Kamu Bütçesi Kısılmalı mı Genişletilmeli mi?

Piyasa reaksiyonu üzerinden bakıldığında ise kamu harcamalarını kısmak vergi artışlarına göre daha olumlu bir piyasa reaksiyonuna neden olmakta. Vergi artışları başladığında piyasa bunun devam edeceğini düşünürse ekonomiye olan güveni zedelenir, halbuki harcamaların kısıtlanarak tasarrufa gidilmesi piyasa açısından güven artırıcıdır. Üstelik kamu harcamalarının kısılması ileride vergi artışları olmayacağına dair bir sinyal verirse piyasa yine bu duruma olumlu tepki vermektedir.
Kamu Bütçesi Kısılmalı mı Genişletilmeli mi?

Dr. Caner Gerek

Ülke ekonomilerinin kötü performans sergilediği dönemlerde kamu bütçesinin durumu tartışma konusu olmakta. Bu tartışmalarda kamu müdahalesi taraftarları bütçe harcamalarının artmasını savunarak kamu bütçe açığını desteklemekte. Kamunun talep yaratması ve ekonomiyi canlandırması talep edilmekte. Diğer yandan sosyal harcamalarla işsizliğe ve sosyal yardımlara vurgu yapılmakta Serbest piyasa taraftarları ise kamu harcamalarına olumsuz bakarken bütçenin de dengede olmasını savunmakta. Taraflar arasındaki bu tartışma son dönemde tekrar gündemde. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in önceki haftalarda kamuda tasarrufun ön plana çıkarılacağını ifade etmesiyle bu tartışma tekrar alevlenmişti. Bakan Şimşek bu hafta ise özellikle vergilere dair yeni artışların geleceğini vurguladı ve birtakım vergi artışları yavaş yavaş devreye alınmakta. Bu haftanın ekonomi gündemi de tasarruf ve vergiler.

Ekonominin kötü gittiği dönemlerde kamu harcamasının artmasını savunan iktisadi görüşler ekonominin tekrar iyiye gittiği dönemde de kamu harcamalarının azaltılmasını savunmakta. Böylelikle kamu dengeleyici bir rol oynamış olmakta. Fakat sıklıkla tecrübe edildiği üzere kamu harcamaları artırılmaya başladığında ekonomi düzlüğü çıkmış olsa bile bu harcamaları kısmak zordur. Kamu harcamaları arttığında geriye dönüş pek görülmemektedir. Burada iktidarların en büyük yanılgılarından birisi aslında tam da ekonominin iyiye gittiği dönemlerde ekonomiyi doğru yönetmenin getirdiği güvenle bundan sonraki süreçte de bu durumun böyle devam edeceği o nedenle de harcamaları kısmanın gerekli olmadığı düşüncesidir. Carmen Reinhart’ın deyimiyle iktidarlara göre durum bu sefer farklıdır, o nedenle iktidarlar işler iyi giderken harcamaları kısmazlar. Bu duruma en iyi örneklerden birisi Chavez dönemi Venezuela ekonomisi idi. Petrol fiyatlarının yüksek seyrettiği dönemde Chavez kamu harcamalarını kısarak bütçeyi dengelemek yerine harcamaları daha da artırmıştır ve işler tekrar kötüye döndüğünde harcamaları kısamamış ve devamında devasa bütçe açıkları ile karşı karşıya kalınmıştır.

Kamu harcamalarının ekonominin kötü gittiği dönemde yüksek tutulmasının bir diğer riski de karşılaşılan şoklar olmaktadır. Ekonomiler bugünün dünyasında çok daha fazla şoklarla ve belirsiliklerle karşı karşıya kalmakta. Bütçe açığının yüksek olduğu dönemlerde siyasi ve iktisadi şoklara maruz kalmak geri döndürülmesi çok uzun yıllar alacak bir bütçe problemi ile karşı karşıya bırakabilmektedir. O nedenle de iktidarların bütçe açığı vermektense kamu bütçe dengesini gözetmesi daha doğru olacaktır. Kamunun yaptığı harcamaların genel itibariyle verimsiz harcamalar olması da oldukça önemli bir problemdir. Burada aslında tartışılması daha doğru olacak konu bütçe dengesinin vergi artışlarıyla mı yoksa tasarruflarla mı sağlanacağıdır.

Tasarruf mu vergi mi?

Kamu bütçe açığını dengelemek için vergi artışları yapıldığında genelde kamu borcunun milli gelire oranı artmaktadır. Yani tasarruf için vergi artışı yapmak istenilenin tersi bir sonuç üretmektedir. Çünkü vergilerdeki artış piyasadaki talebi düşürmekte ve daha az işlem gerçekleşmesi nedeniyle de kamunun bütçeyi dengelemek için arzu ettiği vergi gelirleri elde edilememektedir. Halbuki kamu tasarrufa gittiğinde kamu borcunun milli gelire oranı düşmektedir.

İkinci bir nokta ise kamu tasarruflarının etkisi daha kalıcı olurken vergi artışlarının etkisi kalıcı olamamaktadır. Çünkü vergi artışları kamu harcamalarını dengeleme motivasyonu ile yapıldığından reaksiyoner bir yapısı vardır. Reaksiyoner olduğunda ise aslında sürekli (kısılmayan ve hatta artan) kamu harcamalarını takip etmekte, onu kovalamaktadır. Bu yönüyle de vergi artışları süreklilik arz eder. Süreklilik arz eden vergiler ise bir süre sonra GSYH artışının yavaşlamasına yol açar. Milli gelir azaldığı için de borcun milli gelire oranı paydadaki azalış kaynaklı artar. Bu durum da ileriki borçlanmaların daha yüksek maliyetle yapılmasına neden olur.

Piyasa reaksiyonu üzerinden bakıldığında ise kamu harcamalarını kısmak vergi artışlarına göre daha olumlu bir piyasa reaksiyonuna neden olmakta. Vergi artışları başladığında piyasa bunun devam edeceğini düşünürse ekonomiye olan güveni zedelenir, halbuki harcamaların kısıtlanarak tasarrufa gidilmesi piyasa açısından güven artırıcıdır. Üstelik kamu harcamalarının kısılması ileride vergi artışları olmayacağına dair bir sinyal verirse piyasa yine bu duruma olumlu tepki vermektedir.

Vergilerin ve kamu tasarrufunun sıklıkla tartışıldığı bugünlerde özet olarak kamunun genişlemesindense bütçe dengesinin sağlanması uzun vadede daha olumlu sonuçlar üretecektir. Kamu bütçe dengesinin sağlanması ise vergi artışlarından değil asıl tasarruflardan sağlandığında ekonomi daha pozitif etkilenecektir. 


Kaynaklar:

1 Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Disk) ve diğerleri [GK], B. No: 2016/14517, 12/10/2023). Karar metnine şuradan erişilebilir:  https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2016/14517

2 https://bianet.org/haber/1-mayis-iddianamesi-savci-42-kisi-icin-567-yila-kadar-hapis-istedi-295918 

3 https://www.aa.com.tr/tr/politika/ak-partide-yeni-reform-donemi-icin-hazirliklar-basladi/3233749



Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

Özgürlük Gündemi

Özgürlük Araştırmaları Derneği'nin hazırladığı Özgürlük Gündemi, Türkiye’nin hukuk devleti, ekonomi, siyaset ve sivil toplum gündemine ilişkin vakıaların değerlendirildiği, iki haftada bir pazartesi günü yayımlanıyor.

İLGİLİ OKUMALAR