⛏️ Mavi alevlerin peşinde

Endonezya ya da cehennemde.
⛏️ Mavi alevlerin peşinde

Akşam 8 civarında yatağa girdiğimde tüm yorgunluğuma rağmen uykuya dalamıyorum. Ertesi gün Endonezya’ya geliş nedenim olan İjen Volkanı’na tırmanacağım gerçeği kafamda dolaşıyor. Birkaç sene önce BBC Earth’de izlediğim ve belki de o gün aklıma kazıdığım sülfür madenini canlı görme şansına erişeceğimi farkettikçe heyecanlanıyorum ve uykudan daha da uzaklaşıyorum. Dışarıda bira içen yol arkadaşım Marcus’un yanına gidiyorum. Birayı paylaşıp biraz sohbet ediyoruz. Göz kapaklarım ağırlaşmaya başlayınca hemen yatağa dönüyorum.

Gece yarısı, 12.30’da alarm acı acı çalmaya başlıyor. Marcus, Kuzey Avrupalı disipliniyle hemen fırlıyor yataktan. Akşamdan hazırladığımız kıyafetleri giyiyoruz. Dağda hava sıcaklığı 5 derece civarında seyrettiğinden ve sıkı rüzgârdan korunmak için kışlık kıyafetlerleyiz. Marcus İsveçli oluşundan dolayı 2 sweatshirt'ü yeterli görmüş.

Hızlı bir kahvaltı sonrası minibüse atlıyor, 1 saatlik yolculuk sonrası Paltuding’deki tırmanış başlangıç noktasına varıyoruz. Rehberimiz Gure ile tanışıyoruz. Gece ormanlık alandan çıkış yapacağımız için rehber almamız mecburi. Kısa bir süre sonra yürümeye başlıyoruz. Hafif bir eğimle başlayan patika giderek dikleşiyor. İçimden “Umarım 2 saat bu eğimde çıkmayız.” diye geçiriyorum. Gece sadece 1-2 fener ve ay ışığı altında ormanın içinde ilerliyoruz. Keçi temposunda ekibi çıkartan rehberimizi uyarıp bir ara veriyoruz. Hava o kadar temiz ve serin ki hiç ekvator civarındaymış gibi hissetmiyorum. Rehberimizin uyarısıyla tekrar tırmanışa başlıyoruz. Yolda ne kadar yavaş olursak sabah 5 civarında görünmez hâle gelen mavi alevi görüş süremiz o kadar azalıyor.

Sülfür madeni


Yaklaşık 45 dakikalık bir tırmanıştan sonra bir barakaya geliyoruz. Burası kraterdeki zehirli sülfür gazından korunmak için mecburi takmamız gereken maskeleri kiralayacağımız nokta. Rehberimizin de yardımıyla pazarlık edip maskeleri alıp tekrar yola koyuluyoruz. Yolda yıldızlara mı yola mı baksak diye kararsız kalıyoruz. Zifiri karanlık nedeniyle tertemiz bir yıldız sergisi izliyoruz. Yaklaşık 15 dakika daha yürüdükten sonra kraterin tepesine varıyoruz. Artık maskeleri takıp kayalardan aşağı inme vakti. Fener ve telefon ışıklarıyla kısmen kaygan volkanik kayalardan usulca kraterin içine inmeye başlıyoruz. Kısa bir süre sonra uzaktan gecenin yıldızı görülmeye başlıyor; mavi alev. Sülfür madeninde bulunan sülfürik asidin yanması sonucu ortaya çıkan bu mavi alev gece belirli saatlerde ve dünyada sadece iki yerde görülüyor. En iyi gözlemlenebildiği yer ise İjen. 5 metreye kadar yükselen mavi alev, yaklaşık 600 derece civarında.

Kraterde mavi alev

Marcus ve Kerimcan


İjen bambaşka bir gezegen. Kendimi Mars’ta geçen filmlerde gibi hissediyorum. Hayatımda görmeyi en çok istediğim yerlerden birindeyim. Mutluluktan ağlayacak gibi oluyorum. Ancak bir anda rüzgârdan yön değiştiren sülfür dumanı duygusallığa izin vermiyor. Bir anda üzerimize yönelen duman işin ciddiyetini fark etmemizi sağlıyor. Marcus’la alevin daha yakınına gidip fotoğraf çekmeyi deniyoruz. Kısmen başarılı da oluyoruz. Ben dayanamayıp daha da yakınlaşmak için madenin içine doğru hareket ediyorum. Tam yaklaşmışken duman tekrar yön değiştirip etrafımı sarıyor. Hemen yerdeki maden borularını referans alarak geri dönüyorum. Adeta Disneyland’e bırakılmış bir çocuğum. Nereye koşacağımı bilemiyorum. Coşkudan maden işçilerinin taşıdıkları sülfür kayalara sarılacağım neredeyse. İkinci alevin olduğu daha aşağıdaki bölgeye ilerliyoruz. Karşımızdaki muazzam doğa olayıyla büyülenmiş hâlde kısmen fotoğraf çekiyor, kısmen izliyoruz.

Göl


Bu noktada madende çalışan işçilerden bahsetmek gerekiyor. Dünyanın en zor ve tehlikeli işlerinden birini yapan işçiler bu madende maskesiz çalışıyorlar. Yaklaşık olarak 70-80 kilo sülfür alan sepetlerini 3 kilometre boyunca sırtlarında aşağı kadar taşımak zorundalar. Çıkış ise bizim gece tırmandığımız yoldan yapılıyor ancak boş sepetler yine sırtta. Üstelik bu yolu günde 2 defa çıkıp inmek durumundalar. Kilo başına 1000 Endonezya Rupisi kazanıyorlar. Toplam günlük kazançları ise 6-7 dolar civarında oluyor. Kendileri ise yaklaşık 50 kilo civarındalar.

Saate baktığımızda zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Tekrar üst kısımdaki aleve doğru harekete geçiyoruz. Amacımız son fotoğrafları çekmek, kraterin tepesine çıkmak ve gün doğumunu izlemek. Ben dayanamayıp tekrar aleve yaklaşmaya çalışıyorum. Olan oluyor ve bir anda etrafım dumanla kaplanıyor. Korunmak için gözlerimi kapatıyorum. Duman bu defa o kadar kuvvetli ki yön duygumu kaybediyorum. Bir yere ilerleyip dumandan çıkma şansım sıfır. Yanlış yöne ilerlersem ikinci adımımda mavi alevin içindeyim. Neyse ki rüzgârın yardımıyla duman biraz açılıyor ve kendimi kurtarıyorum. Kenarda kendime gelmeye çalışıyorum. Biraz dinlendikten sonra Marcus’la yukarı tırmanıyoruz. Aşağı baktığımızda mavi alev yavaşça gözden kaybolmaya başlıyor. Bu seferse karşımızda dünyanın en asidik göllerinden biri ve madenin hâlâ tüten sülfür dumanı çıkıyor. Kratere tepeden bakan bir noktaya oturup dinlenmeye başlıyoruz.

Madenciler


Ben gece motelden çıkarken aceleyle doldurduğum termosumdaki sıcak çayı çıkartıyorum. Marcus’ta bisküvi, bendeyse kuruyemişler var. Keyfimize denecek yok. Hem tüm gecenin yorgunluğunu bastırıyoruz hem de dünyanın en şiirsel manzaralarından birine bakıyoruz. Bu esnada çevremizde esen kuvvetli rüzgâr ve açıkta kalan yerlerimizi donduran hava hiç umurumuzda olmuyor.

İjen'de şafak


Tepede neredeyse bir saate yakın vakit geçirdikten sonra iniş vaktimiz geliyor. Tam inişe geçecekken gülümseyerek bizimle uzun uzun sohbet eden bir maden işçisine rastlıyoruz. Bu kadar ağır koşullarda çalışan bu genç erkek bize ailesinden, çocuklarından bahsediyor. En ufak bir yardım talebi veya para isteği yok, tüm onuruyla karşımızda duruyor. Marcus denemek için kısmen dolu bir sepeti omuzlamaya çalışıyor ancak sonuç nafile.

Marcus’la aşağı inerken karşımıza çıkan muhteşem manzaralara bakıyoruz ve insanlığın ne kadar acımasız olduğunu tekrar birbirimize hatırlatıyoruz. Marcus belki de İjen’le ilgili en güzel tasviri yapıyor “Bu insanlar her gün cehennemi yaşıyorlar.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

RutaRuta

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

⛏️ Mavi alevlerin peşinde

Endonezya ya da cehennemde.

23 Kas 2022

⛏️ Mavi alevlerin peşinde

YAZARLAR

Ruta

Ruta hayatını genelde yolda geçiren ve not tutmak yerine fotoğraf çeken bir adamın seyir defteri.

İLGİLİ OKUMALAR