

Reckitt’ten yeni nesil bir model Reckitt , çalışanlarından aldığı geri bildirimlerle güvene ve ihtiyaçlara dayalı yeni nesil “esnek ofis ve ev” çalışma modeli olan hibrit çalışma modeline geçiyor. Nedir? Reckitt, sağladığı hibrit modele uyacak, tüm sağlık ve güvenlik önlemlerini karşılayacak yeni bir ofis açtı. Kimsenin kendi masasının olmayacağı bu çalışma ortamı; yaratıcılık, iş birliği, koçluk ve bağ kurmak için yeniden tasarlandı. Ofis, ortak alanlardan dijital ekranlara kadar birçok yeni unsura sahip. Reckitt Türkiye Hijyen Genel Müdürü Abhishek Chuckarbutty şunları söyledi: “Çalışanlarımız için ideal çalışma yaklaşımı söz konusu olduğunda, esneklik arzusunun herkes için ortak olduğunu gördük. Geleceğin çalışma modeliyle işimizi yapmak için birbirimize güvendiğimiz bir yolculuktayız. 2021 yılından itibaren birbirimize karşı duyduğumuz sorumluluk bilincimizi ofiste geçirilen saat sayısından bağımsız yürütüyoruz ve amaca yönelik kararlar aldığımız tüm görevler için ofisi varsayılan iş yeri olarak görmekten uzaklaşıyoruz.” Reckitt Türkiye Sağlık Genel Müdürü Borja Lomba ise şunları söyledi: “Çalışanlarımızın sağlığını ve güvenliğini korumak en önemli önceliğimizdir. Pandemi döneminde Reckitt’in şirket başarısında ofis ortamı kadar uzaktan çalışmanın da etkisine tanık olduk. Daimi başarımız için yüz yüze ortamda çalışanlar arasında iş birliğinin çok önemli olduğunun bilincindeyiz. Bu sebeple, Reckitt'in hibrit modeli, yeni ofisini; yaratıcılık, iş birliği, koçluk ve bağ kurmak için kullanmayı amaçlıyor.”
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Janset Atacan
İlkim Emirler
"Yaptığımız iş kirli ama alın teridir. Alnımızın teriyle kazanıyoruz, haklı kazançtır. Haksız bir kazanç değil."
Ekrem Yaşar, 40 yaşında bir geri dönüşüm işçisi. Bu işi zevkten değil, mecburiyetten yaptığını, gece gündüz bilmeden çalıştığını söylüyor. İlkokul mezunu, sosyal hayatı yok. Çocuklarının nasıl dünyaya geldiğini hiç görmediğini, ağzından çıkan ilk kelimenin heyecanını yaşamadığını ifade ediyor. Yaşar'a göre yaptığı iş kente fayda sağlıyor. İşe çıkmadıkları takdirde görüntü kirliliği oluşacağını, etrafa saçılanların doğayı tahrip edeceğini ve sokak hayvanlarının sağlığının zarar göreceğini savunuyor.
Aydın Sımaklı'nın da benzer bir hikâyesi var. 10 yıldır haftanın her günü geri dönüşüm işçisi olarak çalışıyor. Bir çekçek 30-40 kilo civarında. Sokak sokak dolaşıyor Sımaklı. Yokuşu çıkmanın zorluğundan bahsediyor. Topladığı metal, kâğıt, plastik gibi geri dönüştürülebilir maddeler 100 kiloya kadar çıkabiliyor. Konteynerler arasında bir mücadele veren Sımaklı, hayatını kazanmaya çalıştığının altını çiziyor. Günlük kazancı 100 ila 140 lira arasında değişiyor. Araştırmayı, okumayı sevdiğini, dünya klasiklerini de bitirdiğini dile getiriyor.
Ekim ayının başında Ümraniye'de, Kadosan Sanayi Sitesi'nin arkasında bulunan atık toplama alanında geri dönüşüm işçileriyle polis ve zabıta arasında arbede yaşanmıştı. Baskın sırasında işçiler atıkların bulunduğu barakaları ateşe vermiş, çevik kuvvet işçilere müdahalede bulunmuştu. Sımaklı da Ümraniye'deki olayların ardından "O akşam biz çok korkuyorduk." diyor. Ümraniye'deki işçilerin mallarını polise vermek istemedikleri için yaktıklarını söyleyen Sımaklı, geleceklerini tahmin ettiklerini ve sabah 6'ya kadar uyumadıklarını belirtiyor.
"Saat 2-3'te buraya çıkardılar hepimizi. Polis, çevik kuvvet, bekçi, kepçe, kamyon. Yani nahoş görüntüler. Biraz mal aldılar, sonra yıktılar. 12-13 kişiydik hepimizin GBT’sine bakıldı, hiçbirimizde bir şey çıkmadı."

Fotoğraf: Mehmet Şimşek
Bazı işçilerin de gözaltına alındığı biliniyor; nitekim geri dönüşüm işçilerinin mücadelesi yeni değil. Bu sebeple hikâyenin arka planını Geri Dönüşüm İşçileri Derneği Kurucu Üyesi Dinçer Mendillioğlu'ndan da dinliyoruz. Dernekleşme sürecinin Gezi Direnişi dönemine denk geldiğini ve tarihsel bir değeri olduğunu belirten Mendillioğlu; bu ihtiyacın ekonomik, politik, kontrolsüz göçlerle ilişkili olduğunu düşünüyor.
Mendillioğlu'na göre 90'lı yılların hemen başında terör ve diğer iç problemlerle büyük kentlere göç edenler "kendilerini en rahat sokakta hayata tutunarak tarif etmeye"; büyük kentlerde hurdacılık, bakırcılık, karton kâğıt toplama, inşaat gibi işlerle yaşamlarını sürdürmeye başlıyor. Bu hareketlilik 2000'li yıllarda dikkat çekiyor.
Derneğin kurucuları da bu yıllarda Ankara'da düzenli ve devamlılığı sağlanan toplantılara başlıyor. Hedefleri kâğıt, karton, pet, plastik toplamanın kanunlara karşı olmadığını anlatabilmek, yasal güvence ve statü kazanabilmek. Kentleri, kentlerin emekçilerinin dilinden anlatan Katık isimli dergi de bu çalışmaların bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
Geri dönüşüm meselesinin gündem olmaya başladığı dönemde hem geri dönüşüm işçisi sayısının hem de baskıların arttığını vurgulayan Mendillioğlu; zamanla zabıtayla, polisle, çevre müdürlükleriyle, belediyelerle, valiliklerle karşı karşıya kalındığını söylüyor.
Dernek de kâğıt toplayıcılarının ve geri dönüşüm işçilerinin "kanunlarca kayıt dışı görünseler de var olduklarını" söyleyebilmek için 6 Haziran 2013'te kuruluyor. Bu sayede Türkiye'nin her büyük şehrinde bu işle uğraşanlara erişmek ve ortak bir söylem geliştirmek mümkün oluyor.

Türkiye'de 1 kilo atığın bile alıcısı olduğunu ifade eden Mendillioğlu yaptıklarının kimseye ait olmayan, sokağa bırakılmış atıklardan dönüştürülebilir olanları toplamak olduğunu söylüyor. Mendillioğlu, "Bir kara düzen çöp sistemi gelişiyor." diyor ve kendi istihdamlarını kendileri oluşturan, devlete tek bir kuruş yük olmadan bunu yapan insanlara baskı yapıldığını belirtiyor.
Mendillioğlu'na göre Türkiye Çevre Ajansı'nın kurulması bu süreçlere bir tekelleşme getirme potansiyeli taşıyor. Orta ölçek Atık Toplama Ayırma (TAT) fabrikalarının bertaraf edilmesi ve orada çalışanların süreç dışı kalması olasılığı bulunuyor. Mendillioğlu, TAT'ların da doğru bir toplama sistemi ortaya koyma konusunda eksik kaldığını düşünüyor.
Talepler ortak, çözümler basit
Geri dönüşüm işçilerinin kanunlarca tanınmak istediğini ve en büyük sorunlarının sosyal güvence olduğunu belirten Mendillioğlu, Türkiye'de atık toplama lokomotifinin geri dönüşüm işçileri olduğuna dikkat çekiyor. Mendillioğlu, konuya ilişkin önerilerini "Kanun yapıcılar da biliyor aslında, artık bu gözden kaçmamalı. Bir biçimde toplama sisteminde atık toplayıcıların topladığı hem belgelendirilmeli hem artık kayıt altına alınmalı hem de toplayıcının kendisinin artık kanunen varlığı kabul edilmeli. Depoları ya da pres yerleri, getirme merkezi lisansları verilmeli, belediyelerin altında getirme merkezi olarak kabul edilip belediyenin toplama alanıymış gibi gösterilebilir." şeklinde sunuyor.
Geri dönüşüm işçileri temelde kendilerine dair kararlara dâhil olmak istiyor. Pandemi döneminde Ankara'da atık toplama faaliyetinin yasaklanmasını sorduğumuzda "Geri dönüşüm işçileri çok sokakta oldukları için virüs tehdidine de çok açıklardı. Bizim de onayladığımız bir şeydi. Hıfzısıhhası, zabıtası, belediyesi, sosyal hizmetleri; hep birlikte aldık bu kararı, bu insani iletişim bakımından çok güzel bir davranıştı." diyor Mendillioğlu. "O masada yerimizin olması ve bizimle ilgili kararlarda söz sahibi olabilmek çok güzeldi."

Son durum: İstenilen tablo
Operasyonların ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun kâğıt toplama merkezlerini ziyaret etmesini "çok değerli" olarak nitelendiren Mendillioğlu, bu ziyaretin kanun yapıcılarda yaptırımlar için "doğru mu yoksa yanlış mı?" sorusunu uyandırdığını düşünüyor.
İşçilerin mücadelesi baskınlardan önce olduğu gibi sonra da sürüyor. Farklı hikâyelerle ve başka planlarla hem çalışmaya hem de kazanmaya çalışan işçilerin ortak yönleri, hâlihazırda zor olan koşullarının birtakım yaptırımlarla daha da zor hâle gelmemesi.
" 'İşime, aşıma, geleceğime, çekçekime dokunmayın’ diyorum. İşe sosyoloji gözüyle bakarsak; çalışmak sanattır 'sanatıma dokunma' diyorum. 'Çalışmak ibadettir', 'ibadetime dokunma' diyorum."
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
NEREDE YAYIMLANDI?
Herkese günaydın. Bu hafta sonu geri dönüşüm işçileriyle bir araya geldik ve şehri sırtında taşıyanların hikâyelerini anlattık.
16 Eki 2021

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





