
Kazakistan’da yeni yıl sokak isyanlarıyla başladı. Detayına vakıf olamadıysanız da, en azından jeneriklerini görmüşsünüzdür: 1 Ocak’ta ülkede LPG’ye yapılan büyük zam (yaklaşık %80-100 seviyesinde) sokak protestolarına neden oldu. Protestolar hızla tüm ülke sathına yayıldı.
Özellikle eski başkent Almatı’da şiddetli çatışmalar yaşandı. Arabalar yakıldı. Ölenler ve yaralananlar oldu. 4 Ocak’ta zamlar geri çekilmesine rağmen ortalık sakinleşmedi. Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev kabineyi görevden aldı ve çatışmaları kontrol altına almak için Rusya’dan destek istedi. Ülkeyi 28 yıl yöneten ve yerine kendisine yakın bir ismi, tabiri caizse kendi adamını bırakan eski devlet başkanı Nazarbayev kayıplarda. Ailesiyle birlikte ülkeyi terk ettiğine dair iddialar var. Son olarak ülkenin eski Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı Kerim Masimov “vatana ihanet” suçlamasıyla tutuklandı.
Durumu bir paragrafta özetlemeye çalışırsak tablo böyle. Tabii tüm süreci baştan aşağıya özetlemeye çalışmak bu bültenin fiziki boyutları içerisinde mümkün değil. O nedenle gelin bu sürecin karakterleri üzerinden gidelim.
Nursultan Nazarbayev
Sovyetler’den bağımsızlığını ilan eden ülkenin ilk cumhurbaşkanı. Tam 28 yıl iktidarda kaldı. Totaliter devletlerde görmeye alıştığımız üzere, tüm ailesini, yakınlarını devlet yönetimine, orduya, istihbaratın başına getirdi. Aile giderek zenginleşti. Ülke yolsuzluk söylentileriyle çalkalanır hale gelince Nazarbayev bir “halef-selef” formülüyle yumuşak geçiş yapmaya çalıştı. Partisi Nur Otan’dan kopmadan ve Güvenlik Konseyi Başkanı olarak kilit pozisyonunu koruyarak (bakan atamalarında bile karar ondaydı) yerini Kasım Cömert Tokayev’e bıraktı. Fakat uluslararası kamuoyu ülkeyi onun yönettiğine inanmayı sürdürdü. Keza Kazak halkı da… Son isyanda Tokayev tarafından konsey başkanlığı görevinden alındı. Nazarbayev sokaktaki öfkenin ana hedefi olduğunun farkında, ülkeyi terk etti.
Kasım Cömert Tokayev
Ülkenin devlet başkanı. Kukla başkan olarak o makama getirildiği hep konuşuldu, eski başkana süper yaranma hamlesi olarak başkent Astana’nın ismini bir günde, kimselere sormadan “Nur-Sultan”a çevirmesi dedikoduların ne denli haklı olduğunun göstergesiydi.
Son olaylar zincirinde Rusya’dan yardım istemesi oyunu bir anda değiştirdi. Rusya’nın o coğrafyada kendisine muhalif lider istemediği ve buna türlü şekillerde müdahale ettiği biliniyor. Fakat Tokayev’in Rusya’dan askeri destek istemesi akıllara “ülkenin anahtarını Putin’e teslim mi edecek” sorusunu getirdi.
Bir başka komplo teorisi ise Tokayev’in sokak isyanlarını fırsata çevirerek ve Rusya’nın da desteğini alarak kendisine ülkeyi “rahat rahat” yönetme fırsatı vermeyen Nazarbayev ve eşrafını devre dışı bırakma hamlesi yaptığı şeklinde. Özellikle isyanların başından bu yana yaptığı hamleler (Nazarbayev ve yakınlarının hızla görevden alınması, Kerim Masimov’un tutuklanması) bu teorinin hiç de yabana atılmaması gerektiğini gösteriyor. Kazakistan’ın yönetimi bir demir yumruktan bir diğerine geçiyor, yeni bir demir yumruk doğuyor olabilir.
Rusya/Putin
Bunlar Rusya’nın en sevdiği durumlar. Hatta öyle ki, bir ülkede illa ki isyana, sokak protestosuna gerek yok. Kendi coğrafyasındaki hegemonyanın devamı için Rusya itinayla karışıklık çıkarabilir, sonra o karışıklığı “düzeltmek” için askerini yollayabilir. Benzer bir süreci yakın zamanda Ermenistan-Azerbaycan savaşında yaşadık. Rusya orada da “barış gücü”nü arazide konuşlandırarak otoritesini güçlendirdi. Ermenistan’ın dik başlı başbakanı Paşinyan’a patronun kim olduğunu gösterdi.
Belarus, Gürcistan… Rusya bunu hep yapıyor. Burada Putin’in kritik hamlesinin, bir anda Nazarbayev’i açıkta ve yalnız bırakacak şekilde, daha geçen aya kadar ismini hatırlamakta zorlandığı Tokayev’e doğru tornistan yapması olduğu söyleniyor. Yani nehrin öyle bir yerinde at değiştirildi ki, Nazarbayev bile böylesini beklememiş olabilir.
Tabii, bu işin sonucunda Kazakistan’ın da tıpkı Ukrayna gibi bir ilhak denemesiyle karşı karşıya kalabileceğini öne sürenler de var. Böyle bir hamle özellikle bölgede hakimiyet savaşı veren ABD ve Çin için kabul edilemez olacaktır. Batı’da Ukrayna krizi sürerken doğuda bir başka benzer krizi sadece Rusya, ABD ve Çin değil, dünya kaldırır mı? Zor.
Sokaktakiler…
Başrolde onlar olması gerekirken tüm fillerin sahaya hücum etmesi nedeniyle uluslararası politika bataklığında ismini en az duyduklarımız… Kazak halkı. Türkiye’de yandaş basına göre “Amerikan oyunu”na gelerek, “durduk yere” isyan edenler…
Dünyanın neresinde birileri açlık ve yolsuzluktan isyan etse, birileri için “maşa”, “terörist”, “çapulcu” olmaktan kurtulamıyor. Sokaktaki insana, Amerika, Çin ve Rusya gibi hegemon güçlerin neo-emperyal emelleriyle kurdukları sabah düşünde bir teferruat muamelesi yapılıyor. Durmaksızın…
Kazakistan’da sokak eylemleri yeni değil. Yaklaşık bir on yıldır çeşitli boyutlarda eylemler yapılıyordu. Yandaş medyanın hemen “Gezici” ve “Sorosçu” ilan ettiği “Uyan Kazakistan” hareketi yaklaşık üç yıldır çeşitli vesilelerle iktidarı eleştirmeyi sürdürüyordu. Benzer bir sokak hareketi 9 Haziran 2019 seçimlerinin düzmece seçim olduğu iddiasıyla başlamış, tutuklamalar yaşanmıştı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
BÜLTEN SAYISI
Bu hafta Almanya ile Fransa arasındaki enerji çekişmesini, Omicron'un bünyeye etkilerini ve Kazakistan'daki protestolarda öne çıkan aktörleri ele alıyoruz.
10 Oca 2022

YAZARLAR

Eray Özer
Yeni Haller Podcast & OnYirmiOtuz
İLGİLİ OKUMALAR


