Müzik sektörü ne kadar sürdürülebilir?

Müzik sektöründeki yeşil uygulamaların sayısı her geçen gün artıyor.
Müzik sektörü ne kadar sürdürülebilir?

Hayatı sadece bugün için değil, yarınlar için de yaşamak gerekiyor. Bunun için de çevremize vereceğimiz hasarı azaltmalı ve bu hasarların farkında olmalıyız. Bu konuyla ilgili çok ilginç bulduğum bir araştırma var: Dünya nüfusunun en zenginlerinin yüzde 10’u, küresel karbon salımının yüzde 50’sinden sorumlu. En düşük gelirli yüzde 50 ise yalnızca yüzde 10’undan sorumlu. Fakat bu konudaki sorumluluğun çoğunluğuna bakarak suçu başkasına atıp sorumluluktan kaçamayız. Ayrıca IPCC’ye göre, bu sorumluluklarımızı yerine getirip önlem almaya çalışmak için yalnızca 2030’a kadar vaktimiz var. Yani yarınları kurtarmak için yarına kadar vaktimiz yok, derhâl harekete geçmemiz gerekiyor.

Bu işin bir de müzik tarafı var elbette. Dünya turları, binlerce kişinin katıldığı müzik festivalleri ve konserler, sanatçıların eşliğinde seyahat eden kamyonlar dolusu ekipman, organizasyon alanlarında terk edilen tonlarca atık… Sadece bunlara bakıldığında bile müzik endüstrisinin ciddi bir olumsuz çevresel etkisinin olduğunu dile getirebiliriz. Tabii, birçok şirket ve sanatçı bütün insanlığı ilgilendiren bu sürdürülebilirlik sorununun farkındalığı için birçok proje yürütüyor veya yürütmeye çalışıyor. Bu projelerden bazıları şu şekilde:

Elektronik grup Massive Attack, müzik endüstrisinin iklim değişikliği üzerine etkileriyle ilgili bir kısa film yayımladı. Filmde, büyük turne programlarının çevreye verdiği zarar ve sektörü karbonsuzlaştırmanın yolları araştırılıyor. Kısa filmi izlemek için buraya tıklayabilirsiniz. Bir plak şirketi olan Dirty Hit 2019 yılında; yalnızca doğada çözünen ambalaj kullanmak, tek kullanımlık plastikten vazgeçmek, karton CD kapları tercih etmek ve ofisteki elektrik ihtiyacını yenilenebilir yollarla sağlamak gibi öncü niteliğinde olan bir dizi uygulamayla gündeme gelmişti. Aynı yıl müziğini Dirty Hit etiketiyle yayımlayan The 1975, geleneksel olarak her albümlerinin açılışını yaptıkları “The 1975” isimli şarkılarının Notes on a Conditional Form’da yer alacak versiyonundan elde edilen geliri, kitlesel yok oluşu durdurmak ve toplumsal çöküş riskini en aza indirmek için, uluslararası Extinction Rebellion (Yokoluş İsyanı) hareketine yönlendirmişti. Ve yine 2019 yazında Arcade Fire, Billie Eilish, Massive Attack gibi 3 bine yakın imzacıyla birlikte, iklim aciliyetine hükümet tarafından müdahale çağrısında bulunan Music Declares Emergency lansmanının ardından, AIM (Association of Independent Music) de sektörün karbon ayak izini azaltmaya yönelik çalışacak bir İklim Eylem Grubu kurmuştu.

Bu tarz projelerin bizim ülkemizde de artmasını ve dünyamıza elle tutulur bir pozitif etki bırakmasını umut ediyorum. Küresel olarak ekolojik kriz ve iklim acil durumuna karşı alınan ilk ciddi önlem, 2015’te 200’e yakın ülke temsilcisi ile birlikte imzalanan Paris İklim Antlaşması idi. Ne yazık ki bu antlaşmaya taraf olmayan birkaç ülkeden birisi de Türkiye. Umarım ki bu tarz projelerin sayısı bizim ülkemizde de artar ve dünyamıza elle tutulur bir pozitif etki bırakabiliriz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

NEREDE YAYIMLANDI?

BÜLTEN SAYISI

Sevgili yeryüzüne sevgilerle🌎

Müzik ve sürdürülebilirlik, yeşil festivaller, çevresel kaygıların müziğe verdiği ilham...

03 Eyl 2021

Rolling Stone

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR