Mültecilerin vatandaşlık hakkı

(Görsel: Ahmed Akacha, Pexels üzerinden)
Suriye’de başlayan iç savaşın ardından, 2011'in bahar aylarından beri kitlesel şekilde Türkiye topraklarına gelen Suriyeli mülteciler ve bugünlerde Afganistan’da yaşandığı üzere iç karışıklık yaşayan diğer bölge ülkelerinden gelen düzensiz göçmenler; bu kişilerin Türk vatandaşlığı alması durumunu da sık sık akıllara getiriyor.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının doğuştan kazanılması, soy bağı ya da toprak esasına göre belirleniyor. Buna göre anne veya babası Türk vatandaşı olan veyahut Türkiye topraklarında doğmuş bir kişi, doğuştan vatandaşlık kazanabiliyor. Türk vatandaşlığının sonradan elde edilmesi ise; yetkili merci kararı, evlat edinilme veya seçme hakkı ile gerçekleşebiliyor. Türkiye’de bulunan Suriyeli mülteciler ise, uluslararası hukuk açısından geçici koruma statüsünde olup, vatandaş olma şartları normal vatandaşlık şartlarından farklılıklar gösteriyor.
Geçici koruma, kitlesel olarak Türkiye Cumhuriyeti sınırlarına gelen ve uluslararası koruma talebi bireysel olarak değerlendirmeye alınamayan yabancıların, uluslararası koruma ihtiyacının sağlanması için acil çözümler bulmak üzere geliştirilen bir statüdür. İçerik olarak ülke topraklarına serbest biçimde kabul edilme; geri gönderilmeme ve temel ihtiyaçların karşılanması unsurlarından oluşmaktadır. Bununla birlikte geçici koruma statüsü, Türkiye’de bulunan Suriye vatandaşlarına, uluslararası koruma sahibi kişilerin yerinden edilme döngülerini sona erdirecek yerel entegrasyon ve vatandaşlık haklarını vermemektedir. Ancak aşağıdaki istisnai durumların varlığı halinde Suriyelilerin Türk vatandaşlığı kazanması mümkündür.
- Türkiye’de doğan Suriyeli çocuklar: Kamu Denetçiliği Kurumu'nun 2018'de yayımladığı, Türkiye’deki Suriyeliler başlıklı raporunda; 2011-2017 yılları arasında Suriyeli ailelerden 276.158 bebeğin dünyaya geldiği belirtilmektedir. 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu'nun 8. maddesi, "Türkiye'de doğan ve yabancı ana ve babasından dolayı doğumla herhangi bir ülkenin vatandaşlığını kazanamayan çocuk, doğumdan itibaren Türk vatandaşıdır." ifadesiyle bu çocuklara Türk vatandaşlığı verileceğini belirtmektedir. Uygulama da bu yönde olup, Türkiye’de doğan Suriyeli bebeklere vatandaşlık verildiği görülmektedir.
- Yatırım yoluyla Türk vatandaşlığı kazanılması: Yatırımı teşvik amacıyla kanunda belirtilen şartlardan birinin varlığı halinde yabancılara, 106 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca Türk vatandaşlığı verilmesinin önü açıktır. Bu şartlar, yabancıların ve dolayısıyla Suriyeli göçmenlerin belirtilen asgari tutarlarda bir taşınmaz edinmesi ya da ülkemizde yine bu tutarlarda yatırım yapması şeklinde özetlenebilir.
Özetle, yaklaşık on yıldır ülkemizde bulunan Suriyeli mültecilerin ve diğer ülkelerden gelen mültecilerin veya sığınmacıların, kitlesel olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçişi mümkün değildir. Fakat mültecilerin Türkiye’de doğan çocuklarına, kamu düzenini sağlamak adına Türk vatandaşlığı verilmesi ve belli şartları sağlayan kişilerin Türk vatandaşlığı alması elbette mümkündür. Kaldı ki göçmenlere ilişkin vatandaşlık politikası da dahil olmak üzere tüm politikalar yürütülürken; entegrasyon sürecinin uygun şekilde yürütülmemesinin, daha büyük toplumsal problemlere yol açacağı aşikârdır. Zira yabancıların ve ev sahibi diyebileceğimiz toplum üyelerinin bütünleşme sürecini ifade eden yerel entegrasyon, yabancıların uyumu kadar ev sahibinin de yeni duruma uyum sağlamasını ifade etmektedir. Bu sürecin etkin şekilde yürütülmemesinin ise, her iki taraf nezdinde hak ihlâllerine, ırkçılığa ve nefret suçlarına uzanan sorunlara yol açacağını öngörmek hiç de zor değil...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş


