İhtiyar dadı anlatıyor: Gençliğin bir de ihtiyarlığı olduğunu unutma!

Para biriktir, diyor, şununla bununla dolaşarak kendini harcama; bak bu yaşta kapılara düştün!

(31)
Röportajı Yapan: 
Neriman


O yatağında doğrulmuştu. Buruşuk ve yol yol damarları görünen kuru ellerini çapıazlamış, iki tarafa sallanarak Ermeni şivesiyle Türkçe haykırıyordu:

— Ahhh kızım. Ben öleceğim...

— Yok dadıcığım, dur bakalım.. Sen iyileşecek ve daha uzun günler yaşayacaksın!....

Kollarını, arkasını şakaklarını oğuşturdum. Su içirdim, limon koklattım.. Sakinleşmiş gibiydi. Yüzüme tatlı tatlı bakıyor:

— Ah zavallı çocuk! Sen de mi bu yollara düştün!

Der gibi gülümsiyordu..

Karyolasının yanına oturarak konuşmaya başladık.

İkimizdeki konuşmak ihtiyacı, bizi bir an içinde biribirimize bağladı. Bana:

— Para biriktir kızım, para biriktir, diyordu. Gençliğin bir de ihtiyarlığı olduğunu unutma. Şununla, bununla dolaşarak kendini harcama. Bak daha bu yaşta kapılara düştün.

O bir Ermeniydi. Bana dadılıktan evvel yaptığı hizmetçiliği anlattı. Hizmetçilikten evvelki haline geçti. Sanki başka birinin hikâyesini, daha doğrusu bir masal anlatıyormuş gibi bir hâl almıştı.

Anasını, babasını kaybetmiş, kocasiyle oğlu Şark cephesinde ölmüş. Harpten en çok zarar görmüş bir kadın... Gene harbin karğaşalığı içinde evli kızının izini kaybetmiş. Bütün bu acıklı hatıraları büyük bir hüzünle anlatıyordu.

Şimdi gördüğüm gibi yalnız olduğunu söylüyordu. İhtiyarlık, sıhhatsizlik, kimsesizlik onu büsbütün kederlendiriyordu. İhtiyar kadın neredeyse ağlayacaktı...

Tahminimde aldanmadım. Dişsizlikten içeriye çökmüş ince dudakları titredi. Kavisli burnu, yukarı kalkık çenesine yaklaşmakla bu dişsiz ağzın açılması bir oldu. Başını havaya kaldırdı. Zayıf omuzları titrerken başı yorganın üstüne düştü: Derin bir iç çekmesinden sonra:

— Anneee!

Diye boşandı. Ağlıyordu.

— Beni bugünler için mi dünyalara getirdin? Beni bugünler için mi dünyalara getirdin?

Yetmiş beşlik bir ihtiyarın küçücük bir çocuk gibi ağlayışını seyrederken benim de burun direğim sızladı. Neredeyse ben de onun ahenkli ve içli ağlamasına katılacaktım.

Hayat ne kadar acı...

Bu ihtiyar kadının böyle bir çocuk gibi ağladığını seyrederken, ben her şeyden ziyade bir insan olduğumu anladım. Yüreğim ezildi. Onu o kadar yakından hissediyordum ki o da bu dakikada, şu saniyede ölümü bir iple çekiyordu.

Hayatta ancak bu suretle dinlenebileceğine kaniydi.

Bu sırada odanın kapısı açıldı. Büyük hanım benden su istiyordu. Bu bir bahane olacaktı. Dadının yanında bulunmamı, onunla konuşmamı istemiyorlardı.

Bu da daha çok mesleğe yeni atılmış, yeni bir hizmetçinin, seneler görmüş, ölüm yatağındaki bir hizmetçiyi görecek mesleğinden soğumaması için olacaktı.

Beni iyi yetiştirmek, tam bir hizmetçi yapmak endişesinin hâkim olduğu büyük hanımın hareketlerinden okunuyordu.

Çıktım, herkes odasına çekilmişti.

İhtiyar dadının iniltileri arasında ben de, bana gösterdikleri yere uzanıp yattım.

Yattıktan sonra ne kadar zaman uyanık kaldığımı bilmiyorum. Gözlerimi çocuk seslerile açtım. Pencerelerden ışık gelmediğine göre henüz şafak da sökmemişti. Fakat bu sabaha yakındı. Bunu uykumu iyi almış olmamdan anladım. Ev içinde bir takım dolaşmalar da duyuyordum. Kendime uyuyan bir adam süsü vererek büzüldüm.

Gece uyumadan önce düşünmüş ve bu sabah kaçmayı kararlaştırmıştım. Evden başka türlü ayrılmama imkân göremiyorum. Hanımların çok iyi, çok candan insanlar olduğu için onlara gitmek istediğimi söyleyemiyecek hakikatı da bildirmeye cesaret gösteremiyecektim. Bu takdirde bir hizmetçi hayatı yaşamak düşüncesile girdiğim bu evde ilânihaye hizmetçi olarak kalmak mecburiyetinde kalacaktım.

İşte bu benim, işime hiç gelmiyordu. Ben, daha çok iş idarehaneleri, hizmetçileri tetkik etmek için bu maceraya atılmıştım. Yoksa hizmetçi olarak kalmak için değil.

(Devamı var)


Kaynak: Haber (Akşam Postası), 23 Birincikânun 1937, Sayfa 11.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

KupürKupür

BÜLTEN SAYISI

Bir işçi gibi fabrikada çalıştım; hizmetçilik yaptım! #9

"Biraz evvel anlattıklarımı tekrarladım. Ve bu hikaye de böylece bitti."

02 Ara 2022

Kupür #7

YAZARLAR

Kupür

Geçmiş gazete ve dergilerden yazılar, makaleler, röportajlar. İki haftada bir cuma neşrolunur.

İLGİLİ OKUMALAR