“Karbon ayak izini” biliyor musun?

İklim değişikliği ve onun etkilerini barındıran iklim krizi konusunda araştırmaya, yazmaya, konuşmaya ve düşünmeye başladığımdan beri, beni açık ara en çok şaşırtan şey, “karbon ayak izi” kavramının kısa tarihçesi. Bu yazıda geçen tüm isimler ve olaylar gerçektir. Hiç biri kurgu değil.
“Karbon ayak izini” biliyor musun?

İklim hareketinin içinde yer alan herkes, iklim hareketiyle alakası olmayan da bir çok kişi karbon ayak izi terimini bir şekilde duymuştur. Merak edip ilgilenmiyor olsak bile, artık bir çok markanın gündeminde olduğu için, bir şekilde bizim de gözümüze sokuluyor.

Bu göze sokma hikayesi çok da yeni de değil. 

Ama konuya bir adım geriden bakalım mı? “Karbon ayak izi” denilen terim antik yazıtlardan gelmiyor, baya modern bir terim. Bu terimin ana akıma kaymasında birinin rolü olması lazım, birinin ilk kez bunu kullanması gerekiyor… Peki kim olabilir?

Greenpace mi?

IPCC mi?

Ne bileyim, Bill Gates mi?

Yoksa, Esmiyor mu?

Peki bu karbon ayak izi denilen konsepti ilk kim gündeme getirdi? 

2021 yılında yapılan bir yayın bizim pek bir ilgimizi çekmişti. 

Yazarlar şöyle diyordu: “ExxonMobil, 1972 yılından beri iklim değişikliği konusundaki sorumluluğu kendisinden, müşterilere kaydıracak bir iletişim peşinde”. ExxonMobil burada yalnız değil. Total, Shell, BP, Chevron… Hepsi benzer reklam kampanyaları yürütüyor.

Bu ne komplo teorisi, ne gizli bir bilgi. Şu anda bu yazıda seninle gizli bir bilgi paylaşmıyorum, hepsi internetten aranabilir, bulunabilir bilgiler. Bu firmaların kendilerinin de yalanlamadığı bilgiler. 

Bu iletişim tekniğini en üst düzeyde kullanabilen, işin maestrosu ise British Petroleum. Gelin 2004 yılında yayımlanan BP reklamına birlikte göz atalım:

2000’li yılların başında, British Petroleum ve Ogilvy & Mather, British Petroleum’un yeni reklam kampanyası üzerinde çalışırlar. Tahminimce yavaş yavaş ayak sesleri duyulan iklim değişikliği ekseninde, planları British Petroleum’u yeni dünya düzenine hazırlamaktı. Ogilvy’nin önerdiği kampanya kapsamında British Petroleum, iklim değişikliğini resmen tanıdı. Total, Shell, BP, Chevron da aynısını yaptı. Yıllarca bilgi kirliliği yaratan kampanyalar sonrası bu ilginç bir stratejik değişimdi. Aynı zamanda British Petroleum, marka ismi olarak Beyond Petroleum ismini benimsedi. Bu Petrolün Ötesinde anlamına geliyordu ve kendilerini bir petrol şirketi olarak değil, bir enerji şirketi olarak konumlandırmaya çalışıyorlardı. 

Bu planın bir parçası da 2004 yılında piyasaya -yukarıdaki reklamla- sürdükleri karbon ayak izi hesaplama makinesiydi. Konsept “karbon ayak izini düşürmek için sen ne yapabilirsin?” temasıydı. Bir de bolca şu reklamlardan yayımladılar: 

2000’li yıllarda British Petroleum kendini bir enerji firması olarak yeniden konumlandırıp, BİZİM karbon ayak izimizi sorgulayadursun; 2010 yılında British Petroleum’un aslında bir petrol şirketi olduğunu herkese net bir şekilde hatırlatan, korkunç ama korkunç bir olay oldu… 20 Nisan 2010 tarihinde Deepwater Horizon petrol sızıntısı başladı. Meksika Körfezinde, okyanus açıklarındaki petrol sondaj kulesinin denizaltı ekipmanında meydana gelen patlama sonucu 11 işçi hayatını kaybetmiş ve üç ay boyunca (bazı kaynaklara göre ise yıllarca) devam eden petrol sızıntısı büyük bir çevre felaketine yol açmıştı.

Felaketin ismi “Deepwater Horizon” olarak gösterildi, suçlanan ise alt-yüklenici ve yüklenicilerdi. Birçok kişiye, felakette kimin markası vardı, diye sorsanız “Ya Shell miydi, kimdi ya BP miydi?” diyeceğini duyabilirsiniz. Tarihin en büyük petrol sızıntısıydı. Ekolojik yıkım ve yaratmış olduğu kirliliğin tarifi yok… Petrol sızıntıları okyanuslar için o kadar büyük felaketler ki, burada anlata anlata bitmez… 

British Petroleum bu sızıntı sonunda yaklaşık 20.8 milyar ABD doları para cezası ödemeyi kabul etti (2016  yılında). Temizleme ücretleri ile birlikte ise 65 milyar ABD doları tutarında bir fatura çıktı. 

Bütün bu süreçte British Petroleum “Sen karbon ayak izini nasıl azaltacaksın?” diye sormaya devam etti. En güzel cevap tabii şu:  

Yazdığımız o kadar absürd bir gerçeklik ki, insanın inanası gelmiyor değil mi? 

Bu karbon ayak izi konusunda, su israfı konusunda öyle bir baskı var ki; duş yaparken, markette yiyeceklerimi seçerken, sabah dolabımı açıp kıyafet seçerken, sürekli ama sürekli bir suçluluk ya. Sürekli bir suçluluk. 

Diğer bir “Bireysel Suçluluk” Örneği: Su Tasarrufu 

E biz size söyleyelim ve bir örnek verelim: Türkiye’de yaşayan herkes, duşunu 1 dakika kısaltmayı bırakın, 1 yıl boyunca hiç duş yapmasa, hiç sifona basmasa, bulaşık ve çamaşır yıkamasa, su içmese, hiç ama hiç ama hiç su kullanmasa, tek bir damla bile su kullanmasak, Türkiye’nin toplam su kullanımının %11-14’ünü tasarruf etmiş oluruz. Şebekedeki toplam kayıp - kaçaklardan çok daha düşük bir seviyede. Suyu tasarruflu kullanmayalım demiyoruz, ama sistematik sorunları çözmeye çalışmak yerine, suç biz tüketicilerin üzerine atılmasın. 

Türkiye’de su krizi yaşanacaksa, 3 dakika yerine 5 dakika duş alan kişi yüzünden olmayacak. Bu mücadelede hep birlikte olduğumuz için, suyun “sonsuz bir kaynak” olmadığını bilerek hareket etmemiz -zaten- gerekiyor. Ama diş fırçalarken derin düşüncelere daldığımız bir anda suyu açık unutmuşsak bunun suçluluğunu, biz günlerce yaşıyoruz. Milyonlarca ton su ise anlamsız tarım politikaları yüzünden harcanıyor, şebekelerde fiziksel olarak kayıpr veya “kaçak” oluyor. Biz, tasarruf ederken; bozuk olan sisteme kıyak geçiyoruz. 

Şimdi bunu küresel boyuta biraz yansıtalım. 

“Karbon Ayak İzi” türünün tek örneği mi?

Maalesef değil. Onlarca, yüzlerce, binlerce örnek var… Ama ilgimizi çeken diğer bir örneği şöyle paylaşalım. Hadi şu reklamı bir izleyin bakalım: 

Bu reklam filminde yer alan “kandırıkçılıkları” bulunuz?Bir: Bir Amerika Yerlisi’ni canlandıran kişi Espera Oscar de Corti. Kendisi İtalyan asıllı Amerikalı. 

İki: Bu reklam, Keep America Beautiful tarafından yayımlanmış. Zaten reklamda söylüyor. Hatta onların hesabından paylaşılan bağlantıyı ekledik. Bu kuruluş içinde Coca-Cola, PepsiCo gibi bir çok tek kullanımlık atık üreten firma var. 

Üç: Tema aynı. “People start pollution, People can stop it.” Yani insanlar kirliliği başlatır ve insanlar bitirebilir. Tüzel kişilerde suç yok yani. 

Ya bu yüzsüzlüğe biz yazarken bile inanamıyoruz. 

Günde 1.9 MİLYAR ADET tek kullanımlık içecek kabı satıyorsun (Coca-Cola), ve sonra diyorsun ki “kirliliği siz başlatıyorsunuz”. Hee canım, hee.

Eee, peki bunu bana neden anlattın?

Bu ‘karbon ayak izi’ kampanyası neden çok başarılıydı biliyor musunuz? 

Aslında bir bakışta içindeki kandırıkçı ruhu görmek çok mümkün. British Petroleum isminde iki kelime var. Biri, insanlık tarihinin kümülatif olarak en çok karbon salımı gerçekleştiren topluluğunun tarihi / bugünkü ismi; diğeri ise adı üstünde petrol. Bu reklama bakınca çok rahatça ‘sen kim oluyorsun da bana karbon ayak izimi soruyorsun?’ diye sormak kolay. 

Ama bir noktada reklam ad homini safsatasının dışında bakıldığında doğru bir şey de söylüyor: hepimiz karbon ayak izlerimizi azaltabiliriz ve azaltmalıyız da. Ama karbon ayak izimizin büyük kısmı da sistem olarak düzeltilmesi gereken şeyler - enerji üretim metodları, ulaşım yöntemleri, ısınma için kullandığımız kaynaklar, binalar, tükettiğimiz ürünlerin üretilmesine ilişkin yöntemler… 

Tabii ki ,biz de bunların bazılarında değişiklik yapabiliriz. Üretimini desteklediğimiz ürünleri tüketebiliriz, tüketimimizi çok daha dikkatli yapabiliriz, maddi durum yettikçe oturduğumuz binaları dikkatli seçebiliriz. Enerji için politik temsilcilere tercihlerimizi iletip baskı yapabiliriz (uzun süredir unuttuk da, temsili demokrasi diye bir şey var ya, ha işte o). Ulaşım için tercihlerimizi değiştirmeye çalışıp, doğru teşvik politikaları için baskılar yapabiliriz, taleplerde bulunabiliriz. 

Yani aslında British Petroleum bir kumar oynamış. 

Kimse zaten karbon ayak izini düşüremez ve sıra bize gelmez gibi bir yaklaşım var. Bu iddiayı yanlış çıkarabiliriz.

Dipnot 

Tüm yazı boyunca British Petroleum ismini kullandım. İsmini BP plc olarak değiştirmiş olabilir. Kampanyalarında Petrolün Ötesinde anlamına gelen “Beyond Petroleum” olarak kendini tanımlayabilir, pazarlayabilir. 

Ama bu firma British Petroleum’dur arkadaşlar. Nokta. 

Son olarak Climate Town isimli YouTube kanalının bu konuda MÜKEMMEL bir videosu var. Onu da paylaşmadan bitirmeyeyim: 

Videoda harika bir kısım var: 

“Bana gelip de ‘Dünyayı kurtarmak BP’nin işi değil’ diyebilirsiniz. Sonuçta onlar yasalara aykırı bir şey yapmıyor. Hatta beni “oyundan değil oyunculardan nefret etmekle” suçlayabilirsiniz. 

Ama bu benzetmeden devam edersek, bu oyunda şöyle bir senaryo var: oyuncular o kadar zengin ve güçlü bir konuma geldiler ki, hakemlere ya rüşvet verdiler ya da onlara zorbalık yaparak neyin yasadışı olduğuna kendileri karar verdiler. E bir de arada stadyumu yaktılar ve bunun suçunu seyircilere attılar…”.

Bu konu bitmedi. Karbon vergisi hakkında da devam edeceğiz… 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Greenwashing: Yarabandı mı, yara mı?

Bu ve gelecek sayımızı neredeyse iklim krizine gıcık olduğumuz kadar gıcık olduğumuz bir konuya odaklandık sevgili okur, Greenwashing, yani Yeşil Badana.

24 Şub 2022

Greenwashing: Yarabandı mı, yara mı?

YAZARLAR

Derin Altan

Esmiyorsa, bir nedeni var demeye devam ediyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR