Karışık Duygular

Kupa eve mi geliyor? Yoksa İngiltere eve mi dönüyor? Spektaküler bir İran maçı ve son derece sıradan bir ABD maçı. Dünya Kupası’nda 2 maçın ardından İngiltere’nin gruptan çıkma ihtimali son maça kaldı.
Karışık Duygular

Kabus gibi bir Uluslar Ligi grafiğinin ardından İngiltere, Katar’a büyük bir özgüvenle gelmemişti. Fakat İran karşısında alınan 6-2’lik galibiyet rüzgarın yönünü aniden değiştirdi ve kara bulutları dağıttı. Farazi rüzgar değişiminden daha büyüğü ise saha içinde oldu. Gareth Southgate takımın alışık olduğu 3-4-3 yerine 4-3-3’le ilk düdüğü karşıladı. Formasyon, İngiltere’nin oyuna yaklaşımını da değiştirdi.

İran, belki de İngiltere'nin geçmiş turnuvalarda başını ağrıtan toplu oyundaki üretim problemlerini göz önüne alarak, maça çok derinde yerleşerek başladı. Fakat İngiltere’nin bu turnuvada önceden sahip olmadığı bir jokeri var: Jude Bellingham. Bellingham’ın oyunun her yönünde de elit bir orta saha olması Southgate’e hem Kalvin Phillips’i özletmezken hem de dörtlüyle birlikte rakip ceza sahasına ekstra bir oyuncu atabilme imkanı sundu.

Görsel: Manchester Evening News


4-3-3’ün A plan olmasıyla ilk 11’e yerleşen Mason Mount, Bellingham'la kurduğu ortaklıkla birlikte toplu oyunda İngiltere’ye önceden sahip olmadığı türden bir hareketlilik getirdi. Bu ikilinin hem kanatlara açılıp oyuna genişlik katma mahareti hem de rakip ceza sahasına koşu atabilme özelliği, derinde bekleyen İran savunma hattında önemli eşleşme problemleri yarattı.

İngiltere’nin attığı ilk gol de ceza sahasına ekstra bir oyuncu atabilmenin yarattığı eşleşme avantajından geldi. Bellingham akan oyunda orta sahadan rakip ceza sahasına girerek, biraz Steven Gerrard’ı anımsatan bir kafa vuruşuyla İngiltere’yi 1-0 öne taşıdı. Bellingham, golünün yanı sıra maçı %100 başarılı dripling yüzdesi, %97’lik pas isabeti yüzdesi ve %100 başarı oranıyla yatarak müdahalelerini kazandı.

Bellingham-Mount ikilisinin dinamik yapısı toplu oyuna başka farklılıklar da getirdi. Üçlü savunmada oyuna genişlik katma yükü tamamen kanat beklere binerken dörtlüyle birlikte beklerin birinci bölgeden oyun kurulumuna daha fazla dahil olduğu görüldü. Southgate, sol beki Luke Shaw ile hücumda oyuna genişlik katarken genelde Kieran Trippier’i oyun kurulumunda ve hücuma çıkan orta sahaların arkasında bir sigorta olarak kullandı. Shaw daha ileride, Trippier nispeten daha geride düzeni maç özelinde işe yaradı. Uluslar Ligi’ni de formda geçirmiş olan Luke Shaw, Bellingham’ın golünde asisti yapan isim oldu.

Görsel: Eurosport


Dizilişin yanı sıra bir sürpriz de kadrodaki oyuncu seçiminlerinde geldi. İlk 11'de Phil Foden yerine Bukayo Saka'nın başlaması çok büyük bir sürpriz olmasa da dikkat çekiciydi. Southgate’in Uluslar Ligi boyunca Saka’ya hücum hattında yer bulmakta zorlanıp, onu yer yer sol kanat bekinde denediğini görmüştük. Fakat bu deney başarılı olmamıştı. Arsenal'ın yıldızı, kulüp takımında alıştığı bölgede oynamasının hakkını 2 golle verdi. Euro 2020’de kaçan penaltının çok eski bir anı olmamasını hesaba katarsak Saka’nın, yeteneklerinin yanı sıra oyunun sahip olduğu olgunluk gerçekten takdire şayan.

6 gollü bir İngiltere galibiyetinde 'Kim gol atmıştır?' diye sorulsa muhtemelen ilk söylenecek isim Harry Kane olurdu. Kane’in böyle bir maçta fileleri sarsamaması maçı sadece skordan okuyan birini şaşırtabilir. Ancak milli takım düzeyinde son zamanların en aktif Kane’ini gördük. Golü yoktu fakat oyunun her yerinde vardı. Formasyon ve personelin getirdiği dinamik yapı, Kane’in derine gelerek kurduğu elit bağlantı oyunu ile pekişince ortaya süper akıcı bir İngiltere hücum performansı çıktı. Kane bu akıcılıkta gol bulamasa da hücumun en aktif parçasıydı.

İngiltere’nin, Uluslar Ligi’nden nasıl geldiğini düşünürsek böyle marka bir galibiyete çok ihtiyacı vardı. Bu sonucun oluşmasında İran tarafının maçtan önce yaptığı protestonun ne derecede etkisi vardır bilinmez. Fakat İran tarafı maça hiç giremediği, kopuk bir performans sergiledi. Ki bu onlar adına istisnai bir durumdu.

6 gollük bir şölenden sonra Southgate Amerika karşısında bütün futbol dünyasını alıştırdığı türden oyunu yeniden hatırlattı. Formasyon ve ilk 11’in değişmemesine karşın Amerika karşısında çok daha tutucu bir İngiltere gördük. Bunda elbette Amerika’nın İran’a göre rakibi daha ileride karşılayan, fiziksel oyunun da payı var. Ama İngiltere, yine topa daha fazla sahip olmasına karşın İran maçına oranla toplu oyunu çok daha düşük bir tempoda oynadı.

Görsel: BBC


Düşük temponun yine rakibin Amerika olmasından kaynaklı bir tercih olduğunu söyleyebiliriz. Amerika takımı, yüksek temponun getirebileceği hataları cezalandırabilecek son derece hızlı oyunculardan kurulu. Southgate’in bunu göz önüne alarak bir oyun planı hazırladığı aşikar.

Aynı zamanda taktiksel olarak Amerika’nın top rakipteyken daha düz 4-4-2 gibi dizilip, toplu oyunda 4-3-3’e yakın bir formasyonda oynaması da maç boyunca İngiltere’nin oyununu aksatan bir unsur oldu. Amerika 4-4-2 formatında prese oturduğunda İngiliz oyuncularla birebir eşleşebildi. Bu da İngiltere’nin pasla geriden çıkışlarını zorlaştırdı.

Weston McKennie ve Tyler Adams tandeminin eforuyla, İran maçının yıldızı Jude Bellingham’ın, bu maç sık sık topla istediği yerlerde buluşamadığını gördük. Bunun oyun kurulumuna doğal bir yansıması olarak top daha çok stoper ikilisi John Stones ve Harry Maguire’da kaldı. İkili savunmada kusursuza yakın bir performans çıkarsa da hücumda ihtiyaç duyulan dikine aksiyonları hiç gösteremedi. Yine de Maguire’ın nasıl buraya nasıl karabulutlarla düşünürsek savunmada bugün bütün delikleri tek başına tıkaması İngiltere adına son derece değerli.

Southgate’in bu maça çıkmadan önce beraberliği kabul edilebilir bir sonuç olarak gördüğünü söylemek pek yanlış olmaz. Oyun içi tercihler bunu gösterir nitelikte. Oyuncu değişiklikleri bile bunun üzerinden okunabilir. Marcus Rashford ve Jack Grealish’in yedekten Phil Foden yerine oyuna girmesi riski minimalize edecek nitelikte değişiklikler. Grealish topu daha çok ayağında tutup faul alırken, Rashford da potansiyel bir geçiş şansını değerlendirmek için ideal. Foden, bu ikiliye göre çok daha yetenekli olmasına karşın ayağında topla daha fazla risk alan bir oyuncu. Bundan ötürü de aslında oyununun kaderine Grealish veya Rashford’dan daha fazla etki etme potansiyeline sahip. Ama bu etkinin hangi tarafın lehine olacağının belirsizliği Southgate’i bugün Foden’ı düşünmemeye itmiş olabilir. Bir diğer değişiklik olan Jordan Henderson’u oyuna alırken onunla uzun uzun taktik konuşması ama değişikliğin ardından oyunda dişe dokunan bir değişim olmaması maçtan ilginç bir not oldu. Bu, Garry Lineker’in de dikkatini çekmiş.

Southgate cephesinden gelen pragmatik yaklaşım ve Amerika’nın hatlar arasını sıkı tutan fiziksel oyunun birleşimiyle maç, iki orta sıra Premier Lig takımının mücadelesi kıvamında oldu. Kaldı ki bu bile (en azından bana göre) şu ana kadar oynanan maçların genel standardından yüksek bir standart.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

This Is EnglandThis Is England

BÜLTEN SAYISI

Southgate'in Soru İşareti

İngiltere'nin İran ve ABD maçları birbirine zıtlık gösteriyor.

27 Kas 2022

Southgate'in Soru İşareti

YAZARLAR

Özer Çeliksüngü

Felsefe okumayı, sporu ve sporun kültürel etkileri hakkında konuşmayı/yazmayı seven, insanlara farklı bir perspektif sunmak için heyecanlı olan birisi.

This Is England

Premier League gündeminden öne çıkan gelişmeler ve eşsiz yorumlar mail kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR