İtiş-Kakış Metro Serüvenleri

Birkaç yıl önce okula gitmek için metro istasyonunda bekliyordum. En sevdiğim şarkıyı dinliyordum, keyfim yerindeydi. Trenin kapılarının açılacağı yeri belirten sarı çizgiler olur ya, tam onlardan birinin üstündeydim. Yanıma orta yaşlı bir kadın yaklaştı, parmağıyla dürtüp kulağımdaki kulaklıkları çıkarmamı işaret etti. Yol soracak herhâlde, diye düşünüp çıkardım kulaklığı. Durduğum yeri gösterdi, “Kızım bu kadar kenarda beklemekten korkmuyor musun?” dedi. Anlamadım. “Ya biri iterse?” dedi. Nasıl yani, dedim. Evet, diye ısrar etti. “Ya burada böyle beklerken biri gelip seni raylara iterse ve düşüp ölürsen? Kulağında da kulaklık var. Biri arkadan yaklaşsa hiç duymazsın valla,” dedi. Beni dumur etti, sonra hiçbir şey olmamış gibi gelen metroya binip gitti.
O gün resmen zehirlendim. Çok mantıksız ama aynı anda çok mantıklı: “Biri seni niye raya itsin kızım ya, millet deli mi?” düşüncesiyle “Bir manyak gelip itse n’apıcan, ölür gidersin. Teyze haklı, az geride dur” düşünceleri o günden beri tek başıma metro beklediğim her an beynimin bir kıvrımında dans ediyor. Evet, teyzenin korkusu benim de korkum hâline geldi: Metro beklerken raylara itilmek. Teşekkürler no context teyze.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Ayşe Burçak Tuğrul
Yazar - 20'lik

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




