

Amazon.com.tr ’de herkesin gülümsemek için bir nedeni var Amazon Türkiye ’nin yayımladığı Türkiye’nin Gülümseme Raporu 2022 , kiminle, neye, nerede ve nasıl gülümsediğimize ışık tutarken, alışveriş alışkanlıklarımız hakkında da içgörüler sunuyor. Türkiye’nin Gülümseme Raporu 2022 ’ye göre; Katılımcıların %55’i en çok sevdikleriyle vakit geçirirken gülümsüyor. Bunu %28’le alışveriş, %24’le hobiler ve dizi-film izlemek takip ediyor. Katılımcıların %73’ünü en çok mutlu eden hediyeler eşlerinden veya sevgililerinden gelirken %16’sını aile, %8’ini arkadaşlarından gelen hediyeler gülümsetiyor. Katılımcılar, en çok %42 ile online alışveriş yaparken istedikleri ürünü bulduklarında gülümsediğini belirtiyor. %29’la indirimler, online alışveriş seçimlerini en belirleyici faktör olurken teslimat ise %20 ile üçüncü sırada yer alıyor. %20’yle elektronik ürünler, %16’yla seyahat için harcamalar ve %12’yle kıyafet ve moda ürünleri, satın alımlarda en çok mutlu eden kategoriler olarak öne çıkıyor. En çok gülümseten sosyal medya platformunda birinciliği %45’le Instagram alırken ikinciliği %21’le YouTube, üçüncülüğü %16’yla TikTok alıyor. Katılımcılara favori Amazon anları sorulduğunda ise; %30’u onları en çok indirimlerin gülümsettiğini belirtirken bunu %13’le kargolarının erken gelmesi, %12’le ise Prime Video'da içerik izlemek takip ediyor. En çok gülümseten Prime Video içerikleri ise sırasıyla The Boys , The Office ve Two and A Half Men oldu. Araştırma, kişilerin çevrimiçi ortamda gülümsediğini göstermek için en çok kullandığı emojilerin ise 😃, 😆 ve 😁 olduğunu ortaya koydu. 30 Kasım'a kadar devam eden Gülümseten Kasım kampanyasıyla ilgili detaylı bilgi almak ve tüm kategorilerden ürünlerde kaçırılmayacak fırsatlara erişmek için bu adresi ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Modern polis teşkilatının ortaya çıkışı Britanya'da olmuştur, geçmişi 1829'lara uzanır. Bu teşkilata daha kuruluş sürecinde; "güvenlik ihtiyaçlarının iktidara bağlı bir örgüt tarafından karşılanmasının sakıncalı olacağı" itirazları yükselmişti. Yeni kurulacak örgüt iktidara bağlı olacaksa tüm halkın değil, iktidarın yaslandığı sınıfın çıkarlarını koruyacaktı.
O günden bugüne polis dünyada ve Türkiye'de çoğunlukla iktidardan yana oldu. Polis teşkilatları üzerine araştırmalar ve yayınlar yapan David Bayley'in polisin aldığı tutuma göre gelişen olaylardan şu iki farklı örneğini not edelim:
- Fransız Devrimi'nde polis, şehirdeki ayaklanmalara direniş göstermeyerek devrimi kolaylaştırmıştır.
- İtalya'da Mussolini'nin milisleri Squadrista (Kara Gömlekliler) karşısında direnmemiş, iktidarını kolaylaştırmıştır.
Ayrıca Şili diktatörü Pinoche'in bir yandan insan hakları savunucularını polis teşkilatına toplatıp işkence yaptırırken öte yandan aynı kişilere kendi polis teşkilatı hakkında istihbarat çalışması yaptırdığı kayıtlara geçmiştir.
Dünyada polis şiddetinin döneme ve iktidara göre hedef aldığı sadece muhalifler değil; kitleler, kimlikler de olmuştur. ABD'de 2020 yılında beyaz bir polis memurunun 8 dakika boyunca boynuna bastırarak öldürdüğü siyah George Floyd'u hatırlamak mümkün. Bunu sadece bir polisin hâli ile değil, ülke iktidarının yarattığı ortamla da okumak gerekir. Nitekim ABD'de bu olaydan sonra "Black Lives Matter" (siyahların hayatı değerlidir) gösterileri yapıldı. (Bu gösterilerin başlangıcı daha evvel yaşanan olaylarla 2013'e kadar uzanır.)
Ya Türkiye'de?
Gelelim Türkiye'ye… İyi bir sicil yok önümüzde… İktidarlara göre şekillenen, kendi içinde güç kavgaları veren bir yapı. Özellikle son 15 senesine tarikatların damga vurduğu bir süreç. Önce AKP'nin ortağı olarak Fethullahçıların, son dönemdeyse Menzilcilerin. Üstelik gizli saklı da değil. Resmî rakamlara yansıyan verilere göre, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası Emniyet teşkilatından 30 bin 615 kişi ihraç edildi. İhraç edilenler arasında 116'sının emniyet müdürü statüsünde olduğunu da not etmek gerekiyor. T24'ün kıdemli güvenlik bürokrasisi yazarı Tolga Şardan'a göre şimdi Emniyet'te yoğun şekilde Menzilci yapılanması var.
Biraz geriye gidelim. Türkiye'de polis teşkilatının kurulduğu yıllara. O dönem dünya üzerinde iki ekol öne çıkıyordu. Biri Fransa'nın devlet merkezli modeli, diğer Britanya'nın toplum merkezli modeli. Türkiye ilk baştan itibaren Fransız modelini benimsedi. "Devlet" tanımını genel anlamda o gün hakim, güçlü olan unsurlar olarak okumak gerekli. 28 Şubat sürecinde eğitim haklarını almak için mücadele eden başörtülülere şiddet uygulayan polis, AKP ile ittifak döneminde Fetullahçı polislerin, iktidara ya da kendilerine tehdit gördüklerine hukuk dışı dinlemeden kumpasa farklı yollara sapan polis, 15 Temmuz sonrası parti devlete dönüşen iktidarın kendine "rakip-düşman gördükleriyle" aynı ruh hâli ve tavra bürünerek hareket eden polis…
Konuyu sadece İçişleri Bakanı Süleyman Soylu üzerinden de okumak mümkün. Adı suça karışmış pek çok isimle fotoğrafı, muhalefeti hatta kendi iktidar mensuplarını ‘"izlettiğine dair imaları", "mahkeme kararlarının beklenmemesinden", "suçlunun ayaklarının kırılması" çağrılarına, mafyadan para alan siyasetçiyi bilen ama söylemeyen, muhalefetin eline geçen belediyelerdeki yolsuzluk dosyalarını alan bunları sümen altı eden ama öte yandan o belediyelere sürekli "terörist çalıştırıyorlar" diye itham da bulunup kanıt göstermeyen… Liste uzatılabilir. Ancak olayı sadece Soylu üzerinden okumak yanıltıcı olur.
Burada teorik tarif açısından referansım akademisyen Zafer Yılmaz'ın İletişim Yayınları'ndan çıkan yeni kitabı "Erdoğan'ın Başkanlık Rejimi" olacak. Yılmaz şöyle tarif ediyor yeni dönemi:
"Yargının siyasallaşmasına eşlik eden siyasetin yargısallaşmasının ve polis operasyonlarının, temelde yargı ve polisin takdir yetkisinin artışına dayanarak, otoriter güvenlik tehdidini zırhlandırmak amacıyla hayata geçirildiğini ileri sürüyorum. Güvenlik devletinin bu yeni biçimi, yurttaş haklarına herhangi bir başvuruyu marjinalleştirmek, siyasal protestoları kriminalleştirmek ve dolayısıyla bitmek bilmeyen güvenlik politikalarını kurumsallaştırmak için organize olmuştur."
Bu çarpıcı tespitlerin bir diğer önemli bölümü ise şöyle:
"(İktidar) Yeni oluşacak polis devletinin yasal ve kurumsal çerçevesini hem doğabilecek meydan okumaları karşılamak hem de geçiş sürecini organize edebilmek için geliştirmiştir. Artan güvenlik politikaları işte bu bağlamda gündelik polis operasyonları ve siyasetin yargısallaşmasıyla desteklenmiştir."
Aposto'daki meslektaşlarım benden "Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma'nın tarihlerinde ilk kez net cümlelerle bir siyasi partiye, liderine, CHP'ye ve Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na kurumsal olarak yanıt vermesini analiz etmemi istediğinde" biraz daha derinlemesine bir yazı yazmak istedim. Olayın İçişleri Bakanı'nın kimliğinden, muhalefete verilen yanıttan ya da polis bandosunun AKP'nin Türkiye Yüzyılı şarkısını çalmasından daha derin bir sebebi olduğunu düşünüyorum. İnşa edilen-edilmeye çalışılan yeni rejim.
"Beyaz Toroslardan" Gezi'de öldürülenlere işkenceden barışçıl demokratik eylemlerde uygulanan şiddete, sadece bu iktidar döneminde değil, her dönemde pek iyi bir sicile sahip olmayan polis teşkilatının yapısı günlük ya da sloganik değil, daha derinden incelenmelidir. Son tahlilde karşımızda Max Weber'in deyimiyle "meşru şiddet tekeline sahip" bir kurum var. Ve önümüzdeki seçimlere kadar geçecek süreçte, seçim günü ve sonuçlar belli oluncaya kadar yaşanacak her an bu teşkilatın "bir partinin-iktidarın değil tüm milletin polisi olması gerekliliği" sık sık hatırlanmalı-hatırlatılmalı. Bu arada sayıları 300 binin üzerinde olan bu teşkilattaki herkesi aynı kalıba sokmak yanlış olur. Polis içinde de halkın ve haklının yanında durarak görevini yapan hatta bunun bedelini ödeyen pek çok polis vardır. Bunu da bilmek toptancı yorumlardan kaçınmak gerekir.
Kaynak
- Bu yazının teorik alt yapısının oluşumunda; Dr. Öğretim Üyesi Ayfer Genç Yılmaz'ın Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Dergisi'nde yayınlanan yazısından yararlanılmıştır.
- Ayrıca Prof. Dr. Ferdan Ergut'un "Modern Polis ve Devlet" kitabı, Zafer Yılmaz'ın "Erdoğan'ın Başkanlık Rejimi" kitabı, David Bayley'in "Gelecek için polis" çalışmasından içeriğin oluşmasında faydalanılmıştır.
Not: Serbest Kürsü'de yer alan tüm görüşler yazarlara ait olup, Aposto'nun editoryal bakış açısını yansıtmamaktadır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Günaydın. Serbest Kürsü'de gazeteci Murat Sabuncu, Türkiye'de polisin devletle olan ilişkisini ele aldı. Kurak Günler, 22 yılın ardından Avrupa Film Akademisi'nden ödül alan ilk Türkiye yapımı film oldu.
26 Kas 2022

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
İspanya, Arjantin'i tarihin en tek taraflı finallerinden birinde Ferran Torres'in golüyle yendi ve ikinci kez dünya şampiyonu oldu.

“Ama” bağlacı, dilimizde temel olarak karşıt anlamlı iki cümleyi veya sözcük grubunu birbirine bağlama görevini yapar. Tek başına bir anlamı olmayan bu sözcük, cümleler arasında kurduğu köprüler sayesinde cümleye çok çeşitli anlam ve işlev kazandırır. “Ama” bağlacını karşıtlık ve zıtlık ilişkisi kurmak, koşul (şart) anlamı kazandırmak, anlamı pekiştirmek ve güçlendirmek, dikkati çekmek, uyarı ve ikazda bulunmak, beklenmeyen bir durumu / istisnayı belirtmek için kullanırız.




