'Dünyaya bir görevle geldiğimi düşünüyorum': Dr. Jane Goodall ile umuda dair

Birleşmiş Milletler Barış Elçisi, Jane Goodall Enstitüsü’nün kurucusu Dr. Jane Goodall, 60 yıla yayılan kariyerinde şempanzeler üzerine çalışmalarıyla tarihin akışını etkiledi; insanın kendisini ve çevresini tanımlamasına katkıda bulundu. Goodall ile umut ve harekete geçme çağrısı üzerine konuştuk.
'Dünyaya bir görevle geldiğimi düşünüyorum': Dr. Jane Goodall ile umuda dair

30 Mayıs - Sabancı Üniversitesi - Pareto
Sabancı Üniversitesi EDU ile birlikte

Türkiye’den listelerde yer alan tek kurum: Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU) EDU , kuruma özel programlar alanında dünyanın en iyileri arasında. Neler oluyor? Profesyonellere yönelik gelişim programları sunan Sabancı Üniversitesi Yönetici Geliştirme Birimi (EDU) , Financial Times tarafından her yıl ilan edilen Kuruma Özel Programlar 2024 dünya sıralamasında bu yıl da yükselişine devam ederek 34’üncü sıraya yükseldi . Katılımcıların ihtiyaçlarına uygun program tasarımı, akademik bilgiyle iş pratiği arasındaki denge, kullanılan yöntem ve araçların güncelliği, yeni beceri ve bakış açısı kazandırma, kuruma yaratılan değer, katılımcıların aynı kurumu gelecekte tekrar tercih etmesi gibi önemli kriterlerin tamamında da EDU yükselişini sürdürdü. Türkiye’den listelerde yer alan tek kurum olma başarısı gösteren EDU , dünyadaki gelişmeleri izleyerek yenilikçi öğrenme araçları ve tasarladığı programlarla 22 yıldır iş dünyasına katkıda bulunmaya devam ediyor. Financial Times Kuruma Özel Programlar 2024 dünya sıralamasını incelemek için burayı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

Birleşmiş Milletler Barış Elçisi, Jane Goodall Enstitüsü’nün kurucusu Jane Goodall, 60 yıla yayılan kariyerinde özellikle şempanzeler üzerine çalışmalarıyla tarihin akışını etkilemiş, insanın kendisini ve çevresini tanımlamasına büyük katkılarda bulunmuş bir etolog.

Mayıs ayında Türkiye’ye gelerek mesajını bizzat ileten Dr. Goodall ile hayat hikayesini, ormandaki yolculuğunu ve içinde yaşadığımız krizler çağında umudunu nasıl koruduğunu konuşmak üzere buluştuk. Bizimle paylaştığı ilham verici hikayelerin ve bilgeliğinin, aşağıdaki sohbetin devamında da okuyucularımızda umut ve harekete geçme çağrısı olarak yankılanmasını umuyoruz.

Dr. Jane Goodall ve Alara Demirel
Fotoğraf: Doğukan Türker

Pek çok kişiye ve özellikle de gençlere ilham vermiş birisiniz—tıpkı bana da verdiğiniz gibi. Burada sizinle birlikte olmak onur verici. Türkiye’ye gelirken, beraberinizde bir umut mesajı da getirdiniz, bunu da Roots & Shoots Türkiye ile el ele ilerletiyorsunuz. Gençlere umut verme motivasyonuyla ilerlerken, neden bizzat gelmenin mühim olduğunu hissettiniz?

Jane: Jane Goodall Enstitüleri’nin ve Roots & Shoots’un aktif olduğu farklı ülkelere gidiyorum. Türkiye de bu ülkelerden, hatta en yenilerinden biri. Daha önce buraya gelmemiştim. Bence burada bulunmak ve yalnızca Zoom’dan yansıtılan bir yüz olmamak çok önemli. Bizzat burada olmak hoşuma gidiyor; bu buluşmaları seviyorum.

Dr. Jane Goodall, Türkiye’de

Dr. Jane Goodall, Türkiye’de.
Kaynak: Roots & Shoots Türkiye

Yaymak istediğiniz mesajların “umut” odaklı olduğunu biliyoruz. Özellikle bu seyahatinizde, Aslıhan Niksarlı liderliğinde Roots & Shoots Türkiye ekibiyle birlikte ilerlerken, vurgulamak istediğiniz mesaj tam olarak neydi?

Jane: Hiçbir zaman “tek” bir mesajım olmadı—bu hayatta her şey, birbirine bağlı ve asıl etkiyi yaratan da birbirinden farklı şeyleri birarada görmek oluyor. Eğer umudun sadece gençlerde olduğundan veya bu mesajı verirken yalnızca doğanın dayanıklılığından ilham almaktan bahsederseniz, söylenenler umudun yalnızca tek bir parçasını yansıtır. O zaman mesaj da farklı geçmişleri olan insanlar veya çeşitli yaşlardan insanlar için yetersiz kalır.

Medya tarafından yayılan tüm o kıyamet ve kasvetle birlikte, mesajların her türüne ihtiyacımız var. Ve evet, kötü olan şeyleri de bilmeye ihtiyacımız var—ama o kadar harika eylemler ve insanlar da var ki… Bunların da paylaşılması gerekiyor. Çünkü insanlar umutlarını kaybederse, o zaman ne anlamı kalır? Yaptığınız hiçbir şeyin faydalı olmadığına inanırsanız pes eder ve kayıtsızlaşırsınız. Bu, özellikle gençlere olursa, yıkıcı olur.

Dr. Jane Goodall ve gençler Roots & Shoots’un ilk tohumlarını atarken...
Kaynak: Jane Goodall Enstitüsü

Gençler olarak sosyal medyaya her girdiğimizde kıyametin koptuğunu düşündürten içerikler görüyoruz. Bu, kaygıyı yönetmeyi ve umutla devam etmeyi zorlaştırabiliyor. Yılın 300 günü umudu paylaşmak amacıyla seyahat ediyorsunuz; iklim kaygısı bu kadar yaygınken, kendinize nasıl bir düzen kurduğunuzu ve devam edecek gücü tekrar tekrar nasıl bulduğunuzu merak ediyorum.

Jane: Öncelikle benim sosyal medyayla hiçbir ilgim yok. Hesabım Jane Goodall Enstitüsü’ndeki ilgili ekip tarafından yönetiliyor ve hiçbirine bakmıyorum. Elbette haberlere göz atıyorum; güncel olaylarda neler olup bittiğini bilmek istiyorum. Ve elbette, diğerlerinden daha yakından takip ettiğim bazı konular da var. Ama devam ediyorum çünkü bu gezegene bir görevle geldiğimi düşünüyorum. Bugün, bu görev de insanlara umut vermek.

Daha önce de söylediğim gibi, seyahat ettikçe harika insanlarla ve projelerle tanışıyorum. Dolayısıyla benim mesajım, biraraya gelip harekete geçmemiz gerektiğidir. Her birimiz, her gün bir etki yaratabiliriz ve ne tür bir etki yaratacağımızı seçebiliriz. Aslında, bir tür fark yaratmadan tek bir gün bile geçiremeyiz. Ve birçoğumuz, seçim yapabilecek kadar şanslıyız.

Dr. Jane Goodall, gençlerle ağaç dikiyor.
Fotoğraf: Chris Dickinson

90 yılı bu yaklaşımla geçirdiniz. Elbette tek bir şeye indirgemeye gerek yok ancak tüm bu seyahatlerden sonra, odaklanacağınız başlıca mesajlar hangileri olurdu? Hepimiz, her gün bir etki yaratıyoruz. Peki aralarından “en çok fark yaratan”ları seçsek?

Jane: Sanırım iki şey var. Öncelikle akıl hocam Louis Leakey, daha önce hiç üniversite eğitimi almamış olmamama rağmen, doktora yapmam gerektiğini düşünüyordu. Açıkçası, profesörlerden korkuyordum. Üniversitedeyken şempanzelere isim vermemem ve onların kişilikleri, zihinleri veya duyguları hakkında konuşmamam gerektiği söylenmişti. Neyse ki çocukken harika bir öğretmenim vardı: köpeğim Rusty.

Onun sayesinde, profesörlerin söylediklerinin saçma olduğunu ve gezegende kişilikleri, zihinleri ve duyguları olan tek varlıklar olmadığımızı biliyordum. Bana zamanında iddia edilmiş olduğu gibi: İyi bir bilim insanı olmak ve birlikte çalıştığın canlılarla empati kurmak imkansız değil. Kusursuz bir şekilde nesnel kalabilir ve aynı zamanda empati de kurabilirsiniz—bu duruma defalarca kez şahitlik ettim. 

Jane ve Rusty

Dr. Jane Goodall ve köpeği Rusty.
Kaynak: Goodall ailesi arşivi

Şempanzeler, biyolojik olarak bize çok benziyor; DNA’mızın %98,7’sini onlarla paylaşıyoruz. Sahada hazırladığım ayrıntılı raporlar ve o zamanki eşim Hugo van Lawick’in dünyayı dolaşan filmleriyle, bilim değişmek zorunda kaldı ve dünya, hayvanlar âleminden ayrı değil, aksine bir parçası olduğumuzu kabul etti. Bu da bugün gençlerin ve her tür hayvanın duygularını inceleyebilmelerine olanak sağladı. Maymunlar, filler, yunuslar, sonra kargalar, domuzlar, sıçanlar ve ahtapotlar… Bugün, zekalarıyla ilgili özel tarafların neler olduğu keşfediliyor. 

Ağaçların da kökleri aracılığıyla veya havaya saldıkları feromonlar yoluyla birbirleriyle iletişim kurabildiklerini öğreniyoruz. Kısacası, şempanzeler sayesinde açılan bir  kapı oldu denebilir. İkincisi ise şu anda 70 ülkede bulunan ve Türkiye’de de büyüyen bir program olan Roots & Shoots’u başlatmak.

Hugo van Lawick ve Dr. Jane Goodall, Ocak 1974.
Fotoğraf: Associated Press

20’li yaşlarınızda Gombe ormanlarında yaşarken bir sosyal medya hesabınız olsaydı gözlemlerinizi dünyaya aktarırken hangi kullanıcı adını seçerdiniz? Mesela, yakınınıza gelen ilk şempanze David Greybeard’ın size taktığını düşündüğünüz “tuhaf beyaz maymun” lakabı nasıl olurdu?

Jane: Bunun üzerine hiç düşünmemiştim ama neden olmasın?

Şempanzelerle geçirdiğiniz zamana geri dönüp baktığınızda sizi en çok büyüleyen ne oluyor? Bu deneyimden insanlar hakkında ne öğrendiniz?

Jane: Annelerin ve bebeklerinin gelişimini izlemeyi her zaman çok sevdim. Şempanzelerin gelişim aşamaları, tıpkı bir insan çocuğununki gibi ilerliyor. Gözlemlerken bazı annelerin farklı davrandığını görüyorsunuz. Bazıları gerçekten destekleyici ve şefkatliydi; bazıları da daha sert ve talepkardı. Sadece bir tanesinin— sanırım son doğan olduğu ve hiç kardeşi olmadığı için—çevresinde gözlemleyebileceği bir bebek yoktu. İlk bebeğine bakacak durumda değildi ve bebek öldü. İkinci yavruyla biraz daha iyiydi ve yavru, annesi yeterli bakım verememesine rağmen hayatta kaldı. Üçüncü yavrusuna ise iyi bir anne oldu; bu sayede, yavrularının bunca zamandır acı çektiğini de öğrendi.

Biliyorsunuz, şempanze yavruları, oldukça uzun bir gelişim sürecine sahiptir. Yavru, 3 yıl boyunca emzirilir; annesinin sırtında kalır ve gece yuvasında onunla uyur—ta ki 5 yaşına gelene, yani bir sonraki bebek doğana kadar. Bu süreç uzun çünkü şempanzelerin de (bizim çocuklarımız gibi) öğrenmeleri gereken çok şey var. Örneğin, bir böcek olarak yumurtadan çıktığınızda, çiftleşmek dışında başka bir böcek görmeniz gerekmez; ne yapmanız gerektiğini bilirsiniz. Hepsi genlerinizde kodlanmıştır. Ama bizim için bu söz konusu değil.

Fotoğraf: Kristin J. Mosher

Çocuklar, yetişkinleri izleyerek öğrenirler. Bu sürece topluluklarının kültürünü öğrenmek de dahildir. Aynı şey, şempanzeler için de geçerli: Afrika’nın farklı bölgelerinde, şempanzelerin birbirlerinden farklı kültürleri var. Bunlar, gözlemsel öğrenme yoluyla bir nesilden diğerine aktarılır. 

Örneğin, şempanzeler, Gombe’de termitleri yakalamak için ot sapları gibi kamışlar kullanır. Bazen yaprakları soyarak hazırlarlar, ağızlarında yaprakları burarak bir tür sünger yaparlar; bunu, ağaç gövdesindeki bir oyuktan normalde ulaşamayacakları suyu emmek için kullanırlar. Kayaları silah olarak kullanıp fırlatırlar; uzun sopaları kullanarak ısırıcı ordu karıncaları yakalarlar. Karıncaların ısırıkları çok kötü olduğundan, ancak yaklaşık iki dakika boyunca bunu yapabilirler. Ek olarak bu sopalar çok pürüzsüz olmalıdır; ellerini kullanarak süpürürler. 

Afrika’nın diğer bölgelerinde ise şempanzeler, sert fındıkları kırmak için kayaları kullanırlar. Aynı fındıklar, Gombe’de de vardır ama Gombe’dekiler bu yöntemi kullanmazlar. Afrika’nın başka bir bölgesinde, şempanzeler çok uzun sopalar kullanarak su yüzeyinden spagettiye benzeyen bir tür ot toplarlar. Bunların hepsi ayrı kültürlerden gelir.

Fotoğraf: National Geographic

Dr. Jane Goodall ve David Greybeard.
Fotoğraf: National Geographic

Sohbetimizi bitirmeden, geriye dönüp baktığımızda hatırlayacağımız ve belki de sonsuza kadar bizimle kalacak bir cümle kurabilir misiniz?

Jane: Size şunu söyleyebilirim: Bu gezegene bir görevle geldiniz. Bence o görevin ne olduğunu keşfettiniz; eğer doğru yolda olduğunuzu biliyorsanız devam edin. Annemin bana her zaman söylediği şey şuydu: Bir şey yapacaksan, özellikle yapmak istemediğin durumlarda bile, elinden gelenin en iyisini yap. 

  • Editörün notu: Gezegenimizin ihtiyacı olan değişimin bir parçası olmak isterseniz, buradan Roots & Shoots Türkiye’ye katılabilirsiniz.
  • Önemli not: Jane Goodall Enstitüsü, yaban hayvanlarıyla teması onaylamaz. Yukarıda kullanılan fotoğraflar tarihî fotoğraflardır.
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

📬 Dr. Jane Goodall ile umuda dair

Birleşmiş Milletler Barış Elçisi Dr. Jane Goodall ile hayat hikayesini, ormandaki yolculuğunu ve içinde yaşadığımız krizler çağında umudunu nasıl koruduğunu konuşmak üzere buluştuk.

07 Tem 2024

Dr. Jane Goodall, Fotoğraf: Bill Wallauer

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

20 Haz 2026

10 maddede bu hafta