Kişisel bir tecrübe ve Omicron

COVID-19 geçirirken anladım ki her koşulda kendimiz korumaya devam.
Kişisel bir tecrübe ve Omicron

Evet, ben de mevcut dalgadaki yerimi aldım. Hatta, siz bu yazıyı okuduğunuz sırada ilk semptom gösterişimin üstünden tam iki hafta geçmiş olacağından son dalganın “öncülerinden” olduğum söylenebilir. 

Gazetecilik hastalığı şöyle oluyormuş: Hastalanınca sizlere detayları yazacağımı düşünerek yaşadıklarımı not aldım. Koronayla ilgili Özgür Bey’le canlı yayınlar yaptık, bu bültene yazılar yazdım. Gördüm ki, istediğimiz kadar araştıralım, bilmediğimiz pek çok şey var. Buyurun başlayalım…

“E hani sen üç aşılıydın?”

Omicron’a yakalandığımı ve durumumun çok da iyi olmadığını duyan neredeyse herkesin ilk tepkisi bu oldu. Salgın şu anki kadar yayılmış değildi ve hemen herkesin kafasında üçüncü aşıdan sonra hastalığın bize uğramadığına dair yaygın bir inanç vardı. Hatta öyle ki, bilim insanlarından bile hastalığın aşılı insanlara uğramadığı şeklinde algılanabilecek açıklamalar gelmeye devam ediyordu.

Oysa durum bu değil. Aşılarını, hiç geciktirmeden, koşa koşa yaptıran birisi olarak basbayağı hasta oldum, yatağa düştüm. Tabii ki, aşılar sağ olsun, geldiği gibi hızlı geçti. O anlarımda hasta yatağımdan Özlem Türeci ve Uğur Şahin’e dua etmekteydim.

Özetle, bana gelen tepkilerden de anladığım şu oldu: Aşılı olduğumuzda hastalanmayacağımıza dair yoğun bir inanç var ve bu doğru değil. Medyanın hastalığı ele alış biçimi de bu inancı körüklüyor. Mesela, pozitif çıkan bir futbolcudan/aktörden bahsederken “karantinaya girdi” ifadesi yeterli görülüyor. Adeta, o insanlar hastalanmıyor da, sadece bulaştırmamak için evlerinde oturuyorlar. Ne yazık ki, hepimiz için bu doğru ve geçerli değil.

Üçüncü aşıdan sonra her gün koruma düzeyi azalıyor

Üçüncü doz aşıdan sonra her üç kişiden biri Omicron’a semptom göstererek yakalanıyor. Yani, bildiğimiz hasta oluyor. Üstelik, üçüncü aşı ne kadar geride kalırsa bu oran giderek düşüyor. Yani aşıdan sonraki hafta semptomlu hastalığa karşı koruma oranı %70 seviyelerindeyken, onuncu haftadan sonra bu oradan %45’lere düşüyor. (Bunlar üç Biontech aşısı için geçerli oranlar.)

Peki, hastalığı semptomatik tecrübe etmiş birisi olarak belirtiler neler? Virüsü bir cuma gecesi girdiğim kalabalık ortamdan aldığımı düşünüyorum. Zaten, ortamdan çıktığımızda “biz galiba buradan bu hastalığı kapacağız, neyse ki üç aşımız var” düşünceleri içerisindeydim. Nitekim pazartesi gece yarısı COVID-19 kardeş kapıyı çaldı. Hani, çok yorgun olduğunuzda kaslarınız ve hatta kemikleriniz ağrıyor gibi hissedersiniz ya… İşte ben de pazartesi gecesini, bu şekilde ve uykusuz geçirdim. Salı sabah hala hastalıktan emin değildim. Önceki gün kendimi fiziken çok yormuştum ve hala onun yorgunluğu nedeniyle geceyi kötü geçirmiş olabileceğimi düşünüyordum.

Lakin salı geride kaldığında henüz PCR sonucum gelmese de artık emindim: Bu COVID-19 idi, hatta bana kalırsa Omicron.

Gece terlemesine dikkat!

Bültenin ikinci sayısı için ilk Omicron haberini hazırlarken, güvenilir kaynaklarda vurgu yapılan bir semptom aklımın köşesinde kalmıştı: Gece terlemesi. Evet, salı, çarşamba ve perşembe gecelerim (üstelik perşembe gecesi artık ateşim bile olmamasına rağmen) terlemekle ve su gibi olan pijamalarımı sabaha kadar üç kez değiştirmekle geçti. Yastık ıslaktı, çarşaf ıslaktı, ben ıslaktım. Salı günü PCR’dan önce, kendi kendime hastalıktan emin olmamı sağlayan bu terleme oldu. Yıllardır ateşli bir grip geçirmemiştim, gece terlememiştim. Hele de böylesi hiç olmamıştı… Vücuduma farklı bir virüsün sirayet ettiğini hissedebiliyordum.

Peki, diğer belirtiler neler? Geri kalanlar yazılıp çizildiği gibi; ateş (ben 38.5 dereceyi gördüm, bir arkadaşım 39’u gördü), kas ağrısı, halsizlik, iştahsızlık ve yorgunluk. Bir de yoğun baş ağrısı. Sadece tat ve koku yitimi olmadı bende. Ya da en azından tamamen olmadı, diyelim. Sonradan okudum ki, bu da Omicron’un belirtilerinden biriymiş. Koku ve tat tamamen gitmeyebiliyormuş.

Öksürük korkutuyor

Bir de göğsünüzde bir doluluk hissiyle karışık kuru bir öksürük oluşuyor. İnsanı yüksek ateşle birlikte en çok bu korkutuyor sanırım. Ya o öksürük artarsa... Ya nefes alamazsam… Şükür ki, öyle olmuyor. O doluluk hissi giderek azalıyor.

Hastalığın ilk iki günü, altı saatte bir aldığım parasetamol zamanının gelmesini dört gözle bekleyerek geçtiyse de, perşembe ile birlikte iyileşmeye başladığımı hissediyordum. Cuma gecesi, yani yılbaşı gecesi ise artık iştahım geri gelmişti. Sadece üç gün sürmüş olsa da, insanı üç aşıyla bile böyle hırpalayan bir hastalığa karşı hiçbir önlem almayan, aşısını olmayanları insanın anlaması mümkün değil. Üç aşıya bunu yapan hastalık, bir aşı karşıtına ne yapmaz ki, diye düşünmeden duramıyorum. 

Sonuç

  • Aşılıysanız hasta olmuyorsunuz diye bir şey yok. Hasta oluyorsunuz ve bünyenize göre o kısım da öyle çok “lay lay lom” geçmiyor. Dolayısıyla her koşulda kendimizi korumaya devam.
  • Üç aşılıysanız ve durumunuz ağır değilse, Sağlık Bakanlığı’ndan arayan yetkili de şimdiye dek tedavide kullanılan ilaçları size tavsiye etmiyor. Parasetamol dışında vitamin takviyesiyle dinlenmenizi öğütlüyor.
  • Omicron’da ev halkından izole olmak suretiyle hastalığı onlara bulaştırmamak biraz zor. Hastalığın bulaşıcılığı delta varytantına göre çok yüksek. Biz evde tüm çabamıza rağmen kız arkadaşımın birkaç gün sonra pozitif çıkmasına engel olamadık. Neyse ki o, semptomsuz sayılabilecek kadar hafif geçirdi.
  • Pis bir hastalık bu. Geçtiğinde de tamamen geçmiyor. Kuru öksürük, burun tıkanıklığı, burun akması, baş ağrısı… Pis bir nezle sizi yakalamış da, bir türlü bırakmıyor gibi.

İzolasyon süreleri

Ben pozitif çıkıp izolasyona başladıktan sonra süreler değişti. Bilim Kurulu toplantısının ardından bakanlık minimum 10 gün olan (üç aşılılar 10. günün sonunda ancak negatif bir PCR sonucuyla izolasyondan çıkabiliyorlardı, yani aslında normal karantina 14 gündü) izolasyon süresini yedi güne indirdi. Bu kararın tabii ki ekonomik nedenleri var. Fakat karar sadece bize özgü değil. Amerika’da CDC (Center for Disease Control / Hastalıkla Mücadele Merkezi) de benzer şekilde hastalığın ilk semptomdan iki gün önce bulaşıcılık kazanıp, beş gün sonra bulaşıcılığını yitireceğini açıkladı. Buna göre eğer semptomunuz varsa ilk semptomlu gününüz “sıfırıncı gün” kabul ediliyor. Semptom yoksa, pozitif PCR sonucunu aldığınız gün sıfırıncı gün olarak geçiyor. Ama bir ek bilgi: Diyelim testiniz pozitif ama semptomunuz yok. Derken ertesi gün, semptom ortaya çıkıyor. CDC diyor ki, siz o semtpomlu gününüzü birinci gün kabul edin ve beş gün sayın.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Nükleerci Fransa doğalgazcı Almanya, Kazakistan'daki aktörler

Bu hafta Almanya ile Fransa arasındaki enerji çekişmesini, Omicron'un bünyeye etkilerini ve Kazakistan'daki protestolarda öne çıkan aktörleri ele alıyoruz.

10 Oca 2022

Nükleerci Fransa doğalgazcı Almanya, Kazakistan'daki aktörler

YAZARLAR

Eray Özer

Yeni Haller Podcast & OnYirmiOtuz

İLGİLİ OKUMALAR