Kazım Koyuncu ve Karadeniz Müziğinin Düşündürdükleri

Karadeniz’in Sesleri ve Dilleri
Kazım Koyuncu ve Karadeniz Müziğinin Düşündürdükleri

25 Haziran, “şair ceketli çocuk” Kazım Koyuncu’nun 16. ölüm yıl dönümüydü. Kazım Koyuncu, Karadeniz müziğinin çok tanınan ve popüler temsilcilerinden biriydi; fakat genel popüler temsilci müzisyenlerden bazı önemli farklarla… Ve sanırım onu bu kadar özel ve unutulmaz yapan da bu ölümsüz mevcudiyeti… 

33 yıllık kısa, fakat dolu bir ömürle ve şarkılarla geçti aramızdan Kazım Koyuncu. Karadeniz’in kadim dillerinden Lazca, Gürcüce, Megrelce gibi dillerde söylediği şarkı türkülerle benim gibi Karadeniz’i hiç bilmeyen insanlara bile o kültürü ve müzikleri en güzel biçimde tanıtan isimlerden birisi oldu. 

Arkadaşlarıyla birlikte kurduğu rock "Zuğaşi Berepe", Lazca sözlü müzik yaparak belki de bu sentezi yapıp dinleyicilere sunan ilk gruplardan biri oldu. 1995 ve 1999’da bu grupla iki albüm yapan Koyuncu’yu benim tanımam ise belki de pek çoğumuz gibi en bilinen albümü “Hayde” ile 2004’te oldu. Tabii bir de Şevval Sam’lı Gülbeyaz dizisinin ve Sam ile yaptığı ortak çalışmaların da etkisi büyük. 

O dönem CD olarak aldığım "Hayde" albümünde belki de ilk defa Gürcüce bir türkü (yahut halk şarkısı diyelim) duymuştum mesela ben “Mohevis Kalo”yu dinlediğimde, ayrıca çok sesli Gürcü şarkılarıyla da ilk tesadüfümdü. Bilmeyenler için de paylaşmış olayım burada. 

Pek çoğumuzun eminim ki gayet iyi bildiği ve Karadeniz halk şarkısı olduğu için belki de Lazca zannettiği bir başka Gürcüce şarkı da "Didou Nana". Bu vesileyle onu da paylaşmış olayım.

Kazım Koyuncu kendi ifadesiyle solcu bir babanın solcu oğlu olarak hayatını sürdürdü. Muhalif duruşunu hayatının her alanında ve müziğinde bizlere yansıttı. Zira Lazca sözlü rock müzik yapmak da aslında bunun önemli işaretlerinden birisiydi, Karadeniz müziğini çok daha poplaştırılmış ve televizyonlaştırmış bir kariyer seçebilecekken. Ve öte yandan, yaptığı kültürel elçilik de hem bu “solcu” duruş hem de hümanistliğinin bir yansıması bence. Onlarca farklı kültür ve dile ev sahipliği yapan bu güzel ve zengin coğrafyada, maalesef ki bu dillerin çoğunun konuşulamadığı ve hatta etnik kimliklerden utanç duyulduğu bir dönemde Karadeniz’in kaybolan dillerine ses verdi Koyuncu. 

Kazım Koyuncu’yla tanışmamdan yıllar sonra ve bu yazıdan yıllar önce, Açık Radyo’da yaptığım bir programda Karadeniz’in dillerini işlemiştik program partnerimle. O belki de ufak gibi görünen coğrafyada Megrelce, Hemşince, Romeiyka gibi onlarca dil ve lehçe olduğunu ve maalesef bunların önemli bir kısmının da yok olmak üzere olduğunu öğrenmiştim bu vesileyle. Yani basit Temel fıkralarına indirgeyip “haçan” demenin çok ötesinden bir kültürler arası zenginlikten bahsediyorum, Lazca’nın bile bir dil değil de lehçe sanıldığı hayatta. Aşağıya bir kısa belgesel bırakıyorum bununla ilgili.

Bir de şu güzel çalışmayı paylaşmak isterim. Karadeniz’in kadim dillerinden Romeika dilinde bazı gaydaları derlemiş müzisyen ve akademisyen Nikos Michalidis. Türkçe alt yazılarıyla birlikte aşağıdan dinleyebilirsiniz.

Karadeniz'in diğer kadim dilleri ve müziklerinden bir başka yazıda detaylıca bahsetmeyi çok isterim. Bana bu merakı salan ve benim gibi bir sürü insana bu müzikleri tanıştıran Kazım Koyuncu’yu ise sevgi ve özlemle anıyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Müzikli MevzularMüzikli Mevzular

BÜLTEN SAYISI

Hayat Geri Gelir

Müzisyenin Ağzından Dökülenlerle Yeni Deneyimler

28 Haz 2021

Hayat Geri Gelir

YAZARLAR

Turna Ezgi Toros

Sesli Düşünme Kanalı

Müzikli Mevzular

Müzik dünyalarının farklı bakış açılarını; tarzlardan ve kalıplardan bağımsız haberler, okumalar ve dinleme alışkanlıklarıyla tartıştığımız paylaşımlar e-posta kutunda!

İLGİLİ OKUMALAR