Müziksiz bir ülke istemiyoruz

Müziksiz bir ülke istemiyoruz

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “Kusura bakmasınlar, gece kimsenin kimseyi rahatsız etmeye hakkı yoktur” diyerek 1 Temmuz’un ardından da gece 12’den sonra müzik kısıtlamasının süreceğini açıkladı. Derdimizi baştan ifade edelim: Bu yasağı bireysel özgürlüklerimize yönelik bir baskı olarak değerlendiriyor ve anlamsız buluyoruz. Özellikle sanatçıların yaşadığı ekonomik zorluklar ortadayken böyle bir tavır yerine kapsayıcı ve destekleyici bir yol izlenmesini talep ediyoruz. Türkiye’de müzik sussun istemiyoruz.

Gürültü kirliliği kuralları

1983 tarihli Çevre Kanunu'nun 14'üncü maddesinde "Kişilerin huzurunu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde yönetmelikte belirlenen standartlar üzerinde gürültü çıkarılması yasaktır. Gürültünün asgariye indirilmesi için gerekli önlemler alınır." ifadelerine yer veriliyor.

2010 tarihli Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği de çevresel gürültü sınır değerlerini belirlemeyi, gürültü kirliliğine karşı yasaklar ve saat sınırlamaları getirmeyi amaçlıyor. Yönetmelik çevre ve orman müdürlüklerinin yanı sıra belediyelere de görev tanımlıyor.

Kurallara göre müzik çalan bir işletme açabilmek için izin almak gerekiyor. İşletmeler düzenli olarak denetleniyor. Bir yıl içinde üç kere denetimi geçemeyen açık hava işletmeler ses yalıtımı artacak şekilde kapalı hâle getiriliyor. Ayrıca 2015’te yapılan bir değişiklikle “Hassas kullanımların bulunduğu alanlarda faaliyet gösteren açık ve yarı açık eğlence yerlerinde” gece saat 12’den sonra canlı müzik yayını yapmak yasaklanıyor. Kurallara uymayan ve gürültü kirliliğine sebep olan işletmelere 2021 yılı itibarıyla 48 bin 275 lira para cezası kesildiği biliniyor.

Merkezî hükümetin düzenlediği ve yerel yönetimlere de sorumluluk tanımladığı kurallara rağmen bir bölgede gürültü kirliliğinden şikâyetçi olan bölge sakinleri haklarını arayabiliyor. Yasağı savunan bazı yorumlarda istisnai örneklerden bahsediliyor. Düzenlemelere rağmen yaşanan gürültü kirliliğinin önüne geçilemeyen örneklerde problemin kuralsızlık değil kural tanımazlık olduğunu anlamak gerekiyor.

Yaşam tarzı baskısı ve demokrasi

Genel bir müzik kısıtlamasını savunmak milyonlarca vatandaşın yaşam tarzına, temelde insan hak ve özgürlüklerine yönelik ağır bir baskı niteliği taşıyor.

Bugün 20’li yaşlarındaki vatandaşlar, gençliklerini 30’lu yaşlardakilere göre daha kurak bir kültür sanat atmosferinde geçiriyor. Alkol firmalarına yönelik sponsorluk ve reklam yasağı, Türkiye’nin pek çok uluslararası etkinlikten mahrum kalmasına, konserlerin sınırlanmasına yol açıyor. Üniversitelerdeki alkol yasağı festival kültürünün zarar görmesine sebep oluyor. Meydan ve park gibi kamusal alanlara yönelik tehditler de toplumsal yaşamın geleceğine dair soru işaretleri doğuruyor. Ayrıca ekonomik şartlar da Türkiye’deki gençlerin dünyadaki kültür sanattan geri kalmasına yol açıyor.

Türkiye’de son dönemde meydana gelen gelişmeler; toplumsal cinsiyet eşitliğinde geriye doğru atılan adımlar, yitirilen akademik özerklik, toplantı ve gösteri hakkına getirilen sınırlamalar, medyanın durumu, kamu görevlilerinin laiklik karşıtı açıklamaları, eğlence mekânlarının normalleşme adımlarının dışında bırakılması, alkol ürünlerine durmaksızın getirilen zamlar (örneğin bir şişe rakının 17 yılda %1212 zamlanmış olması) ve satış yasakları yaşam tarzına yönelik baskı hissinin derinleşmesini ve yayılmasını da beraberinde getiriyor.

Kamu sağlığı gerekçesiyle alınan kısıtlama kararlarının bazılarının kalıcı pratiklere dönüşme ihtimali endişe yaratıyor. Bugün 10’lu yaşlardaki çocukların gençlik dönemlerini ne kadar özgürlük ve refah içinde geçirecekleri sorusu ortak kaygımıza dönüşüyor.

Geçmişteki başka haksız mağduriyetlere yönelik bir rövanş hırsı, gözümüzde bugünkü yönetim pratiklerini ve yaşam tarzı baskılarını anlaşılabilir kılmıyor. Seçim sisteminin %50+1’i dayatması sebebiyle kimlik politikalarına ağırlık vererek bloklar arası oy geçişkenliğini azaltma çabası da öyle.

“Çalışan bir demokrasi için çalışan bir medyanın olması gerektiğine” yönelik inancımız bize bunları söylemenin sorumluluğumuz olduğunu düşündürüyor. Yaşam tarzını tehdit altında hisseden, geleceğinden endişe eden, kutuplaşmaktan yorulan insanların duygularının tamir edilmesi gerekiyor. Bunun için evrensel demokratik standartların uygulanmasını umuyoruz.

"Gözünü Yumma"

Tüm bunların yanı sıra, henüz bu ayın başında “Gözünü Yumma” kampanyasıyla seslerini duyurmaya çalışan sanatçılar büyük bir ekonomik krizle boğuşuyor. Pandemi başından bu yana 103 müzisyenin ekonomik koşullar sebebiyle intihar ettiği biliniyor. “Yok sayılıyoruz” diyen sanatçılar ve sektör çalışanları ekonomik desteklerin hayatlarını devam ettirmeye yetmediğini ve kısıtlamaların da para kazanmalarına engel olduğunu ifade ediyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 250 milyon liraya yakın destek paketi, müzik sektörüne 450 milyon avroluk destek sağlayan Almanya gibi ülkelerin çok gerisinde kalıyor. Üstelik “gelir vergisi mükellefi olma koşulunu" karşılayamayan binlerce müzisyen tek seferlik 3 bin lira nakit yardımı gibi desteklere dahi erişemiyor.

Sanatçılar ve sektör çalışanları bizi hayata bağlayan, güzel anlarımızı daha güzel kılan; aşklarımızı, üzüntülerimizi, mutluluklarımızı anlamlandıran insanlar. Bugün ilk defa kendileri için bir şey istedikleri anda onları politik tartışmaların kurbanına dönüştürmektense elimizi uzatmamız gerekiyor. Bugüne dek hayatımızı daha yaşanır kılan insanlara bu zor günlerinde yaşanabilir hayatlar sağlanmasını, gece yarısından sonra müzik yasağı uygulanmamasını talep ediyoruz. Müziksiz bir ülke istemiyoruz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Müziksiz ülke istemiyoruz, LGBTİ+ Onur Yürüyüşü, Kanada'da toplu mezarlar

Bu sayıda kademeli normalleşmeye rağmen süreceği açıklanan gece yarısından sonra müzik yasağına, İstanbul'daki LGBTİ+ Onur Yürüyüşü'nde yaşananlara ve Kanada'da bulunan yerlilere ait toplu mezarlara odaklanıyoruz.

01 Tem 2021

Balabolka

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak