABD’nin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmeye devam edeceğini ifade etti.
- Beklentiler: Dış politikadaki adımları ne kadar sağlam olursa olsun son sözün Hamaney'e ait olması, Reisi’nin diğer ülkelerle başarılı bir diplomasi trafiğinin önünde engel olacaktır. Bu durum Reisi’nin ülke çıkarları için değil, Hamaney’in istekleri doğrultusunda hareket etmek zorunda olduğunu gösteriyor. Analistler, Reisi’nin göreve başladıktan sonra teokratik yönetim biçimi daha da pekiştireceğini ve Devrim Muhafızları’nın Ortadoğu’daki askerî politikasını destekleyeceğini öngörüyor. Reisi’nin uzun vadede batı diplomasisiyle büyük anlaşmazlıklar yaşayacağı ve nükleer müzakerelerini çıkmaza sokacağı düşünülüyor. En büyük tartışmalardan biri de AB ve ABD’nin yaptırım listesinde bulunan Reisi’nin uluslararası toplantı ve ziyaretlere nasıl gideceği. Sorumlu tutulduğu insan hakları ihlallerinden dolayı Reisi’nin uluslararası toplumda ne derece muhatap alınacağı, gelecekte İran için en büyük sorunlardan biri olabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta yazılarımızda İran'da Cumhurbaşkanı seçilen İbrahim Reisi'ye, aşılarla kişisel hak ve özgürlükler arasındaki ilişkiye ve Hong Kong'da kapanmak zorunda kalan demokrasi yanlısı Apple Daily gazetesine odaklanıyoruz.
24 Haz 2021

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
BirGün muhabiri Ebru Çelik'in "figüran" haberi, gazetecilikte kimlik gizleyerek haber yapma yöntemini yeniden gündeme taşıdı. Peki bu yöntemin kökleri nereye uzanıyor, etik sınırı nerede başlıyor ve kamu yararı bu tartışmanın neresinde duruyor?

Çin’in siyasi partiler, düşünce kuruluşları ve yayıncılık faaliyetleri üzerinden Türkiye’de kurduğu ilişki ağı genişlerken, bu hattın yeni merkezlerinden biri DÜNYA-MER oldu. Merkezin Başkanı Prof. Dr. Semih Koray, Aposto’ya yaptığı açıklamalarda DÜNYA-MER’in Çin’in Küresel Medeniyet Girişimi’yle kesişen hedeflerini, güvenlik konferanslarını neden öne aldıklarını ve “yeni bir medeniyetin Asya’dan yükseldiği” tezini anlattı.

ABD yönetimi geniş çaplı bir İran işgaline hazırlanıldığı iddialarını doğrulamıyor. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki geçişi güvenceye almak, stratejik adaları veya askerî altyapıyı hedef almak amacıyla sınırlı kara operasyonları ihtimali gündemde kalmayı sürdürüyor. Başkan Yardımcısı JD Vance ise rejim değişikliğine ve uzun süreli savaşa karşı çıkarken, gerektiğinde sınırlı askerî güç kullanılmasını ve diplomasinin açık tutulmasını savunuyor.

Yeni Parti kurucularından Utku Çakırözer ve Burhanettin Bulut’un Aposto’ya verdiği bilgilere göre, ilk olağan kurultayın Ekim sonu ile Kasım başı arasında yapılması planlanıyor. Kurultayda yalnızca yönetim organları değil, parti programı ve tüzüğüne ilişkin son düzenlemeler de ele alınacak. Kurultayın ardından ise Yeni Parti odağını tamamen seçim hazırlıklarına çevirecek. Önümüzdeki üç aylık süreçte örgütlenme çalışmalarına ağırlık verilecek.

Mutlak butlan kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetimine dönmesi, Özgür Özel ve arkadaşlarının Yeni Parti’yi kurmasıyla sonuçlandı. Ankara kulislerinde şimdi Yargıtay’ın kararı kaldırıp kaldırmayacağı, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının gündeme gelip gelmeyeceği ve CHP’de yeni bir kurultay sürecinin başlayıp başlamayacağı tartışılıyor. Yeni Parti yönetimi ise butlan kararı kaldırılsa bile CHP’ye dönmeme ve seçime kendi çatısı altında girme eğiliminde.



