İki: Burçin Tetik

20’lik Alara’dan 20’lik olmayan Burçin’e 6 soru: “Yaş aldıkça lineer bir şekilde ileri gidiyormuş gibi değil de derinlere doğru, kendi içime doğru ilerliyormuş gibi hissediyorum.”
İki: Burçin Tetik

Kunduz - Yirmilik - Salçalı Bülten
Kunduz ile birlikte

Soru-çözümün yanında online özel ders ve rehberlik hizmetleri: Kunduz Pandemi okullarından uzak kalan öğrenciler için birçok anlamıyla olumsuz da olsa okul hayatını desteklemek için online olanakların nasıl değerlendirilebileceğini ortaya koydu. Yüz yüze eğitim sürerken online olarak edindiğimiz alışkanlıkları daha başarılı bir okul hayatı için takviye olarak kullanabilir miyiz? Örneğin takıldığımız yerde yapacağımız birkaç online özel ders ya da çalışma takvimimizi belirleme sürecinde gerçekleştireceğimiz birkaç online rehberlik görüşmesi, daha başarılı bir eğitim öğretim dönemi geçirmeyi kolaylaştırabilir mi? Kunduz, bu sorulara "Evet!" yanıtıyla geliyor. Her derste çözemediğiniz her soruya ortalama 15 dakikada %100 çözüm garantisi sunan, pahalı öğrenme çözümlerinin aksine bir saatlik özel ders fiyatına takıldığınız tüm soruları Türkiye'nin en iyi eğitmenlerine sorma imkânı yaratan Kunduz hesaplı özel ders seçenekleri ve rehberlik hizmetiyle de okul hayatınızın kurtarıcısı olmayı başarıyor. Soru Çözüm: Bir mobil uygulama olan Kunduz'da öğrenciler her derste takıldıkları soruları fotoğrafını çekerek uzman eğitmenlere sorabiliyor ve ortalama 15 dakika içinde çözüm, öğrencilere iletiliyor. Çözümde anlamadıkları yerleri sormak için eğitmenlerle iletişime geçebilen öğrenciler, sordukları sorunun üzerinden 15 dakika geçtikten sonra başka bir soru sorabiliyor. Online Özel Ders: Kunduz'da Türkiye'nin en iyi eğitmenlerinden evinizin rahatlığında, dilediğiniz dersten online birebir özel dersleri yalnızca 60 lira karşılığında almak mümkün oluyor. Bunun için dersi belirlemek, branş ya da eğitmen fark etmeksizin yalnızca 60 lira karşılığında eğitmeni seçmek ve derse katılmak yeterli oluyor. Türkiye’nin en hesaplı özel derslerini sunan Kunduz, özel dersleri de sizin programınıza ve ihtiyacınıza göre planlanıyor. Rehber Kunduz : Ortalama 45 dakika süren ve online olarak yapılan görüşmelerle öğrencilere program takibi, motivasyon ve stres yönetimi, deneme analizi gibi hizmetler veren Rehber Kunduz; çalışma tavsiyeleriyle daha etkili bir öğrenim sürecine yönlendirirken tercih döneminde de öğrencilerin akıllarındaki her soruya yanıt bulabilecekleri rehberliği sağlıyor. Rehber Kunduz'da öğrencileri, psikoloji ya da rehberlik ve psikolojik danışmanlık alanından mezun, öğrenciyle çalışma deneyimi olan rehberler karşılıyor. Kunduz, düzenli görüşmeleri sürdürmek isteyen öğrencilere sınav yılları boyunca eşlik ediyor. Online görüşmelerin olmadığı zamanlarda da öğrencilerin sınav performansları, netleri ve gelişim tabloları yakından takip ediliyor ve gerektiği durumda Rehber Kunduz’lar aksiyon için harekete geçiyor. Online özel ders seçenekleri hakkında bilgi almak, ilk Rehber Kunduz görüşmenizi planlamak ya da Kunduz'un soru sorma uygulamasını indirerek ilk sorularınızı ücretsiz sormak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca 20'lik okurlarına özel, Kunduz soru çözüm paketlerinde okula dönüş indirimlerine ek 20 lira indirimden faydalanmak için YIRMILIK20 kodunu kullanabileceğinizi hatırlatalım.

Daha fazlasını öğren

Burçin’le ilk ne zaman tanıştım, hatırlayamıyorum. Kelimeleri üzerinden olduğuna eminim. Fakat neredeyse 3 yıl önce Medyascope’ta Gökkuşağı Bülteni’nin bir parçası olarak sosyal medyada LGBTİ+ temsilleri üzerine yorumlar yaptığım 5 dakikalık köşemde ondan bahsettiğim ilk anı çok net hatırlıyorum. Burçin’in transfobik beyanlara karşı yazdığı bir tweet’i yayın esnasında okuduğum için TERF’lerin hedef tahtalarından biri olmuştum — o,  ne yapacağını şaşıran beni hayran olduğum kelimeleriyle savunmuştu. O günü “iyi ki”lerle hatırlamamın tek nedeni yine o.

20’lik Olmayan 20’likler kanalının ikinci konuğu, bu hikâye sonrasında DM kutusundan bir türlü çıkamadığım Annemin Kaburgası’nın yazarı, editör, kuir feminist kahramanım, “tahayyül hakkı”mızın savunucusu, benim ve bir çoğumuzun yalnız hissetmeme sebebi: Burçin Tetik!

İllüstrasyon: Irmak Hacımusaoğlu


Kaç yaşındasın? Kaç yaşında hissediyorsun?

36 yaşındayım. 1985'liyim. Bazen yanlış hesapladığımı fark ettiğimden beri doğum yılımı da söylüyorum. Aslında garip bir şekilde kaç yaşında hissettiğimi sık sık düşünüyorum. 20'lerimdeyken en az 40'larımda hissediyordum — nasıl diyeyim, hayatın sillesini yemiş, görmüş geçirmiş, yorulmuş biri gibi. İlginç şekilde duygusal anlamda 30'lardan itibaren gençleşmeye başladım. 

Kendimi tanımak; kendimi tanıdıkça çocukluğumu ve gençliğimi anlamlandırmak, hayattan beklentilerimi netleştirmek; arzularımdan utanmamak; bedenimle pek barışamasam da ona hak ettiği saygıyı göstermeyenlere cevabını vermek gibi pek çok aşama kaydettim. O anlamda yaş aldıkça lineer bir şekilde ileri gidiyormuş gibi değil de derinlere doğru, kendi içime doğru ilerliyormuş gibi hissediyorum.

Bir 20’lik açsak ve sorsak: 20’li yaşlarındaki insanlara önerin nedir?

Ben kırmızı şarap alsam olur mu? Teşekkürler! Herkese uygulamak mümkün mü bilmiyorum ama 20'lerindeki kadınlara ve lubunyalara önerim, ellerinden geldiğince kendilerine yatırım yapmaya çabalamaları. Ne aileleri ne mevcut partnerleri ne kendilerinden beklenenleri değil, ilk olarak kendilerini düşünmeleri. Bazen çok zor bu, hepimiz sevilmek, onaylanmak, yalnız kalmamak istiyoruz. Ama günün sonunda yıllar sonra yanımızda olacağını bildiğimiz tek kişi kendimiz oluyoruz. O yüzden içimize bakıp nasıl bir hayat kurmak istiyorsak imkanlarımız dâhilinde onu gerçekleştirmeye çalışmak önemli. Bunu yaparken de kadın ve lubunyalara vasat beyaz bir natrans heteroseksüel erkeğin öz güvenini diliyorum. Çünkü pek çok kez talep etmekte, kendimizi öne atmakta, ses çıkarmakta öz güvensiz bırakılıyoruz. Oysa "Ben yapamam ki," diye düşünülen pek çok şey, bal gibi de yapılabiliyor.

İllüstrasyon: Irmak Hacımusaoğlu


20’li yaşlarına dair bir “keşke” ve bir “iyi ki” nedir?

Çok büyük bir keşkem yok çünkü 20'lerimde yaşadığım her şeyin iyisiyle kötüsüyle beni bugün olduğum yere getirdiğini biliyorum. Toksik partnerimden keşke bir an önce ayrılsaydım bile diyemiyorum, demek ki o sırada bu döngüden çıkabilecek yerde değilmişim. Bu konularda kendime şefkatli davranmaya çalışıyorum. İyi ki içinse “İyi ki fırsatım olunca o zaman daha kolay olan öğrenci değişim programlarıyla yurt dışına çıkmışım,” diyorum. Bu bana yurt dışında okuyabileceğimi, başka dillerde var olabileceğimi, yalnız kaldığımda ölmediğimi göstermişti. Sonrası için de bir motivasyon oldu hayatımda. Şimdi öğrencilerin Erasmus bursları bile kesilmiş maalesef.

Annemin Kaburgası'nı 20'lik Burçin okusa kitap hakkında ne düşünürdü?

"Böyle bir hayat mümkün müydü ki?" diye düşünürdü bence. Özellikle anlattığım lezbiyen ilişkileri yaşamanın gerçekten mümkün olduğunu içsel olarak bilmiyordum. Benim için lezbiyenlik sık olmasa da filmlerde görüp özenilebilecek bir şeydi sadece. Kulağa tuhaf geliyor olabilir, ama böyle. Türkiye'den çıkmış, benim ana dilimde yazılmış kadın ve LGBTİ+ öykülerini böyle bir arada okuyabilsem hayatım bir parça değişirdi belki. Duygu Asena ve Tezer Özlü’yü okuduğumda değişmişti çünkü. Birisi kadınlık birisi çocuklukla uğraşıyordu ve konuşulmayanları dile döküyorlardı. Lisede ve üniversitede hayat algımı değiştirdiler diyebilirim. Yalnız olmadığımı, deli olmadığımı daha erken anlardım muhtemelen.

O zamanlar bugünleri nasıl öngörüyordun? Haklı çıktın mı — yoksa her şey çok mu farklı?

Hayallerim vardı ve bir kısmı gerçekleşti diyebilirim. Kitap yazmak bunlardan biriydi örneğin. Berlin'de yaşamak da biraz böyleydi, ne de olsa 20'lerimde Berlin'e taşınıp sonra çeşitli zorluklardan İstanbul'a dönmek zorunda kalmıştım. Tekrar Berlin'e dönmek de biraz hayal gibiydi, pek çok açıdan çok güçtü çünkü. Ama bu hayalleri gerçekleştirmek hiç de kolay olmadı, ömrümden ömür gitti. 20'lerimdeki Burçin'e gidip Berlin'de yaşayacaksın; lezbiyen olduğunu keşfedeceksin; her lezbiyen gibi kedilerin olacak; öykülerin kitaplaşacak desem zor inanır bana. O günden buraya gelmek çok zordu — o yüzden onun diyeceği gibi "Vay be!" yerine daha çok "Ooof, of!" diyorum hayatıma baktıkça. Bir de belimin bu kadar ağrıyacağını bilmiyordum.

20’li yaşlarının Türkiyesi nasıl bir yerdi? Özledin mi?

Çok üzgünüm ama 20'lerimin Türkiyesi de çok fenaydı, hâlâ da çok fena. Benim şansım, bugünkü değişimleri görmemiş bir Boğaziçi'nde okumaktı. Kampüsün içi, dersler, öğrenci kulüpleri, hocalar — hepsi değil tabii, birçoğu — olsun, hakikaten ufkumu on katına çıkarmıştı. Hisarüstü'nün o kısıtlı çevresinde oldukça mutluydum. Yine de bu tür nostaljilerin hep belli ayrıcalıklarla birlikte geldiğini düşünüyorum. Boğaziçi'ne gidebilmek de bir devlet üniversitesi olmasına karşın belli bir maddiyat gerektiriyor mesela. Onun dışında da özellikle özlediğim bir şey var diyemem. 

Aksine şu anki baskı ortamında bile 20'liklerin kendini çok daha erken keşfettiğini, çok daha girişken ve ne istediğini bilen insanlar olduklarını düşünüyorum. Bunda da internetin, cep telefonu ve sosyal medya çağının, artık bazı şeyleri saklamaya değil ifşa etmeye yönelik bir kültürün oluşmasının etkili olduğunu düşünüyorum. Türkiye'den değil ama sonraki nesillerden ümitliyim anlayacağınız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

20'lik20'lik

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

Salçalı Bülten

Yurt dışı, Burçin Tetik, Erasmus dansı ve tuvalet sıkıntıları

07 Eki 2021

Kunduz ile birlikte
Marieke Smolny

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

20'lik

20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.

İLGİLİ OKUMALAR