İklim İletişimi 101

Bir yerden başlamak gerek. İletişim -adından da anlaşılacağı üzere- işteş bir eylem. Özellikle iklim iletişimi dediğimiz şey ise bir kanadı bilim diğer kanadı insan olan bir kuş. Bu nedenle iklim iletişiminden bahsederken anlattıklarımız, alıcı, anlatıcı, her şey tek tek ve birlikte çok çok önemli. Hadi şimdi bu meselenin detaylarına inelim.
İklim İletişimi 101

Peki bu kadar kritik ve hepimizi ilgilendiren bu konunun iletişimi nasıl olmalı? İlk aklıma gelen, herkes için erişilebilir ve kapsayıcı olması gerektiği.

George Marshall ve Richard Sexton tarafından iklim değişikliği konusunda toplumsal farkındalık yaratmak amacıyla kurulan Climate Outreach iklim iletişimi konusunda güzel bir kaynak örneği. İklim değişikliği iletişiminin nasıl olması gerektiğine dair hazırladıkları dosyayı “Okuyayım ben” derseniz bağlantıya buyrun efendim.  “Ya şimdi benim o kadar vaktim yok, biri bana hayrına bi’ özet geçse!” diyenlerdenseniz sizi şöyle alalım.

1. Öncelikle iklim iletişiminde hitap ettiğimiz kitleyi iyi tanımanız gerekiyor. “Şimdi ben bunları kime anlatıyorum?” soru bu! Karşımızdakinin yaşı, ekonomik seviyesi, cinsiyeti, politik duruşu anlattıklarımıza çizeceğimiz çerçeve için çok önemli. Hatta araştırmalar gösteriyor ki, bakın burası çokomelli, insanların değerleri (eşitlik, adalet, toplumsal cinsiyet rollerine bakış vs.) ve politik görüşleri (sağcı ya da solcu olmaları, muhafazakar ya da liberal olmaları gibi) iklim krizi ile ilgili tutumlarını oluştururken kendi bilgi düzeylerinden daha etkili oluyor. Yani; insanlar iklim krizi gibi bilimsel olarak su götürmez bir konuyu bile, içselleştirdikleri kök değerlerinden bağımsız olarak ele alamıyorlar. 

Ne yapmalı: Hitap ettiğimiz insanların ortak değerlerini göz önüne alarak anlatım biçimimizi şekillendirmeliyiz. Bilimsel verileri onların aşina olduğu terimler ve örnekler üzerinden anlatmalı. Mesela, bir sahil kasabasındaki balıkçılarla konuşurken, iklim krizinin tarıma etkisinden bahsetmek çok anlamlı olmayabilir :)

2. İklim krizini anlatmak için yola çıktık, tamam buraya kadar güzel. Peki iklim krizinin ne kadar beter bir şey olduğunu anlatırken bizim amacımız ne? Neye ulaşmak istiyoruz? Ne elde etmek istiyoruz ya da anlattığımız gruptan beklentimiz ne? Bu sorular iklim krizi iletişiminde -özellikle bilim insanlarının bireysel olarak kendi durdukları yeri ve rolü belirlemeleri için çok önemli bir nokta. Yani; bir bilim insanının ya da iklim kriziyle dertlenen sıradan insanın kendine biçtiği  ve rahat olduğu rol, kuracağı iletişim tarzına etki ediyor.

Ne yapmalı: Hitap edeceğimiz kitle kadar kendimizin hitap etmekte rahat olduğu konumu bilmek ve bu alanda çalışmak. Ne diyoruz;  önce kendini tanı. Şaka şaka. Ama tanırsak da fena olmaz hani.

3. İklim değişikliği iletişiminde her zaman farkında olunması gereken bir diğer nokta ise, geleceğe yönelik farklı iklim senaryoları hakkında konuşurken kesinliği ifade etmenin güçlüğü. İklim krizinden bahsederken bilim insanları da konuyla ilgisi olan diğer kişiler de net ve direkt tarihler, sonuçlar dile getirmekten kaçınıyorlar. Sonuçta bunları aktaran insanlar, sihirli kürelerinden geleceği gördüklerini iddia eden falcılar değil, verilere göre en muhtemel senaryoları anlatan kişiler. Üstüne üstlük sadece ülkemizde değil dünyanın da pek çok yerinde insanlar bilimsel bilginin işleyiş şeklini pek bilmiyor ya da hatırlamıyorlar. Bilim yaşayan bir sistem ve her an yeni araştırmalarla aynı alandaki farklı noktalar aydınlatılmaya devam ediyor. Ve evet, dün ifade edilen bir gerçeklik bizi bugünkü teknoloji ve imkanlarla aynı sonuca ulaştırmıyor olabilir. Covid-19 salgınını düşünelim mesela, en başta WHO bile sağlık personeli dışında maske takmanın gerekli olmadığını ifade etmişti. Çünkü o günkü koşullarda, virüsün nasıl yayıldığı bile tam bilinmez ve maskeler yetersizken, şimdiden bakınca hatalı bir karar gibi görünse de, o gün için alınması gereken bir karardı. Hal böyle olunca da sanki, bilimsel olarak iklim kriziyle ilgili bir fikir birliği yokmuş ya da bu kriz pek de öyle gerçek değilmiş gibi bir algı oluşuyor. Ki aslında bu çok normal. Yani düşünsenize, 6. yok oluşa gittiğimizi söyleyen birine inanmamak için her açık kapıyı kullanmak isteriz sonuçta. Bu sebeple, bilmediklerimiz üzerinden değil bildiklerimiz üzerinden konuyu anlatmak ikna için çok daha efektif bir yol. 

Ne yapmalı: Bilinmeyenlerden değil bilinenlerden bahsetmek. Yani şunu “iklim krizinin buraya tam olarak nasıl bir etki yapacağı bilinmese de daha fazla kuraklık yaşanması ihtimali yüksek.” demek yerine; “bu bölgedeki hayatı aksatacak şekilde kuraklık yaşanması riski, iklim değişikliği nedeniyle artık daha yüksek.” demeyi tercih etmeli.

4. İklim krizini adım adım anlatmak, artan küresel ısınmanın etkilerinden, sera gazlarından bahsetmek halkın büyük çoğunluğu için çok da bir şey ifade etmiyor maalesef. Hatta küresel ısınma falan dediğimiz zaman, bu bazı sıcak severler tarafından ‘hoş’ bile görülebiliyor. Ya da şöyle anlatalım mesela lisedesiniz ve fizik dersinde eğik atıştan falan bahsediyor hocanız. Sizin aklınızda da tek bir soru var; “yani şimdi bu gerçek hayatta ne işime yarayacak?” Halen eğik atış formüllerinin hayatıma direkt etkisinin ne olduğuna karar verememiş olsam da, topçu birliğinde olsaydım çok işime yarayacağına eminim. Şaka bir yana, uzak gibi görünen bir gelecekteki etkileri anlamak pek çok insan için zor ve karmaşık bir süreç olduğundan dolayı, iklim krizini anlatırken dinleyiciyi ‘bilinmeyen bir geleceğe’ götürmek yerine onlara ‘şu andan ve buradan’ örneklerle anlatım yapmak gerekiyor. 

Ne yapmalı: Gereksiz kullanımlardan kaçınmanın yararlarından ya da kısa mesafede araç kullanmak yerine yürümek, bisiklete binmek gibi alternatiflerin sağlığa olumlu etkine vurgu yapmak. Ve bu yolla da dinleyiciyi bugüne getirmek.

5. İklim krizi iletişimi ya da herhangi bir kitlesel hitap için belki de en önemli noktalardan biri de; hikaye anlatımı. Pek çok insan istatistiklerden, sayılardan, verilerden, grafiklerden anlamayabilir ama gerçek bir insanın hikayesine kolay kolay kayıtsız kalamaz. Bu sebeple aşağıda bu kısmı biraz daha açacağız.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Biraz iletişebilir miyiz lütfen?

İklim krizine gıcık olanlar, merhaba yeniden! Bu postamızda sizinle beraber iklim iletişimi konuşacağız.

10 Şub 2022

Biraz iletişebilir miyiz lütfen?

YAZARLAR

Naz Yaman

https://aposto.com

İLGİLİ OKUMALAR