Kömür de, Yenilenebilir de Büyüyor: Şimdi Ne Olacak?

Koronavirüs pandemisinin ikinci yılına doğru ilerken, aşının daha bulunmadığı, ilk karantina dönemlerini de hatırlayalım istedim.
Tüm gezegende, insan hareketliliği o kadar azalmıştı ki, sismolojistler ölçüm yaptıkları araçları yeniden ayarlamak zorunda kalmışlardı, çünkü insanlığın araçları ile yaptıkları titreşimler bir anda kaybolmuştu.
Bu dönemde, çok kısa da olsa doğada biraz nefes almış, karbon ayak izimiz oldukça azalmıştı. Ama uzmanlar karantina sonrası enerji kullanımının artacağını ve bunun büyük ihtimalle fosil yakıtlar üzerinden yaşanacağı konusunda uyarmıştı ve bu uyarılar gerçekleşti.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın yayınladığı son iki rapor, küresel enerji sektörünün nereye gittiği konusunda tahminlerde bulunuyor ve bu raporlara göre hem kömür, hem de yenilenebilir enerji artıyor.
Gelin kimin bu süreçte baskın çıkacağını beraber keşfedelim.
Pandemiden önce bile kömür sıkıntılı zamanlardan geçiyordu. Düşük fosilgaz fiyatları ve güçlü bir yenilenebilir enerji sektörü, kömüre ihtiyacımızı azaltmıştı. Pandemi sırasında ise endüstrinin de küçülmesi ile yıllık kömür kullanımındaki düşüş %10’lara doğru ilerliyordu ama sonra Çin geldi.
Pandemi sonrası Çin’de yaşanan ekonomik toparlanma hem düşünülenden önce hem de güçlü bir şekilde gelince, 2020 yılında Çin’in kömür talebi %1 oranında arttı.

Bölgesel olarak bakınca, kömürdeki düşüşün ABD ve AB’de %20 civarında olduğunu görüyoruz ama Çin’deki bu yükseliş %4 oranındaki küresel düşüşü engellemese de, düşünülen düşüşten çok daha yukarıya çekti.
Bu yıl ise elektrik talebinin düşük karbonlu çözümlerden daha hızlı bir şekilde büyümesi ve artan fosilgaz fiyatları ile, kömürden elektrik üretimi %9 oranında bir artışla geri dönüyor.
Her ne kadar küresel enerji üretimindeki payı, özellikle ABD ve AB’de %20 civarında azalsa da, Hindistan’daki %12’lik ve Çin’deki %9’lük talep artışı, küresel kömür talebini de eksiden artıya çekiyor. 2021 sonunda küresel kömür talebinin, 2013 seviyesinde olması ve %6 oranında artış göstermesi bekleniyor.
Kömürün bu seviyelerde artması, hem de iklim krizi konusunda farkındalık bu seviyedeyken oldukça mantık dışı.
Çünkü kömür insan eli ile oluşmuş iklim krizinin tek başına en büyük zarar veren kaynağı. Kömürün yakılması, küresel karbondioksit emisyonlarının %46’sından yani neredeyse yarısından sorumlu. Yani kömürde artış, iklim krizinin katlanarak artması anlamına geliyor.
İyi haber ise yenilenebilir enerji sektörünün hızla büyüyor olması. Ulusal politikalar ve COP26 sonrası verilen kararlar, yenilenebilir enerjinin 2026’ya kadar küresel enerji sektöründeki büyümenin %95’ini tek başına sağlayabileceğini gösteriyor.

Yani 2026’ya kadar yenilenebilir enerjiden üretilen elektriğin kapasitesi %60 oranında artarak 4800 GW’ı geçecek. Bu da, şu andaki fosil yakıt ve nükleer enerji kapasitesi ile aynı miktarda.
Burada bu artışın %43’ünün gerçekleşeceği pazarın Çin olduğunu hatırlatmakta fayda var. Çin’in enerji sektörü üzerinde etkisini küçümsemek gerçekten komik olur.
Çin’in enerji için kömür kullanımı da benzer bir şekilde, tüm kömür tüketiminin üçte birine eşit durumda. Çin büyümeye devam ediyor ve şu anda elektrik ihtiyacı ve ağır sanayinin büyümesi yenilenebilir enerjinin kaldırabileceği bir seviyede değil.
AB ve ABD’nin altyapısı ise yenilenebilir enerji değişen politikalar ile planlanandan daha hızlı bir şekilde büyüyor. AB 2030 yılı sonunda hedeflerini aşacak gözüküyor.

2021’de yenilenebilir enerjinin, özellikle tüketicilerin de desteği ile güneş panellerinin, yeni bir rekor kırması bekleniyor. Öyle ki, bu yılki yenilenebilir enerji kurulumlarının neredeyse yarısı güneş panellerinden oluşacak.
Yenilenebilir enerjinin geleceği, bu büyüme ile devam edecek gibi gözüküyor. Ama gezegenin geleceği Çin’in net sıfır konusunda ne kadar istikrarlı olacağına bağlı.
Kömürdeki bu artış, pandemi sonrası beklenenden fazla yükselen tüketim ihtiyacına bağlı gözükmekte. Eğer Çin net sıfıra belirlediği tarihte ulaşmak istiyorsa, kömür ile ilgili ciddi değişimler yapmak zorunda.
Bu durum sadece Çin için değil, Hindistan, Japonya ve Kore için de geçerli. Her ne kadar bu ülkeler, sınırları dışında kömürlü termik santral kurulumu yapmayacağına söz verseler de, kendi içlerinde hem kömür hem de yenilenebilir enerji konusunda beklenen hızda ilerlememekteler.

Çin'de güneş enerjisi ile enerji üreten bir petrol sahası - Çin'in enerji politikasını özetleyen bir sahne
Uluslararası Enerji Ajansı’nın “2050 yılına kadar Net Sıfır” raporunda 2026’ya kadar olan yenilenebilir enerji kapasitesindeki yıllık büyüme, %80 daha fazla olarak öngörülüyordu.
Eğer 2050’ye kadar net sıfır emisyona ulaşmak istiyorsak, güneş panelleri ve rüzgara olan yatırımların önümüzdeki beş yıl içerisinde iki katına çıkması gerekecek.
Hükümetler 2050’de net sıfıra ulaşmak istiyorsa, ulaşım, sanayi ve binalardaki tükettikleri enerji ile tüketmedikleri enerjiyi, yani verimliliği de düşünmek zorunda. Bunun için yeni teknolojiler ile beraber daha verimli elektriklendirme projelerine destek verilmesi gerek.
Bunun için özel ve kamu yatırımlarının fosil yakıt kaynaklarından çıkıp, doğa dostu teknolojilere de yönlendirilmesi gerekmekte.
Ama en başta, Çin ve Hindistan’ın ve özellikle hızla gelişen Asya ülkelerinin ilk önce yerel politikalar yerine küresel iklim politakalarına uyum sağlaması ve gelişen ülkelerdeki yenilenebilir enerji projelerine destek verilmesi gerekmekte.
AB’nin Çin ile başlattığı ekonomik süper savaş ise, iklim krizi ikinci planda kalacak gibi gözüküyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Enerjide kömür de yenilenebilir enerji de artıyor. Peki şimdi ne olacak?
19 Ara 2021

YAZARLAR

Görkem Gömeç
Boğaziçi Üniversitesi ve SUNY Binghamton'da Küresel ve Uluslararası İlişkiler lisansından sonra, İsveç'te Uppsala Üniversitesi'nde Sürdürülebilir Kalkınma üzerine yüksek lisans yaptı. 7 yıllık içerik üretme deneyimini Çevreci Geek ve Yeşil Öneriler ile sürdürüyor.

Çevreci Geek
İklim haberleri üzerine yorumlar.
İLGİLİ OKUMALAR



