Mısır'dan sınır dışı edilen aktivistler anlatıyor: ‘Bu hareket çok daha yoğun şekilde Gazze'ye akacak’

Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
Mısır, yardım malzemeleriyle Gazze’ye yürümek isteyen farklı ülkelerden çok sayıda aktivisti 14 Haziran’da sınır dışı etti. Sınır dışı edilenler arasında Gazze açıklarında İsrail tarafından alıkonulan Madleen gemisinin kaptanı Mark van Rennes’in kız kardeşi Katja van Rennes de vardı.
Gazze’deki ablukayı kırma amacıyla “Global March to Gaza” adı altında Mısır’da biraraya gelen aktivistler, Mısır’dan Gazze sınırına kadar yaklaşık 48 kilometrelik bir protesto yürüyüşü yapmayı planlıyordu. Ancak yürüyüş başlamadan önce Mısır polisi aktivistleri kontrol noktalarında durdurdu. Birçok katılımcı fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalırken bazı aktivistler Mısır’dan sınır dışı edildi.
"Global March to Gaza" yürüyüşüne katılmak için Mısır'a giden ancak Mısır hükümeti tarafından sınır dışı edilen Türk vatandaşları yaşadıklarını ve gözaltı süreçlerini Aposto’ya anlattı.
‘Eylemi Mısır’da yapıp küresel baskı oluşturma niyetindeydik’
Mecid Bahçıvan, uzun süredir Filistin eylemlerinde aktif rol alıyor. Yaklaşık 10 ay önce Gazze’ye insani yardım götürmeye çalışan Vicdan gemisinin Ulaştırma Bakanlığı tarafından engellenmesi üzerine Haydarpaşa Limanı’nda başlatılan Özgürlük Nöbeti’yle bu rolü artıran Bahçıvan, İsrail tarafından Malta’da bombalanan Vicdan gemisinde de bulunuyordu.
"Global March to Gaza" hareketinin Gazze’deki ablukayı kırma amacıyla yapılan üç hareketten biri olduğunu söyleyen Bahçıvan, Mısır’a neden gittiğini şöyle anlatıyor:
“Mısır’daki eylemimizin amacı İstanbul veya dünyanın diğer yerlerinde yaptığımız eylemleri Kahire üzerinden Refah sınırına taşıyıp Gazze’deki ablukayı kırmak ve insani yardım götürmek amacıyla koridorun açılmasını sağlamak. Eylemimizi orada yapıp küresel bir baskı oluşturma niyetindeydik.”
12 Haziran’da Mısır’a ulaşan Bahçıvan, eyleme yaklaşık 70 ülkeden binlerce aktivistin geldiğini belirtirken müdahale sırasında "baltacılar"ın kullanıldığını da söylüyor:
“Eylem için saat ve yer belirlendi. Ancak gruplar yola çıktığında eylemciler Mısır polisiyle karşılaştılar. Kontrol noktalarında pasaport kontolu yapıldı. Her grup farklı bir yerde durduruldu ve böylece Mısır polisi eylemi dağıtmış oldu.
Birinci kontrol noktasına baltacıları yerleştirmişlerdi. Mısır polisi, baltacıları eylem için gelen aktivistlerin üzerine saldı. Eylemcileri fiziksel şiddete maruz bıraktılar. Aynı zamanda Mısır polisi de birçok arkadaşımızı yaraladı. Başından yaralanan, başı açılan birçok arkadaşımız oldu. Eylemcilere yapılan muamele çok kötüydü.”
Bahçıvan, Türk elçiliğinin tavrının ise Mısır hükümetinden yana olduğunu hissettiklerini belirtti:
“Global March to Gaza’nın Türkiye delegasyonu elçilikle görüşüyordu. Ancak elçiliğin tavrı da Mısır devletinden yana gibiydi. Biz bu şekilde hissettik. Amaçları bizi korumak değildi, yürüyüşün yapılmaması için Mısır’dan aldığı talimatları uyguluyorlardı maalesef.”
‘İsrail’in katliamı devletleri değilse de sivil halkları harekete geçirmiş oldu’
Bahçıvan, Filistin eylemlerine devam edeceğini söylüyor ve ekliyor:
“İsrail’in yaklaşık 2 yıldır süren bu zulmü, katliamı devletleri harekete geçiremese de sivil halkları harekete geçirmiş oldu. Dünyanın birçok yerinden on binlerce kilometre uzaktan gelen aktivistler vardı. Birçoğu din, ırk, dil bağlantıları olmayan insanlardı Filistinlilerle. Ancak kendilerini riske atarak böyle bir yola çıktılar. Birçoğu da Mısır polisi tarafından fiziksel ve psikolojik şiddet gördü. Bu insani hareketi durdurduklarını düşünüyorlar ama bu hareket çok daha yoğun bir şekilde Mısır sınırlarına dolayısıyla Gazze’ye doğru akacak. Bunun için her türlü çalışmayı yapmaya devam edeceğiz.”
'Gerekçe gösterilmeden sınır dışı edildik'
Mısır’a küresel Gazze yürüyüşüne katılmak için giden bir diğer Türk vatandaşı ise 12 Haziran’da Mısır’da olduğunu ancak 14 Haziran’da Mısır’dan sınır dışı edildiğini anlatıyor:
“13 Haziran’da yürüyüşün yapılacağı El ariş’e doğru arabayla yola çıktık. 2. kontrol noktasında pasaportlarımıza el koydular. 4 saat boyunca bekledik. 4 saatin sonunda pasaportları verdikten sonra polis yürüyüşe izin vermediği için kontrol noktasında eyleme başladık.”
Gözaltı ve sınır dışı edilme sürecinde yaşadıklarını ise sözlerle anlatıyordu:
“Akşam olunca polisler bizi ablukaya aldılar. Baltacılar denen çete üyeleri şiddet uygulayarak eylemcileri gözaltına almaya başladı. Polis bu anda herhangi bir müdahalede bulunmadı, bizi sadece ablukaya aldılar. Eylemcilerin yarısından çoğunu getirdikleri araçlara koyup gözaltına aldılar. Biz de gözaltına alındık. Benim bulunduğum araçta 14 kişi vardı. Hepsi yabancı uyrukluydu. İçlerinde tek Türk bendim. Bir tane de Türk asıllı Fransız vatandaşı vardı. Bir kişi aracın camından kaçmaya çalıştı. Bu kaçma girişiminden sonra polisler aracın etrafını sardılar.
Bizi normal araçtan indirip ring aracına bindirdiler. Ring aracında telefonlarımızı aldılar. 3 saat boyunca ring aracı hareket etmeden bekledik. Daha sonra 7 polis bizi karakola götürdü. Bütün eşyalarımızı aldılar. Bir gece nezarette beton üzerinde yattık. Sabah olunca bizleri kelepçeleyerek Kahire havalimanına götürdüler. Havalimanında en az 50 polislik bir güvenlik ekibi bizi karşıladı. Gözdağı verircesine bütün havalimanını polis eşliğinde gezdirdiler. Uçağa binene kadar polisler sürekli yanımızdaydı. Polisler eşliğinde sınır dışı edildik.”
Gözaltı esnasında telefonları alındığı için kimseyle iletişim kuramadığını belirten Türk vatandaşı, “Polislerin çoğu gençti. Bize kötü davranmadılar. Şiddet görmedik. Bize herhangi bir suç isnadı yapılan yazılı belge verilmedi. İstanbul’da uçaktan inince polislerin yanına gittik. Onlara gönderilen yazıda da suçlama yoktu. Bir gerekçe gösterilmeden sınır dışı edildik” diye ekliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Melisa Gülbaş
Aposto editörü

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.





