İlker Hepkan'ın Beyefendiler kitabı

Bu şiirler lineerlikten, dolayısıyla da ikilikten en uzak yerde kalarak kuir yazınına kendini ekliyor.
İlker Hepkan'ın Beyefendiler kitabı

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Belli bir yaşa kadar şiir okumayı sevmediğimden emindim. Özellikle bir "edebiyat öğrencisi" olduğum zamanlar, ikiliklerden hoşlanmadığım için düz yazıyı tercih ettiğimi sanıyordum. Halbuki—bir şiir kitabına yakın okuma yapma hadsizliğinde bulunduktan sonra anlaşıldığı gibi—kanonik metinleri önceliklendirmekle aynı şeymiş bu. Bu yüzden bugün bu heyecanla bir şiir kitabını ele aldığımdan bahsetmek, oldukça ilginç hissettiriyor: Bazı günler şiirin, "estetik" bir ifade aracı olmanın ötesinde, bireysel özgürleşme ve kendini ifade etme yolu olarak da işlev gördüğü kanıtlanıyor.

Bir başkaldırı olarak lirizm: Popüler kültüre yaklaşımıyla dinleyicisini iyice ikiliklerden koparan İlker Hepkan’ın ilk şiir kitabı Beyefendiler’inin gerçekliğindeyiz bugün. "Şiir direnirse kazanacak!" diyen 160. Kilometre Yayınevi'nden çıkan kitap, 2020 yazında yazılmaya başlanan ve 2023 yılının Ağustos ayında biten şiirlerden oluşuyor. Hepkan, Gülsuyu, Adamlar ve Eray isimli üç ayrı bölüme ayırdığı kitabında, şiirin düz yazıdan farklı olarak kendine has bir özgürlük alanı sunmasının altını çiziyor. Buna, editörü olduğu Velvele’de yayımlanan söyleşiyi okuduktan sonra emin oluyorum:

Lisede bende bir şeylerin etrafımdakilerden farklı olduğunu fark ettiğimde büyük bir panik içerisinde duygularımı bir yere saklama ihtiyacı duydum. O zamanlar elim kağıt kaleme ne zaman gitse, bana en geniş alanı şiir açıyordu, yani şiir yazmaya özgürleşmek için başladım. [...] Kendime, arkadaşlarıma ve aileme açıldıktan sonra da bu değişmedi. Şiir hâlâ en güvendiğim sırdaşım.

Buna denk şekilde, Gözde Demirbilek’in KaosGL için İlker’le yaptığı söyleşiyi düşününce, Beyefendiler’deki tüm temsillerin şiirin resmiyetle ilişkilendirilmesine bir başkaldırı gibi kurgulandığını düşünmeden de edemiyorum:

Şiirin okullarda yoğunlukla resmî ideolojinin etrafında öğretiliyor olması, yani şiirle ilk tanışmamızın direkt resmî ideolojiyle alakalı bir şekilde gerçekleşmesi zaten bir mesafe koyuyor şiirle okuyucu arasına.

Çağdaş yazında bir temsil: Hepkaner, "efendiler, yarın âşık olacağız" diyerek başladığı kitabını "Eray söz sana son kez şiir yazıyorum" diyerek bitiriyor ve aralarındaki şiirlerinde lineerlikten, dolayısıyla da ikilikten en uzak şekilde kuir yazınına kendini ve dünyayla ilişkilenmelerini ekliyor. Okuyucusuna Aşkımızın formülünü yazıyorum’da 2020’lerin—Daddy Culture ve köpek videoları gibi maddeleriyle—temsilini üstleniyor. Hatta bir başka şiirinin başka bir dizesinde de kentin taksi sorununa da değiniyor. Yani şair, bana kalırsa, şiirin sosyal ve kültürel bağlamına, kitabın yapısı ve içeriğine kattığı akışla bunu sunuyor. Hem de hiç böyle bir derdi olmadan.

İnanın, şiir üzerine nasıl yazılır bilmiyorum. Ne formu ne imgeleri hakkında kendimden emin şekilde konuşamayacağım. Bildiğim şey, Hepkaner gibi sosyal bilimcilerin lirizme ektiği popüler kültür nesnelerine kıymet vermemiz gerektiği. Böylece çağdaş yazına ve kuir temsillere dair cümlelerin, satır arasında kalmak zorunda kalmayacağına inanıyorum.

Sanıyorum şimdi yazıyı İlker’in siz hiç bir çiftin arasında kaldınız mı? şiirindeki gibi bitirmek uygun olacak:

şiire dönüştür yaşananları dedi yıldızlar
şiir şiire nasıl dönüşür okuyucu?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

YAZARLAR

Alara Demirel

Sosyal farkındalık editörü.

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR