Merhaba, ben... Ömer Faruk Özbil

Gündem Afrika'yı tanıyoruz.
Merhaba, ben... Ömer Faruk Özbil

Gündem Afrika'yı tanıyarak başlayalım. Kim yapar ve Afrika ilgisi nerede, ne zaman, nasıl başladı?

Gündem Afrika, Ömer Faruk Özbil tarafından hazırlanıyor. Afrika ilgim yıllar öncesinde bir projeyle Afrika’ya gidişime dayanıyor. Zaten yurt dışına ilgili ve gezmeyi seven biriyim. Bu ilgim, Afrika’nın keşfedilmeyi bekleyen bakir kültürüyle buluşunca aradığımı buldum. O zamandan bu yana Afrika en büyük merak alanı olarak hayatımda yerini aldı. Sonraki yıllarda tekrar tekrar Afrika’ya gittim. Farklı yönlerini keşfetmek için çabaladım. Gidiş gelişler yeterli olmayınca başka bir çözüm buldum. Pılımı pırtımı topladım ve Afrika’ya yerleştim.

Tabii şöyle ilginç bir hikâyem de var, ben devlet memuruyum. Sağlık meslek lisesi mezunuyum. Liseyi bitirir bitirmez atandım. 18’li yaşlarımın başında devlet memurluğum başladı. Bir süre sonra tat vermeyince değişiklik peşinde koştum. İstanbul Üniversitesi gazetecilik bölümünü kazandım. Orayı bitirince de memurluğu bıraktım ve Afrika ülkesi Uganda’ya geldim. Yaklaşık iki aydır burada yaşıyorum.


Afrika seyahatlerinin ya da Afrika'da yaşama deneyiminin bültene dönüşme sürecini de merak ediyoruz. Hikâyeleri anlatmaya, arşivlemeye ve bunun formatına ne zaman karar verildi?

Afrika deyince ülkemizdeki insanların aklında beliren bir tablo var. Kurak ve susuz topraklar, açlıktan kaburgası sayılan çocuklar, mızraklı ve yaprakla vücudunu örten insanlar. Ürkücü ve tehlikeli bulan da var, bu gizemi merak eden de. Ama her iki grup da Afrika’yı aynı ölçüde tanıyor. Bu sebeple birçok soru alıyordum. "İnsanlar nasıl yaşıyor, neler yapıyorlar, oralar çok sıcak mı?" vesaire. Ben de Afrika’nın aslında sanıldığı gibi olmadığını anlatmaya çalışırken fark ettim bu eksikliği. Ve Afrika’nın gerçekte nasıl bir yer olduğunu herkese anlatmaya karar verdim. Ama öyle büyük büyük idealler, beylik laflarla değil. Olduğu gibi, tam hayatın içinden ve olağan samimiyetiyle aktarmak istiyordum. Sanırım bunu yapabileceğim en iyi yer Aposto!’ydu. Böylece bir planlama süreci başladı. Görüşmelerin sonucunda “Gündem Afrika” isminde karar kıldık. Bu ismin iki anlamı var aslında. Gündemimize Afrika’yı almak istiyoruz ama bunun yanında sizi Afrika’nın gündemi ile buluşturuyoruz.

Anlatacak hikâyeleri internetten falan araştırıp karar vermiyorum. Dışarı çıkıyorum. Bir yere giderken kullandığım vasıta ilginç geliyor, not alıyorum. Bir başka gün ihtiyaçlarım için pazara gidiyorum, farklı geliyor, not alıyorum. Bunları bülten için ziyaret ediyor, yerel halka sorular soruyor, fotoğraflar çekiyorum. Sonra oturup bülteni hazırlıyorum. Anlayacağınız benim hikâyelerimin kaynağı sokaklar yani hayatın ta kendisi.


"Alışılagelen Afrika algısı" ifadesinden tam olarak ne anlamalıyız?

Afrika denince aklımızda beliren kurak ve fakir bir coğrafya var. Afrika ile ilişkilerimizi yıllar vahşi yaşam belgeselleri ve insani yardım derneklerinin yayınları üzerinden kurmuşuz. Derneklerin bazıları samimiyetle zor şartlarda yaşayan insanların görüntülerini kamuoyu ile paylaşarak yardım talep ediyor. Ama büyük bir çoğunluğu duyguları istismar ederek fakir ve bitik Afrika görüntüleri paylaşıyor. Hayattan kopuk, gerçeklikle ilgisi olmayan bu çarpıtmalar maalesef Afrika algımızı zedeliyor. Buraya gelince fark ettim, koca bir dernek-vakıf sektörü oluşmuş. İnsanlar bu işten baş döndürücü rakamlar kazanıyor. Bu yüzden Afrika algısını fakirlik üzerine inşa ederek kendi kamuoylarını oluşturuyorlar. Kazançlarını pekiştiriyorlar.

Evet, Afrika’nın kuraklık ve fakirlik çeken bölgeleri var. Acil insani yardıma ihtiyaç duyan insanlar var. Ama bunlar öyle tahmin edilen şekilde milyonlar değil. Uganda’da Doğu Afrika ülkesi. Burada haftada en az bir kere yağmur yağar. Şehre hakim bir tepeye çıkıp bakınca yemyeşil bir manzara görürsünüz. Suya ulaşımda herhangi bir güçlük yaşanmıyor.

Ben de bu yanlış algıyı değiştirmek istedim. Afrika’nın özel bir yer olduğunu düşünüyorum. Soğuk Savaş döneminden sonra başlayan küreselleşme tüm dünyayı tek bir ülke haline getirdi. Her gittiğiniz ülkede hamburger bulabilir, aynı kıyafetlere erişebilirsiniz. Bu anlamda Afrika ayrışıyor. Burası nevi şahsına münhasır kültürünü hâlâ koruyor. Âdeta bir hazine.

İnsanların hayata bakışı, yaşayışı, inançları ve yeme içme kültürleri çok farklı. Bu farklılıklar büyük bir zenginlik. İnsan kendini ancak bir öteki üzerinden tanıyabiliyor. Tek doğrunun, tek kültürün, tek inanışın seninki olmadığını görüyorsun. Tüm bunlar Gündem Afrika’nın konusunu oluşturuyor. Ve böylece sizi alışageldiğiniz Afrika algısının dışına taşıyor.

Burada fakir de olsa insanlar çok mutlu. Sebepsiz yere dans ediyorlar, bolca gülüyorlar, hayata sımsıkı bağlılar. Ayakkabının kaliteli olması mutluluğun ön şartı olarak gösterilse de bu Afrika’da geçerliliğini yitiriyor. Kötü bir ayakkabıyla da mutlu olabileceğimizin en büyük kanıtı bu topraklarda saklı.

Dediğim gibi iki aydır burada yaşıyorum ve şaşırmadan geçirdiğim tek bir günümü bile hatırlamıyorum. Her gün yeni bir şeye şahit oluyor ve şaşırıyorum. Merak etmeyin, tüm bunları not alıyorum. Hepsini sizlerle paylaşacağım, Gündem Afrika’da sizi hikâyeme ortak kılmak istiyorum.


Cumhurbaşkanı Erdoğan geçtiğimiz haftalarda bir Afrika ziyareti gerçekleştirdi. Bölge ülkeleriyle ortak bir açıklama da yayımladı. Son dönemde Türkiye-Afrika ilişkileri nasıl?

Türkiye-Afrika ilişkilerini tanımlayan iki temel eksen var. İlki “Afrika’da ne işimiz var" diyenler, ikincisi ise “Afrika’da mükemmeliz” diyenler. Bana sorarsanız ikisi de eksik ve yanlış. Son 18 yılda Afrika ile olan ticaret hacmimiz beş kat arttı. Bu inanılmaz bir başarı. Açılması planlananlarla birlikte 54 ülkelik kıtanın 49’unda elçiliğimiz olacak. Yine bu da müthiş bir başarı. Öte yandan Afrika ülkelerini ziyaret eden liderler arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan zirvede yer alıyor. Tüm bunlar olumlu gelişmeler ve takdiri hak ediyor. Lakin çok önemli bir eksiklik var. Bir stratejimiz veya planlamamız yok.

Afrika’ya dair 25 yıllık, 50 yıllık ve 100 yıllık bir stratejimiz yok. Liderler görüşüyor, bazı kararlar alınıyor. Tüm süreç ikili ilişkiler üzerinden yürüyor. Bu görüşmelerin şüphesiz faydası oluyor. Ama görüşmelerin ardından ilişkiler derinleştirilmiyor. Zira hem bir planlamanın olmaması hem de yeterli bölge uzmanının yetiştirilmemesinden kaynaklanıyor. Fransa, Türkiye’nin Afrika açılımını her fırsatta eleştiriyor. Kendi hâkimiyet alanına zarar verdiğini söylüyor. Lakin sahada gerçeklik farklı. Fransa Türkiye ile mücadele etmiyor. Rusya ile mücadele ediyor. Zira Rusya’nın Afrika açılımı inanılmaz hızlı ilerliyor. Ve tüm diğer hâkim ülkeleri korkutuyor. Türkiye bu işleri biraz görünür yaptığı için ön planda. Yoksa dediğim gibi sahada gerçeklik biraz farklı.

Türkiye’nin Afrika ile olan ilişkileri derinlikli değil maalesef. Tüm ilişkileri sadece lider merkezli ilerliyor. Bu sebeple eksikliklerimiz çok fazla. Oysa iyi bir planlama ile Afrika ülkeleri bizim için önemli birer müttefik olabilir. Bundan öte Afrika pazarı şu an tüm dünyanın iştahını kabartıyor. Çok hızlı gelişiyor, buna mukabil inanılmaz bir pazar fırsatı doğuruyor. İnşaat başta olmak üzere sağlık, teknoloji, tekstil gibi alanlarda Afrika pazarını domine edecek güce sahibiz ama ne yazık ki bu konuda derinlikli çalışmalar yapılmıyor.

Somali, Sudan ve birçok Kuzey Afrika ülkesinde Türkiye’nin inanılmaz bir karşılığı var. Dizilerimizi izliyorlar, Türkiye’yi çok seviyorlar. Bunu daha da geliştirerek tüm kıtaya yaymamız gerekiyor diye düşünüyorum.


Eminiz, okurlarımız Aposto!'da takip ettiğin yayınları öğrenmek ister.

Şüphesiz başta Aposto! Gündem geliyor. Sabah gözümü açınca ülkede neler olup bittiğini derli toplu okuyabildiğim tek mecra. Rapor Bülteni’ni de ilgiyle takip ediyorum.


Çağrışımları seviyoruz. Üç kelimeye üç kısa çağrışım yanıtı bekliyoruz:

  • Hakuna Matata: Doğu Afrika’da yaygın olarak konuşulan Swahili dilinde bir deyim aslında bu. Son yıllarda çok popüler oldu. Rahat ol, kafaya atma anlamı taşıyor. Tam olarak Afrika insanını yansıtıyor. Her şeye rağmen mutlu kalabilmeyi çağrıştırıyor.
  • Kampala: Sanırım tatlı bir kargaşa. Dingin, sessiz ve yemyeşil Kololo’dan çıkıp 5 dakika sonra kendinizi Bombo Road’un kargaşası içerisinde bulabilirsiniz. İnanılmaz renkli, canlı ve ilgi çekici bir şehir. Uganda’nın başkenti.
  • Fotoğraf: Uganda ve tüm diğer Afrika ülkeleri birer açık hava fotoğraf sahnesi gibi. Kafanızı hangi tarafa çevirseniz fotoğraflanmaya değer bir manzara ile karşılaşıyorsunuz.

Gündem Afrika'ya buradan kayıt olabilirsiniz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

Editörün SeçkisiEditörün Seçkisi

BÜLTEN SAYISI

Aposto! Digest #32: İklim, Kahve Kültürü, Teknoloji

Platformdan öne çıkan içerikler ve editörlerin favorileri burada!

06 Kas 2021

Aposto! Digest #32: İklim, Kahve Kültürü, Teknoloji

YAZARLAR

Editörün Seçkisi

Aposto'da öne çıkan çıkan yayınlar ve içerik derlemeleri.

İLGİLİ OKUMALAR