İstanbul kongresi: CHP’de ‘değişim’ kaçınılmaz gerçeklik oluyor

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
28 Mayıs seçimlerinin hemen ardından başlayan ‘değişim’ çağrıları, Haziran ayında kongre kararı ile birleşen CHP’de kurultayın provası İstanbul’da yapıldı. Özgür Çelik, değişimin ve örgütün adayı olarak seçilirken, genel merkezin adayı Cemal Canpolat ise arkasında bir enkaz bırakarak kongre salonundan ayrıldı. Değişimin işaret fişeğini ateşleyen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ise ittifak kurabilme gücünü gösterdiği kongre salonundan ayrılırken, kendi partilisi tarafından yoluna konulan taşları gördü.
CHP 4-5 Kasım 2023 tarihinde kurultaya gidecek. Büyük tartışmalara ve hatta kavgalara, sandalyelerin havada uçuştuğu anlara sahne olan kurultayları da gören CHP’yi tarihinde görmediği gerilim ile yüklü bir kurultay bekliyor. Kazanılacağına muhalefete oy veren herkesin inandığı ve buna göre pozisyon aldığı, kısmen kaybedileceğine ise iktidarın dahi emin olduğu seçim; 20 yıldır alışılageldiği üzere yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaferi ile sonuçlanmıştı. 28 Mayıs’ta güneşi kayıpla batıran CHP’de, 29 Mayıs sabahı yepyeni bir kelime ortaya çıkmıştı: Değişim.
Ekrem İmamoğlu’nun öncülüğünde başlayan değişim sürecinde, parti içinden gelen tepkiler ve ardı ardına yaşanan görüşmeler ile yolların ayrıldığı noktaya gelindi. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, "Bakın yenilendik" dercesine MYK’sını değiştirirken, önceki MYK’dan bazı isimler de "değişim" demeye başladı. İmamoğlu, yıllardır olası genel başkan adayları arasında gösterilen Özgür Özel’i destekleme kararı alırken, bir yandan da bir kez daha, ama daha güçlü biçimde İstanbul’u kazanma yoluna çıkacağını ilan etti.
Kalem kalem mahallelerden başlayarak yapılan delege hesapları, ilçe kongrelerine ve oradan da il kongrelerine uzandı. En nihayetinde kurultayın bir provası olan İstanbul İl Kongresi süreci geldi çattı.
İl başkanı adayı arayışları sürerken, Kılıçdaroğlu kentte tek bir aday çıkarılmasını istedi. Aklındaki aday ise seçim döneminde ABD gezisini de organize eden Selçuk Sarıyar’dı. Bu sırada değişim cephesinde çok sayıda isim üzerinde duruluyor, Ekrem İmamoğlu’na gidilince "Bence örgüt karar vermeli" diyordu. Çevresindeki kurmayların aklında farklı isimler vardı, ancak İmamoğlu partisinin içinde "İstanbul İttifakı" kurmaya çalışıyordu. Bu sırada pazar günü yapılan kongrede "genel merkez adayı" olan Cemal Canpolat bir süredir yaşadığı İzmir’den İstanbul’a gelerek İmamoğlu ile defalarca görüşme yapıyor, değişimin adayı olmak istediğini söylüyordu. Bu talep İmamoğlu’nda ve değişim cephesinde karşılık bulmuyordu. Tam da bu günlerde 39 ilçe başkanından 26’sı Bahçelievler İlçe Başkanı Özgür Çelik üzerinde anlaştı ve İmamoğlu’nun da desteğini aldı. Sarıyar’ı isteyen Kılıçdaroğlu ise Canpolat’a ikna olup, delegeler için çalışmalar başladı.
Kongreye sayılı günler kala adaylığını ilan eden Çelik’in açıklamasına ilçe başkanları ağırlıklı bir katılım olurken, Canpolat’ın açıklamasında genel başkan yardımcıları geçidi yaşanıyordu. Bu sırada delegeler aranıyor, genel başkan yardımcıları ve Kılıçdaroğlu’nu destekleyen belediye başkanları vaatlerde bulunuyordu. Öyle ki kongreye iki gün kala İstanbul’a gelen ve Gezi tutuklarını ziyaret eden Kılıçdaroğlu’nun da sürece dahil olduğu konuşulmaya başlanmıştı. Kongre günü geldiğinde başa baş bir yarış olacağı bilinen salonda, ortadan ikiye bölünmüş bir CHP ve salonda yarışan iki adayın yerinde Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu yarışı yaşanıyordu. Sonuç değişimcilerin ve İmamoğlu’nun lehine olmuştu. Bu sırada kongrenin kaybedileceğini anlayan Canpolat ise gerçek rakibinin kariyerini bitirmeye odaklanmıştı.
Kürsüde konuşan Canpolat, daha önce görüştüğü İmamoğlu’nu delege etkilemek için iş vermekle suçlamış, İYİ Parti’yi kastederek partisinden istifa edip bu partiye geçenlerin iş sahibi olduğunu iddia etmişti. İddialarını belgeleyemeyen Canpolat, kaybettiği kongrede ‘kaybedersem kaybettiririm’ aşamasına geçmişti. Birkaç ay sonra partisinin logosu ile yarışacak olan İmamoğlu aleyhine iktidarın ve medyasının arayıp da bulamadığı nimeti vermişti.
İmamoğlu değişim söylemiyle yönettiği kentte girdiği mücadeleyi, tam da ikinci dönem adaylığını duyurduğunda belirttiği gibi ittifaklar da kurarak kazandı. Partisine ve kamuoyuna ittifak kurma kabiliyeti gösterdi. Fakat partisinin genel merkezinin adayı 30 kadar oy almış olsa, il başkanı olacak Canpolat ise yerel seçimlerde için kendisine ‘sizin seçilmeniz için çalışmam’ mesajını vermişti. İmamoğlu oyunu kullanıp salondan ayrılırken, salonda yalnızca il başkanlığının değil kendisinin belediye başkanı adayı olup olmayacağının da oylandığının farkındaydı. Üstelik CHP’deki teamül gereği büyükşehir belediye başkanları kurultay delegesi yazılırken, Canpolat’ın listesinde İmamoğlu’na yer verilmemişti. Oy kullanan delegelerin tercihleri ile İstanbul’da CHP açısından büyük bir kırılmanın önüne geçilmiş olundu. İmamoğlu ise partisinin genel merkezinden sık sık yükselen “Örgüt ile arası kötü” söylemine de bir direnç noktası kurmuş oldu. Üstelik bunu değişimi örgütüne onaylatarak yaptı.
İmamoğlu kongreden çıkan sonuç ile değişim söylemini örgütüne onaylatmış, genel merkeze ve defalarca görüşüp sonuç alamadığı Kılıçdaroğlu’na ‘değişim kaçınılmaz’ mesajını vermişti. İstanbul kongresi sonrası CHP içinde konuşulan konuların başında da kendisi geliyordu. Bugün Kılıçdaroğlu’na destek veren isimler dahi “CHP’nin geleceğinde İmamoğlu olacak” demeye başlamıştı. Farklı kentlerde kazanılan değişim sonuçları bir mesaj olsa da hiçbir kente genel merkez bu kadar yüklenmemiş, İmamoğlu ise kongrede yaptığı konuşma dışında kamuoyu önünde sessizce izlememişti.
İmamoğlu İstanbul’da kazanarak kendisinin adını anmaktan kaçınan Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezi ve Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’na "bir kez daha düşünün" mesajını kentindeki kongrede veriyordu. CHP’den ayrılıp parti kuran ve geri dönüp vekil olan, oğlunun adı belediye başkanlığı için geçen Mustafa Sarıgül’e "artık ben varım" mesajını verdiğini biliyordu. Artık birlikte aynı kentte siyaset yapmaları mümkün görünmeyen ve araları bozulan Canan Kaftancıoğlu’na da "ben kazandım" diyordu.
İstanbul delegesi de İmamoğlu’na bir mesaj veriyordu: Değişimin öznesi sensin! İmamoğlu’nun bu mesajı aldığı şüphesiz, fakat bu mesajın siyasi gereklerini ise zamana yayarak gerçekleştireceği de ortada.
Özgür Çelik kimin adayı?
Adaylığı süresince "Kimin adayı?" sorusunun en çok sorulduğu Özgür Çelik’i destekleyenler arasında İmamoğlu ile birlikte Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, CHP İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak ve 26 ilçe başkanı yer alıyordu.
İmamoğlu her şeyden önce yerelde birlikte çalışma uyumunu kaybeden, bir araya gelmekten kaçınan, yaşanan gerilimler sık sık basına yansıyan Canan Kaftancıoğlu’nun ‘gölgesinin’ olmayacağı, genel merkez – İstanbul dengesinde yanında duracak bir il yönetimi arzusunu taşıyordu. Yerelden bir değişim arzusunu sık sık dile getiren İmamoğlu ilçe yönetimlerinde alınan sonuçları il başkanlığı ile sonuçlandırmak için değişime de mesafeli olmayan Çelik’i destekledi. Çelik de her fırsatta uyumlu çalışma vurgusu yaparak bunun arkasında olduğu mesajını veriyordu.
Kurultayı nasıl etkileyecek?
Kurultaya giden CHP için İstanbul açısından en yalın gerçek ise psikolojik üstünlüğün değişim cephesine geçtiği. Seçilmiş 196 delege ile birlikte yarı yarıya değişimci olan milletvekili sayısı da eklendiğinde Özgür Özel’in büyük moral aldığını da bir başka gerçek. Bu aşamadan sonra genel merkez cephesinin bunu tersine çevirecek hamlelere yönelmesi kaçınılmaz görünüyor. Öyle ki kongrenin ertesi gününden başlayarak genel başkan yardımcıları seçilen delegeleri aramaya ve tavırlarının ne yönde olacağını ölçmeye başladıkları biliniyor.
CHP’nin genel başkanını 1200 seçilmiş delege ile birlikte MYK ve YDK üyeleri ile birlikte milletvekillerinden oluşan doğal delegeler seçiyor. Ayrıca 1400 civarında delegesi olan CHP’de parti meclisi yarışında İstanbul delegesinin desteğini almak büyük önem teşkil ediyor. CHP’de kurultayda genel başkanlık üzerinden konuşulan yarışa ek olarak yaşanacak parti meclisi yarışı gözden kaçırılıyor. Oysa parti meclisi yaklaşan yerel seçimlerde belediye başkan adaylarını belirleme yetkisiyle birlikte partiyi olağanüstü kurultaya götürme yetkisini de elinde tutuyor. Bu nedenle ki İstanbul delegesinin desteği parti meclisinde değişim cephesinin ağırlığının kurulacağını şimdiden bizlere söylüyor.
"İstanbul’u alan Türkiye’yi alır mı?" bilinmez, ancak CHP’de İstanbul’u alan Ankara’ya yürüyüşünü başlatmış bulunuyor. İmamoğlu kongrede yaptığı konuşma ile önce kongreyi, ardından belediyeyi ve sonrasında da cumhurbaşkanlığını kendisine hedef olarak belirledi. Partisi içinde kurduğu denge ile kendi kentinde değişimi başaran İmamoğlu, yol arkadaşı Özgür Özel’e de büyük bir destek göndermiş oldu. Bir sonraki hedefi ittifak kurmak olacak olan İmamoğlu, arkasında kendi desteklediği örgütü alarak yola çıkmaya hazırlanıyor.
Genel merkez cephesinden ise İstanbul’daki sonuç sonrası kısık da olsa “Kılıçdaroğlu aday olmayabilir” sesleri yükseliyor. Ancak tüm partili kaynaklar bunun gerçekle ilgisinin olmadığını, vefa duygusunun canlandırılmak istendiğini düşünüyor. Kılıçdaroğlu’nun ise kurultay yaklaşırken çeşitli kartları oynayacağına kesin gözüyle bakılıyor.
CHP’de bugün bir ihtimal olarak doğan değişim, gelecek açısından yeni bir dönemin işaretlerini veriyor. Açık bir gerçek ki kim kazanırsak kazansın, CHP’nin geleceğinde İmamoğlu’nun adının duyulacağı günlere doğru gidiyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İsrail ve Filistin arasında yeniden çıkan çatışmaların ardından iki ülkenin düşmanlığının tarihi, Özgür Çelik'in CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimini kazanmasının değerlendirmesi
12 Eki 2023

YAZARLAR

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.



