İran'ın uranyum zenginleştirme ikilemi

İran'a yönelik yaptırımlar ve İran'ın uranyum zenginleştirme programı konusunun geçmişi ve geleceği
İran'ın uranyum zenginleştirme ikilemi

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Barış için Atom programıyla ABD’den 1950’lerde alınan teknik destek, nükleer teknolojiye ilgisi bilinen İran için 1979 İslam devrimiyle sona erdi.

2002 başlangıçlı uluslararası müzakereler ve yaptırımlara sebep olan kapsamlı nükleer yakıt döngüsü, 2015 yılında Birleşmiş Milletler’in beş daimî üyesi ve İran arasında, 25 yıl sürecek nükleer kapasiteyi sınırlayan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) anlaşmasının imzalanmasına sebep oldu.

Ece Tugay

• ABD Başkanı Donald Trump, “şimdiye kadarki en kötü anlaşma” nitelendirmesiyle 2018’de KOEP’i tek taraflı durdurup tekrar yaptırım uygulamaya başladı. İran ise buna karşılık, nükleer programına ilişkin taahhütleri askıya alıp tekrar sınırsız geliştirme başlattı.

• Bir adım geriden: Geçtiğimiz aylarda ABD İran’a uyguladığı ambargoyu uzatmak istedi, hatta reddi hâlinde vazgeçilen Birleşmiş Milletler yaptırımlarını uygulamakla tehdit etti. Bu yaptırımlar sebebiyle İran’ın ekonomisi sarsılmış durumda. Zira birçok ülke ve şirket kendilerine de yaptırım uygulanacağı endişesiyle İran ile çalışamıyor. Trump yönetiminin esas amacının; İran’ı yeni bir anlaşmanın müzakerelerine zorlamak, nükleer silah geliştirmesini durdurmak ve İran’ın bölgesel etkisini sınırlamak olduğu biliniyor.

• BM Güvenlik Konseyi üyeleri, ABD’nin İran’a yönelik BM yaptırımlarının yeniden uygulanmasını desteklemeyeceklerini belirtti. Ayrıca, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), geçtiğimiz aylarda İran'dan nükleer faaliyetlerinin tamamen barışçıl olduğunu doğrulamak amacıyla saha müfettişlerinin ülkeye girmesini istedi. ABD istihbarat servisleri ve UAEA, İran’ın 2003 yılında durdurulmuş olduğu bilinen gizli bir nükleer silah programı olduğuna inanıyor. Bunu kanıtlayan herhangi bir somut gösterge bulunmuyor ve İran 2009’dan bu yana nükleer silah üretmeye teşebbüs etmediğini belirtiyor.

• İran’ın adımları: İran, yaptırımlar karşısında uyguladığı değişiklikler sonucu Eylül 2020 itibarıyla, 2015 nükleer anlaşmasında belirtilen az geliştirilmiş uranyum stokunu 10 kat fazlalaştırdığını bildirmişti. Ayrıca İran, %3,67 sınırı olan bölünebilir saflığını %4,5 oranına kadar yükselttiğini bildirdi. Bu seviye hâlâ İran’ın 2015 anlaşmasından önce ulaştığı %20 seviyesinin gerisindeydi. İran’ın İsrail’i sorumlu tuttuğu nükleer bilimci Muhsin Fahrizade’ye yönelik suikast ise ülkedeki nükleer çalışmaları hızlandırdı. İran tüm bunlara rağmen amacının nükleer silah olmadığını yineledi ve UAEA ile olan iş birliğinin devam edeceğini söyledi.

• Ocak 2021: Son günlerde İran ve ABD arasındaki gerilimin artması sonucu 1 Ocak 2021’de İran, BM nükleer gözlemcisine uranyum zenginleştirmesini 2015 anlaşmasından önce ulaştığı %20 saflığa kadar yükselteceğini söyledi. Bunun ne zaman gerçekleşeceği ise bildirilmedi.

• ABD İran’ı “nükleer gaspçı” olmakla suçlarken Avrupa devletleri de bu eylemin inandırıcı hiçbir gerekçeye sahip olmadığını, nükleer silahların yayılmasıyla ilgili büyük riskler taşıdığını ve İran’ın taahhütlerini açıkça ihlal ettiğini belirtti. Netanyahu ise İsrail'in İran'ın nükleer silah üretmesine izin vermeyeceğini söyledi.

• Biden dönemi: 20 Ocak’ta göreve gelecek olan Joe Biden, İran’ın nükleer kısıtlamalarına tam olarak uyması hâlinde ABD’nin anlaşmaya geri döneceğini söylerken İran da ABD’nin yaptırımları durdurması hâlinde ihlallerini hızla düzeltebileceğini belirtti. Ancak UAEA anlaşmanın başına dönemeyecek kadar fazla ihlalin gerçekleştiğini duyurdu.

• ABD’nin 2015 anlaşmasına katılması için bir acelelerinin olmadığını belirten İran dinî lideri Ali Hamaney, “yaptırımların kaldırılması hâlinde ihlallerin derhâl tersine çevrilebileceğini” söyledi. 22 Ocak’a kadar bu gerçekleşmezse UAEA müfettişlerini ülkeden sınır dışı edeceklerini açıkladı.

• Yazarın yorumu: Yakın geçmişe bakınca, İran’ın 2018’den bu yana uygulanan yaptırımlara cevap vermek ve mümkünse bunlardan kurtulabilmek için son çare olarak uranyum seviyesini %20'ye çıkardığını görüyoruz. İran’ın “baş düşmanı” İsrail atılan son adımlardan oldukça rahatsız. Fahrizade’nin, İran’ın nükleer silah arayışında başrolde olduğunu söyleyen İsrail, suikast suçlamalarını kabul etmemekte ısrarcı. İran’ın amacı gerçekten nükleer silah üretmek olsaydı bunun için ABD yaptırımlarını beklemesi düşük bir olasılık olurdu. 2018’den bu yana KOEP’in diğer üyeleriyle olabildiğince iş birliği içinde olması da bunun bir göstergesi. Biden yönetimi anlaşmaya dönerek bir yaptırım hafifletmesi uygulayacak mı? Uygularsa İran yaptığı ihlalleri ne ölçüde düzeltebilecek? Bu kritik sorunların cevaplarını 20 Ocak’tan sonra göreceğiz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Katar'a ambargonun sonu, Doğu Türkistan'da hak ihlalleri, İran ve uranyum

Bu hafta hikâyelerimizde bölge ülkeleri tarafından Katar'a uygulanan ambargonun kaldırılmasını, Doğu Türkistan'da Uygur Türkleri'nin Çin devleti tarafından maruz bırakıldıkları hak ihlallerini ve ABD yaptırımları altındaki İran'In uranyum zenginleştime programını konu alıyoruz.

14 Oca 2021

Ece Tugay

YAZARLAR

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR