
Bu haftaki yazım biraz politik olacak. Zira eğlence sektörünü konuşup düşüncelerinden ötürü hapse atılan sanatçılardan bahsetmemek de doğru gelmiyor. Hadi başlayalım.
Geçtiğimiz hafta Gülşen önce gözaltına alındı, adliyeye sevk edildi, sonra da tutuklandı. Bütün bunlar 24 saat içerisinde oldu. Hayretler içerisinde izledik olan biteni. Öncelikle “tutuklu yargılanmak” nasıl bir çerçeve? En azılı suçluların böyle yargılanması gerekir. "Peki biz Show Business'ta neden Gülşen'i okuyoruz?" diyecek olursanız sanatın tamamının politik olduğunu söylerim. Müzik, sinema, televizyon, radyo ve pek çok alanı içinde barındıran eğlence sektörü, sanatı icra eden kişilerin popülerliğinden ötürü zan altında kalmış vaziyette. Her yapılan iş, her söylenen söz gözetleniyor.
Dönelim Gülşen konusuna. Nisan ayında verdiği bir konserde İmam Hatip liseli müzisyenine “sapık” yorumu yaptığı bir video yayınlandı. Hızlıca sosyal medya üzerinde sirküle olan videonun üzerine pek çok muhafazakâr figür de yorumlarını yaptı. Bir tur da bunlar döndü. En nihayetinde soruşturma başlatıldı ve jet hızıyla bu soruşturma sürdürüldü. Ülkenin başka derdi kalmamış gibi, Gülşen’in yaptığı şakayla karışık genelleme gündemin merkezine oturdu. Günün sonunda sahnede fütursuzca bir yorum yapmış bir şarkıcı tutuklandı. Sorarım size ABD’li bir rapçinin bir şarkısında bile pek çok zümre ve kesime giydirirken, sahneye çıkıp absürt yorumlarıyla hayranlarını selamlayan sanatçılarda hiç sorun yoktu da Gülşen’in ettiği laf mı sorun oldu? Bakın burada edilen cümlenin etik doğruluğunu tartışmıyorum.

Kaynak: BBC
Buradaki sorun aslında sanatçıların özgürlüklerinin git gide kısıtlandığı bir ülkede, oldukça dar bir alanda yaratıcı olmaya zorlanmaları. Aynı şey sinemada da geçerli. Özellikle de dijital yapımlarda... Cem Yılmaz bir dizi çıkardı ve sosyal medyada ölüm tehditlerine kadar giden bir eleştiri zinciri oluştu. Pera Palas'ta Gece Yarısı'nda Hazal Kaya oyunculuğu üzerinden başlayan bir tartışmada yerden yere vuruldu. Bir Başkadır çıktığında ise bir "Cihangir fularlısı"nın gözünden sığ bir analiz yapılması ile başlayan eleştiriler çok daha kaba bir tonda sonlandı. Bundan çok daha fazlası da mevcut. Elbette eleştireceğiz, bu çok önemli ve geliştiren bir şey. Ancak sosyal medyanın bir mahkeme gibi çalışma özelliği var. Nasıl bir mahkeme mi? Birazcık daha free for all dediğimiz türden, herkesin sahte isimlerle istediği kişiye sallayabildiği, ortalığı karıştırmak için birkaç cümle fırlatıp kaçabildiği ve bir cümleyi fenomen edebilme gücüne sahip olduğu bir mahkeme. Fenomen olmak ise en tehlikelisi. Çünkü Twitter fenomeni dediğimiz insan herhangi bir paylaşımı ile gerçek bir tutuklama veya yargılamayı tetikleyebilir. Gülşen örneğinde olduğu gibi, Nisan ayından kalma bir video, ansızın milyonlara ulaşıp bununla ilgilenen devlet yetkilisine ulaşabiliyor. Bu da kolaylıkla gözaltı veya tutuklamaya sebep olabiliyor. Burada bahsettiğim ise basit bir ifade özgürlüğü. Yani linç kültüründe olduğu gibi kimseyi ölümle tehdit etmiyor, kimsenin şahsını geri dönülemeyecek şekilde tahrip etmiyor. Kendi inançlarına göre bir yorumda bulunuyor ve bunun hakaret niteliğinde olup olmaması artık bir sosyal mesele, hukuki değil.
İptal etmek ve linç etmek el ele giden iki sosyal medya fenomeni. Aslında kimi zaman ikisi aynı konsept olarak çevrilse de bana kalırsa linç kültürü iptal kültürünün bir adım ilerisi. Çünkü herhangi bir birey de linç edilebiliyor; ama iptal edilme daha çok ünlü kişilere bir tür ceza olarak uygulanıyor. Linç kültüründe ise o kişinin canına kast edilmesine kadar bir korku salınabiliyor.
Bugünlük benden bu kadar. İptal kültürü ile ilgili bir yazı aylar önce kaleme almıştım. Sezen Aksu’nun şarkı sözleri ile Gülşen’in sahne kostümü yine gündemdeydi. Okumak isteyenleri beklerim!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Linç kültürü, "Klaus" filmi ile gündeme biraz neşe ve sizin için derlediğimiz bazı haberler...
31 Ağu 2022

YAZARLAR

Show Business
Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR


