Mehmet Selahattin, 1929 tarihli yazısında Beykoz'a vardığında şunları söylüyor: "...evvelce tanıdığım bir sütçü dükkânı vardı. Dükkân yerinde duruyor ama ne sütü kalmış ne yoğurdu. Biraz öte beri getirtip yemeye macbur oldum."
Bahsettiği yoğurt Kanlıca yoğurdu olabilir mi?
1920'lerin gazete haberlerini taradığımızda "Kanlıca yoğurdu" ya da "Beykoz yoğurdu" gibi bir ifadeye denk gelemiyoruz. Henüz ismini gazete sayfalarında göreceğimiz kadar ünlenmemiş, ama Beykoz ya da Kanlıca'ya gittiğimizde yiyeceğimiz kadar leziz.
1930'ların gazetelerinde ise yavaş yavaş "Kanlıca yoğurdu" ifadesi kendini göstermeye başlıyor.
10 Kasım 1934 tarihli bir röportajdan:
"Kanlıca yoğurdunun tarihi bir şöhreti olduğunu biliyordum. Sokaklarda boş yere yoğurtçu aramaya başladım. Ne gezer? Nihayet sahilde kibrit kutusu kadar küçük fakat tertemiz bir tek yoğurtçu dükkanı bulabildim. İçeride bir masa başında iki kerli ferli şişman bey, yoğurt kaseleri önlerinde mütemadiyen atıştırıyorlardı. Meğer şişman beyler bilhassa yoğurt yemek için ta İstanbul'dan kalkıp Kanlıcaya gelmişler..."
"Toprak kaselerin içinde sapsarı yoğurtlar önümüzde bir kaşık şakırtısıdır gidiyor. Yoğurdun bu derece sarı olması dikkatime çarptı. Sebebini yoğurtçuya sordum: Bütün hususiyet orada... yoğurt ne kadar kaynarsa o kadar iyi olur, cevabını aldım."
"Kanlıcanın meşhur yoğurdunu meşhur yoğurtçularını sordum: Kalmadı ki beyim... Eskiden yoğurtçular çarşısı varmış ama şimdi tek bir dükkan kaldı."
15 Temmuz 1937 tarihli başka bir röportajdan:
"Kanlıcanın kırlarında yetişen kokulu ve yağlı otlarla beslenen ineklerin verdikleri süt, İsviçre sütleri ayarındadır. Bu sütler sayesinde Kanlıcanın yoğurdu meşhur olmuştur. Nasıl olmaz ki, bu yoğurt hakikaten bir lezzet harikasıdır."

İsmail Ağa Kahvesi, Kanlıca, yakın geçmiş, Kaynak: Salt Online
"1878 savaşından sonra Rumeli'den Kanlıca'ya gelip mekan açan göçmenlerin yoğurdu meşhurdu. Her akşam Kanlıca çarşısına sekiz yoğurtçu tarafından getirilen 250-300 kâse yoğurdun büyük kısmı, karşı sahildeki köylerden sandallar ile gelenler ve vapurların yolcuları tarafından kapışılırdı."
Abdürrahim Cabir Vada, "Boğaziçi Konuşuyor ve Kanlıca Tarihçesi", İstanbul: Kitabevi, 2004
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

İstanbul'da Nasıl Eğleniyorduk?
1920 ve 30'ların İstanbul eğlence hayatını bir gazetecinin röportajlarından takip eder, her salı yayımlanır.
İLGİLİ OKUMALAR



