Jeanette: Normal olmak varken mutlu olmayı seçmek

Jeanette Winterson’ın 1983’ün kışıyla 1984’ün baharında yazdığı Tek Meyve Portakal Değildir isimli romanı, okuyucusunu yarı otobiyografik ve yarı fantastik şekilde karşılıyor. Hayatını inançlarına bağlı yaşayarak geçiren bir kadının kalabalıklara rağmen yalnız hissedişine bir çare olarak Jeanette’i evlatlık edinmesiyle başlıyor hikâye de.
Kendi gibi misyoner bir kadın yetiştirmek, zor zanaat olsa gerek. Başlarda işe yarayan bir senaryo da olabilir elbet. Küçük kız, annesini ve Tanrı’yı memnun etmek için elinden geleni yapacaktır bir süre. Peki "cemresi yeni düşmüş bahar toprağında beliren o ilk, mucizevi, hem kırılgan hem de güçlü gibi bir soru"yu sorunca ne olacak? İşte romanın sorusu, tam olarak bu ve dahası—sorduktan sonra sevilme ve kabul görme arzularını hiçe sayabilecek kadar cesur da olabilecek mi?
Sanıyorum Jeanette’ın ustalığı, burada kendini gösteriyor: Otobiyografik yapısıyla lezbiyenliğini yaşamaya karar veren bir kadının hikâyesi ve 20. yüzyılın sonlarına doğru geçimini yapısı, tarzı ve içeriğiyle hiçbir romana benzemeyen bir eseri yazmakta kararlı olan bir kadın, 1985 basımlı metinde birleşiyor. Ve bunu deneyimleyebiliyoruz.
Hevesli bir editör için yeni bir yazarı piyasaya sürmek son derece zordur çünkü kitapçıların desteği çok önemlidir ve çoğunlukla da 'az satanlara' o destek gelmez. Bunun tek yolu yayıncının bu yeni isme para yatırmasıdır. Ama yeni bir eser, eskinin yeniye uyarlanması değil de gerçekten yeni bir eser için böyle bir yatırım ise genellikle ekonomik intiharla eşdeğerdir. Yayıncı para kaybeder, yazar bunalıma girer, kitap zincirleri 'Biz size demiştik,' tavrı takınır. Portakal en iyi ilk roman dalında 1985 yılında Whitbread Ödülü'nü kazanınca [Birleşik Krallık’taki büyük bir kitap zinciri] işleri toparladı.

Kitabın ilk basımı, 1985
"Bu ben miyim gerçekten?": Tek soru, yıkılan gerçeklik ve bir sürü meyve
Yayınevi Pandora Press ve Winterson’ın editörü Philippa Brewster olmasaydı okuyamayacağımız bu kitap, özellikle kuir feminist bir gözle okunduğunda, temalarını cinsel kimlik, aşk, tutku ve aidiyeti keşfetmek olarak öne çıkarıyor. Belki de Tek Meyve Portakal Değildir’e bir aşk mektubu yakıştırması yapmak yine bu bağlamda uygun olur—farklı cinsiyet kimliklerine, aşkın farklı biçimlerine, varoluşumuzun ve deneyimlerimizin çeşitliliğine dair bir tanesi.
Jeanette, anne ve babası tarafından oldukça baskıcı heteronormatif bir dünyada yetiştirilmesine rağmen, cinsel kimliğini keşfetmek ve bununla barışık olmak için gösterdiği cesaretle, kendini bir portakal olarak buluyor. Aynı noktada Abrahamik dinlerin bireylere dayattığı yaşam tarzını ustaca eleştirmiş oluyor.
Portakalın önemi: Bu alegorik portakal, Winterson’ın okuyucuya sunduğu meyve sepetindeki en özgün ve etkileyici unsur. Hatta bütün bu çeşitlilik içinde portakal olmayı seçmek, neye ait olduğunuza, kim olduğunuza ve en önemlisi, kim olmak istediğinize dair bir ifade. Kurgu boyu Winterson’ın cinsiyet normlarına ve sosyal baskılara karşı cesurca direnme çabasını anlamamızı sağlayan alegori, Jeanette’in cinsel yönelimi ve kimliğini bir baskıdan ziyade bir özgürleşme süreci olarak gördüğünü de vurguluyor.
Burada yazarlığın motivasyonu da açıkça sunuluyor ve kurgunun otobiyografik kısmı daha da derinleşmeye başlıyor. Zira aynı önsözde değinildiği gibi, bu kapitalist dünyaya karşı durmak için de bir dayanak lazım:
Çok sinirlenmiştim; neyse ki o günlerde Sir Joshua Reynolds’ın Turner’ı nasıl aşağıladığını okuyordum.
Geleneğin önemi: Kuir yazın ve kendilik süreci
Kadın ve kuir yazını geleneğinde önemli bir yeri olan romanın edebiyat tarihine yaptığı göndermelerde sürekli olarak eril geleneği temel almasını Winterson’ın bir oyunu olarak almak mümkün. Sonuçta eğitim tarihini açıkça paylaşıyor ve ayrıcalıklarını gizlemiyor. Bu niyeti temellendirmek için bir dipnot yok; yalnızca 20. yüzyıl sonunda yazılan bir roman için bu yakıştırmayı yapmak, eserin gelenek kuruluşuna yardımcı olmasıyla ve yazarın kariyeriyle bu şekilde örtüşüyor gibi duruyor.
Winterson, alegorilerinin fantastik unsurlarını ve diyaloglarda gönderme yaptığı meyve dünyasıyla donatırken kendi büyüme hikâyesini ve cinsel yönelimlerin çeşitliliğini kutluyor. Sepetin çeşitliliği okuru korkutmak yerine içine çekiyor. Yazarın özgün, sade ama çekici anlatımı, okuru romana bağlıyor çünkü fantastik unsurlar ve edebî benzetmeler üstenci bir yerden kurulmuyor. Bu sayede mesaj okuyucuya daha berrak iletilmiş oluyor: Tek meyve portakal değildir ama bazen hayatınızdaki portakalı bulmak, her şeyi yerine oturtabilir. Bu bağlamda roman, kendi özgün tatlarımızı keşfetmeye çıkmak için bir çağrı rolünü üstleniyor; yazın geleneğini heteroseksüel eril kültürden çıkartmak için çeşitlilikleri kutluyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
NEREDE YAYIMLANDI?
Onur Ayı’nı Jeanette Winterson’ın büyüme hikâyesiyle kutlamak.
21 Haz 2023

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Aposto Kitap
Kitap incelemeleri, edebiyat haberleri, editörden okuma önerileri.
İLGİLİ OKUMALAR



