
Sitges, Barselona’dan trenle veya araba ile yaklaşık 30-45 dakika uzaklıkta bir sahil kasabası, bir sayfiye yeri. LGBT topluluğu ile ünlü olan kasabaya, yazın denize girmek isteyen İspanyollar akın geliyor; her ne kadar kalabalık olsa da kasabadaki hayatlarını bırakmayan lokalleri sayesinde bence otantikliğini korumayı başarmış bir yer. Ben Barselona’da okurken, İspanyol bir arkadaşımızın ailesinin yazlık evi vardı ve haftasonları Sitges’e gelirdik. Hatta meşhur “gay pride”ı ile ilk defa Sitges’de tanışmıştım (katılmak istersen pride Şubat ayında oluyor, 2022’de tekrar düzenlenmesi planlanıyormuş). Sitges’in havasını solumak için Mimoza’nın vlog’unu izlemeni tavsiye ederim; linkini bıraktım.
Bugün benim sana bahsetmek istediğim yer ise Sitges’deki Museu de Maricel. 1969'da Barselona Eyalet Kurumu koleksiyonları sergilemek amacı ile tanınmış bir jinekolog ve hevesli koleksiyoncu olan Doctor Jesús Pérez-Rosales'e ait Maricel de Mar binasını satın almış. Bir yıl sonra da Museu de Maricel açılmış.

Farklı kökenlere sahip 3 000'den fazla parçadan oluşan koleksiyon, Romanesk duvar resimleri (12. yüzyıla ait Santa Maria de Cap d'Aran'dan Christ Pantocrator gibi), ahşap üzerine Gotik resim örnekleri (bunlardan ikisi Sant Pere de Cubells'in sunağı), Rönesans oymaları ve sunakları, Josep Llimona (Tehdit), Enric Clarasó Ağlayan Çocuk başkanı, Joan Rebull (Dinlenme, Şafak ve Çingene Çocuk), Josep Clarà, Josep Cañas ve Pablo'nun Modernista ve Noucentista heykelleri Gargallo (Orakçı), Josep M. Sert'in Birinci Dünya Savaşı üzerine yaptığı altı alegorik duvar resmi, çok sayıda resim ve mobilya, değerli metal, seramik ve porselen eşyası Museu de Maricel’de sergileniyor (of en uzun cümleyi yazdım!).

İçerideki koleksiyona ek, burayı yazmak isteme sebebim inanılmaz güzellikteki terası. Hem panaromik şahane bir manzaraya sahip, hem de güney İspanya ve Afrika esintileri ile rengarenk seramiklerle donatılmış olan terasının sadece fotoğraflarına bakmak bile insanı hayallere sürüklüyor. Mavi, yeşil ve sarının hakim olduğu seramikler, küpürler, çeşmeler ile dekore edilmiş bu terası daha önce nasıl görmediğime şaşırmıştım. İnternetten araştırınca, bu bölümün 2018 yılında renove edildiğini ve ziyarete yeni açıldığını farkettim. Şu an sadece Pazar günleri rehberli tur ile gezilebiliyormuş. Listeme kaydettim!

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Peri bacalarının kardeşleri, Barselona’da Afrika esintileri, herkese göre olmayan bir Berlin cafe’si ve fazlası
22 Ağu 2021

YAZARLAR

Good City Guides
Hayalperest gezginleri, oturdukları yerden seyahate çıkartacak hikayeler.
İLGİLİ OKUMALAR


