Nasıl bir gençlik ekonomisi?

Alphan Telek, Nesrin Nas ve Neslihan Çevik gençlik ekonomisi konusunu tartıştı.
Nasıl bir gençlik ekonomisi?

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Pazar günü Arayüz Kampanyası’nın düzenlediği Gençlik Zirvesi’nin iki oturumunu izledim. Gençlerin siyasete katılımını ve siyasetteki etkisini artırmayı, sorunlarını görünür kılmayı amaçlayan Arayüz Kampanyası’nın faaliyetlerini takip etmenizi öneririm.

İzlediğim ilk oturumda gazeteci Batu Boztürk’ün moderatörlüğünde siyaset bilimci Alphan Telek, Anavatan Partisi eski Genel Başkanı iktisatçı Nesrin Nas ve Demokrat Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Neslihan Çevik "gençlik ekonomisi" konusunu konuştu.

"Güvencesizlik sarmalı"

Alphan Telek, ekonomik koşullar nedeniyle Interrail biletiyle Avrupa’yı gezebilen ülke gençliğinin 10 yıl içinde yaşadığı kentte semtten semte gidemez hâle geldiği tespitini yaparak başladı. Ülkeyi ülke yapan şeylerden birinin ortak gelecek algısı olduğunu söyleyen Telek, geleceğe güvenin kaybolduğunu, hayallerin yitirildiğini dile getirdi. "Güvencesizlik sarmalı" kavramının altını çizen Telek, gençlerin güvencesizlik sorunuyla 65 yaş üstü vatandaşların problemlerinin ortaklaştığını, sosyal ve ekonomik "kasırganın" siyasallaşması gerektiğini savundu.

Telek "güvencesizlik sarmalı" kavramını "açlık krizinin kapıda olduğu" Türkiye’de başta gençler, kimsenin patronuna karşı pazarlık kozuna sahip olmaması olarak açıkladı. İşten çıkarılan bir restoran müdürünün birikimleriyle kendine yeni iş olanakları yaratabildiği, ancak bireysel güvencesi olmayan ve işini kaybeden bir bulaşıkçının işten çıkarılma haberini alınca bayıldığı bir anektodu anlattı. Bireysel güvenceye sahip olanla olmayanın eşitlenmesi mümkün olmasa da bir denge kurulması gerektiğini ifade etti.

Gençlerin siyasal temsilcilere ihtiyacı olduğunu dile getiren Telek, bunun sadece TBMM’ye genç milletvekili sokmak anlamına gelmediğini, gençlerin esas karar alıcı mekanizmaların içinde yer alması gerektiğini söyledi. Bu endişelerin altılı masaya yansıtılmasının öneminin altını çizdi.

Telek ayrıca "İnşaatla büyüyen iktidar döneminde barınma krizi yaşanmasının" nedeninin "kaynakların zenginlerin ve belirli bir zümrenin elinde toplanmasıyla oluşan rant ekonomisi" olduğunu ifade etti. Muhafazakâr bir iktidar döneminde halkta kısa yoldan para kazanma arayışının ve kumar alışkanlığının zirve yaptığını hatırlatan Telek, bunu da çalışarak ev ya da araba almanın imkânsız hâle gelmesiyle açıkladı.

Telek, güvencesizlik sarmalındaki “prekaryaların” ortak problemleri fark ederek örgütlenmesinin ve servet dağılımı, vergi politikası gibi konuları ele alan sosyal ve ekonomik bir program inşa edilmesinin gerekliliğinin altını çizdi.

"Enflasyon servet transferi aracı"

Nesrin Nas, ülkede açlık ve yoksulluk sınırlarının ulaştığı seviyenin büyük problem teşkil ettiğini söyleyerek söze başladı. "Azalan verimler kanunu" etkisine karşı beyin gücü gerektiğini ancak bunun için de ifade özgürlüğünün tesisinin şart olduğunu dile getirdi, 550 binden fazla gencin ülkeyi terk ettiğini hatırlattı. En radikal değişimleri gençlerin sırtlayacağını, “çoraklaşmadan ölüm aşamasına geçen” Türkiye’de özgürlük ortamı kurulması gerektiğini ancak henüz gençlerin üniversite yönetimlerine dahi seslerini duyuramıyor olmasının “çok kötü” olduğunu söyledi.

"Enflasyonun servet transferi aracı olarak kullanan hükümetin en büyük bedeli gençlere ödettiğini" söyleyen Nas, kendi kuşağının bugünün gençlerine bir özür borcu olduğunu ifade etti. Sadece kur korumalı mevduat hesabı politikasının bile gençlerin gelecekteki bütçesinden 71 milyar dolar harcamak anlamına geldiğini ifade eden Nas, “gençlerin geleceklerini örgütleyebilecekleri ortamın altyapısının kurulması gerektiğini" aktardı. Nas ayrıca barınma krizini hatırlatarak TOKİ’nin lüks konut yapmak yerine dar gelirliler için sosyal konut yapması gerektiğini, kira fiyatlarının düşmesinin ya da “silah zoruyla (tavan fiyat uygulaması)” indirilmesinin mümkün olmadığını savundu.

"Devalüasyon genç girişimcilerin önünde engel"

Neslihan Çevik, son yıllarda girişimcilik konusunda devletin de bilgisinin artmasına rağmen yabancı yatırımda 10 yılda %65 düşüş görüldüğünü ifade ederek konuşmasına başladı. Çevik, Türk lirasındaki devalüasyonun Türkiye’deki girişimlerin ve gençlerin dünyayla rekabet etmesini ve global pazara açılacak işler yapmasını engellediğini, ölçeklenme problemleri yaşandığını dile getirdi. Devletin bilgisi artsa da kamu kurumlarının girişimciliğe bakışının çok bürokratik kaldığını, ticarileşmeyi bilmeyen kurumların girişimcilere teşvik vermek için patentlenecek ürün ya da akademik yayın gibi beklentileri olduğunu söyledi. Çevik, Türkiye’de kalifiye çalışan bulmanın da giderek zorlaştığını, “kleptokratik” siyasal iklimin ve yüksek yolsuzluk algısının girişimciliğin önünü kapattığını ekledi.

Türkiye’nin içinde bulunduğu anı “aktif zarar dönemi” olarak tanımlayan Çevik, kurumların bağımsızlığını ve kuvvetler ayrılığını sağlayacak hem iç hem dış politikada normalleşme getirecek bir siyasal değişim ile kısa vadede rahatlama sağlanacağını da öne sürdü. Çevik ayrıca “Cumhurbaşkanlığı seçiminin muhalefet adayı tarafından kazanıldığı, TBMM çoğunluğunun ise Cumhur İttifakı’nda kaldığı bir senaryoda neyle karşılaşılacağı” sorusuna “bu durumda Cumhur İttifakı’nda ve AK Parti’de çözülmeler görüleceğini beklediği” yanıtını verdi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

SpektrumSpektrum

BÜLTEN SAYISI

Gençlik ekonomisi ve politikaları, oy geçişleri

Arayüz Kampanyası'nın düzenlediği Gençlik Zirvesi'nden gençlik ekonomisi ve gençlik politikası konulu notlar, son siyasi araştırmalar ve raporlar

08 Haz 2022

Gazete Duvar

YAZARLAR

Bartu Özden

Politics editor @ Aposto

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak