
Bu kısımda psikoloji, sosyoloji gibi alanlardan çeşitli konulara ilişkin, Nedir? sorusunu soruyoruz. Bu sayıda Mimetik Arzu Nedir? sorusuna cevap arayacağız.
Arzu’nun Mimetik Teorisi olarak da adlandırılan Mimetik Arzu, ilk olarak filozof ve antropolog René Girard tarafından ortaya atıldı. Bu teori aslında çok basitçe, arzularımızın temelde sosyal kaynaklı olduğunu varsayar ve şunu söyler: Başkalarının istediğini istiyoruz.
Hepimizin elbette çok farklı farklı arzuları olabilir. Birimiz hayatı boyunca seyahat etmek isterken, başka birimiz düzenli bir ilişki arzusundadır. Birimiz tatlı yiyecekleri arzularken, diğerimiz ekşi tatlara arzu duyuyor olabilir. Kısacası, küçüğünden büyüğüne bir çok arzu zihnimizin içinde döner durur. Daha önceki bazı yazılarımda da değindiğim gibi, bu arzular bir çok zaman hoş ve nahoş duygularımızın kaynağı olabiliyorlar. İstiyorum da, istiyorum diyoruz. Peki bu kadar arzu, durduk yere nerden geliyor?
Mimetik Arzu Teorisi’ne göre, arzu taklitçidir. Yani biz bir özneysek ve bir nesneyi arzuluyorsak, aslında o nesneyi arzulamamızın nedeni, aynı nesnenin bir başkası tarafından arzulanıyor olması. Dilimizde, hani “Komşunun tavuğu, komşuya kaz görünür.” diye beni gülümseten bir deyiş vardır. Biraz onu da hatırlatıyor, başkasına olan bir şey, başkaları tarafından arzulanan şeyler, o şeylerin diğerleri tarafından da arzulanma ihtimalini arttırıyor.
Bu teori benim aklıma hemen moda sektörünü ve sosyal medyada yaşanan durumları getirdi. Kendimin de zaman zaman deneyimlemesinden biliyorum ki, aslında hiç aklınızda olmayan, ihtiyacınız da olmayan ürünlerin, zamanımızda “Influencer” da denilen, başka kişilerce kullanıldığını gördüğünüzde, bir anda arzulanır hale gelebiliyorlar.
Mimetik arzu, Luke Burgis’in “İstemek: Gündelik Yaşamda Mimetik Arzunun Gücü.” isimli kitabında biraz bu açılardan da ele alınmış. Luke Burgis, Psychology Today’de yer alan röportajında şöyle demiş:
“Sosyal medyada bir homojenleşme var. Homojenleştirme, René Girard'ın "aynılık krizi" olarak adlandıracağı şeye neden olur. Platformlar, sosyal ve varoluşsal anlamda herkesi birbirine daha da yakınlaşmaya zorladı. Dünyanın bütün ilişkilerini bir toplu iğnenin başına sığdırmışlar. Artık hepimiz birbirimize "komşu" gibiyiz. Ve bu, potansiyel olarak, herkesin kendisini diğerlerinden farklılaştırmaya çalıştığı devasa boyutlarda bir mimetik krizin koşullarını yaratıyot.
Freud'un "küçük farklılıkların narsisizmi" dediği şey budur. Narsisizm kesinlikle yükselişte gibi görünüyor ve sosyal medya bunu körüklüyor - ancak ille de insanların düşündüğü nedenlerden dolayı değil. "Selfies" narsist bir hareket gibi görünüyor; ancak tüm gördüğümüz buysa, platformların kendileriyle ilgili bazı yapıları kaçırıyoruz.”
İlişkiler çok puslu ve belirsiz. Kim kimi taklit ediyor? Modeller kimler, taklit edenler kimler? Çok belirsiz hale geldi. İnsanlar ileri geri tweet atmaya başladığında, bunu kim başlattı? Kim gerçekten kimi taklit ediyor? Bu tamamen yeni bir sosyal dinamik gibi…”
Bu kapsamda Luke Burgis, sosyal medyanın zaten var olan sosyal kaygının çoğunu şiddetlendirdiğini düşündüğünü belirtiyor. Kendisine katılmadan edemiyorum. Zira yukarda da bahsettiğim gibi, ihtiyacımız olmayan şeyleri dahi arzular hale gelmemizi destekleyen bir sistemin içerisindeyiz. Arzuların, kıskançlık ve açgözlülük gibi, insanın zihnini bulandıran ve farkındalığını yerle bir eden bir etkisinin olduğunu da göz önünde bulundurduğumuzda, mimetik arzu teorisinin bize ne şekilde etki ediyor olduğunu tahmin etmek zor değil. Ancak, her zaman şöyle bir gerçek var, neyin neden olduğunu derinlemesine olmasa bile anlayabilmek, farkındalığımızı yükseltmenin bir yolu olabilir. Bilelim, anlayalım, farkına varalım ve ezber hareketlerimizden özgürleşelim. Taklit olmasa, özgünlük de olmazdı. Başkalarının istediğini, başkaları istiyor diye mi istiyorsun? Yoksa daha derinde bir yerde, özgünlüğün mü seni bu arzuna itiyor? Kendimize soracağımız sorulardan ikisi bunlar olabilir belki de…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
YAZARLAR

İçimdeki Dünya
İçimizdeki dünyaya yakınlaşabilir miyiz? Onu merakla keşfedebilir miyiz? Pratikler, ilhamlar, motivasyonlar ve şifa dünyasından haberler iki haftada bir posta kutunda!
İLGİLİ OKUMALAR



