İmamoğlu’na Hapis Cezası ve Siyasi Yasak Kararı

İktidarın seçimleri kaybetmemek için kuralları değiştirmesi veya mahkemeler üzerine baskı kurarak rakiplerini oyunun dışında bırakması liberal demokrasilerde kabul edilebilir bir durum değildir.
İmamoğlu’na Hapis Cezası ve Siyasi Yasak Kararı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun YSK üyelerine hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davada karar verildi. İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14 Aralık 2022 tarihli kararında YSK üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı ve hakkında siyasi yasak kararı verildi.  Daha sonra, 28 Aralık’ta açıklanan gerekçeli kararda ise mahkeme İmamoğlu’nun YSK üyelerine yönelik dile getirdiği “ahmak” ifadesinin Türk Ceza Kanununun 125. Maddesi kapsamında suç sayılan eylem olduğunu, ayrıca İmamoğlu’nun hakaret suçunu basın önünde işlediğini ve yüksek yargı üyelerini rencide edici şekilde hareket ettiğini belirtti. Bu kararın istinaf mahkemesi ve Yargıtay tarafından onaylanması durumunda kesinleşeceğini belirtmek gerekir.

Bu karar başta muhalefet partileri olmak üzere toplumun farklı kesimleri tarafından büyük bir tepki ile karşılaştı. Kararın verildiği gün İmamoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve diğer muhalefet partilerin genel başkan yardımcıları Saraçhane önünde kararı protesto eden bir miting düzenlediler. Ertesi gün de 6 muhalefet partisinin genel başkanı “Millet, iradesine sahip çıkıyor” mitingi düzenledi. Bu mitinglerde ekseriyetle verilen kararın siyasi olduğuna ve İmamoğlu’nun yanında olduklarına vurgu yaptılar. 

Öncelikle bu kararın siyasî bir karar olduğunu belirtmek gerekir. Hükümet Mart 2019 yerel seçimlerinden itibaren mahkemeler aracılığıyla ve idarî yöntemlerle İmamoğlu’nun hem belediye başkanı olarak hem de siyasi figür olarak faaliyet alanını daraltmaya çalışıyor. AKP hükümetinin uyguladığı baskının temelinde İmamoğlu’nun İBB Başkanlığı’nı kazandıktan sonra yükselen siyasi görünürlüğü ve Haziran 2023’te yapılması planlanan seçimlerde muhalefetin muhtemel Cumhurbaşkanı adayı olarak öne çıkması yatmaktadır. Daha önceleri birçok kez denediği gibi, 2023 seçimleri öncesinde de AKP hükümeti temel kazanma stratejisini muhalefeti birçok eksende baskı altına alma ve muhtelif yöntemlerle onları kendi istediği yönde hizalanmaya teşvik etme üzerine kurmuş görünüyor. 

İktidarın seçimleri kaybetmemek için kuralları değiştirmesi veya mahkemeler üzerine baskı kurarak rakiplerini oyunun dışında bırakması liberal demokrasilerde kabul edilebilir bir durum değildir. Rakiplerine karşı kamuoyu önünde yapılan tartışmalarda ve seçimlerde üstün gelmek yerine hukukî olmayan yöntemlerle onları saf dışı bırakmak yalnızca söz konusu politikacının haklarını gasp etmemekte, aynı zamanda yurttaşlar olarak bizlerin seçme özgürlüğünü de kısıtlamaktadır. Seçimlerin adil bir zeminde yapılmasının ve seçim sonuçlarının meşruiyetinin sorgulanmamasının zorunlu koşullarından biri de partilerin ve politikacıların bu ve benzeri baskılardan muaf olmasıyla mümkündür. Ne var ki AKP hükümeti mahkemeler üzerinde kurduğu baskı ile kendi kazanma ihtimali çok da düşük olmayan bir seçimin meşruiyetine gölge düşürmekte ve uzun vadede Türkiye demokrasisine zarar vermektedir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Özgürlük GündemiÖzgürlük Gündemi

BÜLTEN SAYISI

Özgürlük Gündemi #1

Anayasa Mahkemesi Kararı, İmamoğlu'na Hapis Cezası ve Siyaset Yasağı, Erdoğan'ın Seçim Ekonomisi ve Emeklilikte Yaşa Takılanlar

16 Oca 2023

Özgürlük Araştırmaları

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR