Kayyım dekan Murat Önder'den Boğaziçi'ne tepeden atama

SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
2021'de Melih Bulu’nun Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasıyla başlayan Boğaziçi’ni “ele geçirme ve tasfiye etme” süreci devamında Naci İnci’nin rektör atanmasıyla hız kesmeden devam etti. 2 yıldan uzun bir süredir, Boğaziçi Üniversitesi’nde uzun yıllardır görev yapan birçok değerli akademisyen çeşitli suçlamalarla görevden uzaklaştırılıyor, mezunların üniversiteye girişleri yasaklanıyor, idari pozisyonlarda kadrolaşma çalışmaları yapılıyor.
İktisadi ve İdari Bilimler'de tartışmalı kadrolaşma
Kayyım rektör Naci İnci döneminde Boğaziçi Üniversitesi’ne yapılan tepeden atamalarda dikkat çeken isimlerin başında Murat Önder geliyor. Diken’den Mehmet Baran Kılıç, uzun bir süredir Önder’in adım adım nasıl İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’ni (İİBF) ele geçirmeye çalıştığını detaylı bir şekilde anlatıyor.
Aslen Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde kadrosu bulunan Murat Önder önce İİBF’ye dekan olarak atandı, ardından da kurumun onlarca yıllık teamüllerini hiçe sayarak ve hukuken tartışmalı bir biçimde fakülte bünyesindeki İşletme, Ekonomi ve Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümlerine kendisini sırayla başkan vekili olarak atadı. Halen Siyaset Bilimi Uluslararası İlişkiler bölüm başkanlığını yine usulsüz bir şekilde, bölüm kurulu tarafından seçilmemiş olmasına rağmen vekaleten yürütüyor. Tüm bu görevlere ek olarak, kendisine adrese teslim bir kadro ilanı açtırarak Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümüne kendini öğretim üyesi olarak atattı. Tepeden atandığı Boğaziçi Üniversitesi’nde 1 yıl içinde tam 9 ayrı idari göreve atanan Murat Önder, Mehmet Baran Kılıç’ın kendisiyle ilgili haberlerine de erişim engeli getirtti.
Lojman, şoför, makam aracı
Ancak, Murat Önder’in üniversitedeki kadrolaşma çalışmaları ve skandalları gün geçtikçe artıyor. Yıllardır bütçe sıkıntısı yaşayan, her yıl öğrencilere verilen burs bütçesinin azaldığı ve zaman zaman bir dosya kağıdını bulmakta bile zorlanan üniversiteye gayrimeşru şekilde atanan Önder’in ilk işi, kendisine lojman, makam aracı ve şoför ayarlamak oldu. Oysa, mevcut mevzuat ve tasarruf tedbirleri çerçevesinde değil kendine makam aracı tahsis etmek, sabah ve akşam saatlerinde gidiş-geliş için bile kurumun aracını kullanabilecek kişiler arasında dekanlar yer almıyor.
Zaten üniversite içerisinden görüştüğüm kaynaklar, yıllardır hiçbir dekanın bu imkanlara sahip olmadığını ifade ediyor. Son döneme kadar kadrosu Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde bulunan Önder’in bu harcamaları hangi üniversitesinin bütçesinden, nasıl karşıladığı bilinmiyor.
Adrese teslim ilan
Kayyım dekanın son icraatı ise Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümüne öğretim üyesi alımı için adrese teslim bir kadro ilanı açması ve bölümün tüm itirazlarına rağmen seçtiği kişiyi öğretim üyesi olarak ataması oldu.
31 Aralık 2022'de yayımlanan kadro ilanında Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümüne alınacak olan öğretim üyesi için aranan özelliklere ilişkin şu ifadeler yer alıyor:
Doktorasını Siyaset Bilimi veya alt dallarında ve 2022 yılı QS, THE veya US News dünya üniversiteler sıralamalarında Siyaset Bilimi veya Uluslararası İlişkiler alanında ilk 50’de yer alan üniversitelerden almış olmak. Siyasi Tarih alanında farklı ülkelerde arşiv çalışması deneyimi olmak. Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyeliğine Atanma ve Yükseltilme Esaslarının başlıca eser tanımına uyan son beş yılda en az 2 yayın yapmış olmak.
İlanda yer alan “Siyasi tarih alanında farklı ülkelerde arşiv çalışmayı yapma deneyimi olmak” kısmı ilanın kişiye özel açıldığının en net kanıtı. Boğaziçi Üniversitesi’nde siyasi tarih alanında ders açılmıyor. Dolayısıyla, bu alanda çalışan bir akademisyene bölümün ihtiyacı yok. Öte yandan, “farklı ülkelerde arşiv çalışması yapma deneyimi olmak” ifadesi Murat Önder’in bölüme almak istediği akademisyenin doktora tez konusunu kapsıyor. Peki liyakatsiz bir şekilde bölüme tepeden atanan bu akademisyen kim?
Giresun Üniversitesi’nden Boğaziçi’ne
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyelerinin tüm itirazlarına rağmen kayyım dekan Murat Önder’in önce adrese teslim kadro ilanı açtığı ardından da atamasını yaptığı kişi Giresun Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Selçuk Aydın.
Aydın, doktorasını King’s College’ta yapmış ve doktora tezini kadro ilanında belirtildiği üzere “siyasi tarih alanında farklı ülkelerde arşiv çalışması yaparak” tamamlamış. Selçuk Aydın doktorasının ardından TRT World’de çalışmaya başlamış.
%100 İngilizce eğitim veren Boğaziçi Üniversitesi’nde Türkçe eğitim veren Giresun Üniversitesi’nden atama yapmak öğretim üyesinin İngilizce ders verebilme kapasitesinin de sorgulanmasına neden oluyor. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü, yeni bir öğretim üyesi alınacağı zaman çeşitli aşamaları başarıyla geçen adayları bir de araştırmalarını İngilizce sunmak üzere kampüse davet ediyor. Bölümden yine böyle bir talep gelmesine rağmen Murat Önder buna itiraz etmiş ve bölüm teamüllerini hiçe sayarak İngilizce sunum sistemini de kaldırmış.
Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyelerinin oy birliğiyle yaptığı itirazlara rağmen kayyım dekan Murat Önder adrese teslim kadro ilanına başvuran Selçuk Aydın’ı bölüme öğretim üyesi olarak atadı.
Boğaziçi Üniversitesi akademisyenleri ise bundan önce defalarca kez yapıldığı gibi yine hem Murat Önder’in hukuksuz faaliyetlerine hem de adrese teslim kadro ilanıyla yapılan öğretim üyesi atamasına dava açmaya devam edeceklerini söylüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SpektrumHer perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Boğaziçi Üniversitesi'nde kendisine şoförlü makam arabası tahsis eden Dekan Murat Önder'in adrese teslim kadro ilanları
19 Nis 2023

YAZARLAR

Abdullah Esin
Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümü mezunudur. Dış politika, diplomasi ve politik ekonomi alanlarında araştırmalar yapmaktadır.

Spektrum
Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.
16 Tem 2026

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.




