NATO hazırlıkları: Ankara’ya abiler gelmiş, başkentte bir bayram havası

Ankara’dan bir NATO Zirvesi geçti, geçiyor. En çok akılda kalan da galiba normal zamanlarda kavganın dövüşün, kirin pasın eksik olmadığı bir evin misafir gelecek diye çehresinin değişmesi oldu. Bütün vaktini oturma odasında geçiren ev ahalisinin beyaz örtülerle üzeri kapatılmış salon takımını görme şaşkınlığı… Ve o salona alınmayıp odaya kapatılan çocuklara yapılanların haksızlığı…
NATO hazırlıkları: Ankara’ya abiler gelmiş, başkentte bir bayram havası

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

Ne zamandır kahverengi gördüğümüz havuzlarda su berrak; kuğular bile daha beyaz, daha siyah. Ankara ne zamandır bugünlere hazırlanıyordu. Kılık kıyafetini yıkamış, gömleğini ütülemiş, nadiren kullandığı kokularını sürünmüş… Ama bir olmamışlık, bir eksiklik, bir ne yapsa olmayacak hâlleri de seziliyordu hazırlanırken.

Tozun halının altına süpürülmesi, toz içindeki ellerin öyle bir sudan geçirilmesi, yastığın diğer yüzünün çevrilmesi gibi…

Günler öncesinden hazırlık

Aslında NATO Zirvesi hazırlıklarına yaklaşık bir ay önce başlandı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bu hazırlık sürecine yönelik şaşkınlığını, “İlk defa bu kadar koordinasyon içinde çalıştık” diye açıkladı. Gerçekten de yasaklar üzerine kurulu bir koordinasyon vardı.

Âdettendir, dünyanın her yerinde bu tip büyük buluşmaların bir de protesto ayağı olur. BM zirvelerinde, NATO zirvelerinde aynı zamanda kentte yapılan protesto gösterilerine de tanıklık edersiniz. Bunlar da öyle süt liman geçmez her zaman. Aman da “Batı ülkeleri ne kadar da medeni, ne kadar da demokratik” falan demeye gerek yok. Orada da sert müdahaleler, saldırılar, çatışmalar görüyorsunuz. 

Ancak Ankara’nın buna bile tahammülü olmadığını zirveye kısa bir süre kala anladık. Anlaşılan, yapılan koordinasyon ve hazırlık toplantılarının bir ayağını da bu konu oluşturuyordu ve günler öncesinden hazırlık yapıldı. Buna sonra yeniden geleceğiz… 

Birazı asfalt, birazı paravan

Dedik ya aslında hazırlıklar bir ay önce başladı. Yavaş yavaş kentin sık kullanılan caddelerinde asfalt çalışmaları yapıldığını görmeye başladık. Ardından çizgiler yenilendi. Başkentin kaliteli asfalta, sarı, belirgin trafik çizgilerine ihtiyacı yokmuş gibi nedense NATO Zirvesi beklenmişti.

Ardından geçiş güzergahları hesaplandı tek tek, buralarda nasıl önlemler alınacağı karara bağlandı. En trajik hazırlıklar da bu aşamada yapıldı. Yıllar önce eski Ankara Büyükşehir Belediyesi yönetimi Esenboğa Havalimanı’ndan merkeze gelen yollardaki binaların ön cephelerini yenilemiş ve tek tip hâle getirmişti. Komikti… 

  • Arabayla yanaşırken sıva çatlağı dolu, boyaları dökülmüş yan duvarı görüyor, önünden geçerken aynı binanın yepyeni ön cephesi ile karşılaşıyordunuz. Tamamına parası yetmemiş ve olduğu kadarını yaptırmış bir estetik meraklısı…

Şimdi, sene 2026 olmuşken o günkünden bile komik bir hazırlık yapıldı. Gecekondular, yarım kalmış kentleşme, göstermek istemediklerimiz gizlensin diye havaalanı yoluna panolar, paravanlar konuldu. 

Örtülü yasaklar: Serbest ama çıkmazsan iyi olur

Ardından saldırı olasılıkları hesaplandı. Bu kadar lideri ağırlamak elbette kolay değil. Her birinin güvenlik ekiplerinin talep ettiği ayrı önlemler de var. Bu nedenle bazı yolların yaya trafiğine bile kapatılması, bazılarına araç alınmaması, bazılarının yakınlarında park hâlinde bile araç bulundurulmaması önlemleri tercih edildi. Tek tek sokaklar, caddeler gözden geçirildi.

ABD Başkanı Trump başta olmak üzere liderlerin kalacakları oteller çok önceden belirlendi. Bu otellerin zirve boyunca tamamen boşaltılmasına yönelik ilgili ülkeler önlem aldı. Bu otellerde Türk güvenlik güçleri de ayrıca çalışma yaptı. 

AVM otoparklarında, açık otoparklarda, apartman önlerinde, hatta tamircilerin önlerinde “sıcak-kırmızı bölge” olarak tarif edilen yerlere yakınsa araç bulundurulmaması önlemi de çok baştan alındı ve tebliğ süreci başlatıldı.

Yine bu bölgedeki dükkanlar, ofisler tek tek gezilerek karakollara personel bildirimleri yapılması istendi. 

Zirve yaklaştıkça bu önlemlerin nereye kadar uzayacağı da belirginleşti. Kırmızı bölgelerde demir bariyerler günler öncesinden cadde ve sokaklara getirildi ve geçen hafta sonu bunların yerleştirilmesine başlandı. Örneğin çok sayıda büyükelçilik ve otelin bulunduğu Tunalı Hilmi, Kavaklıdere bölgesinde hemen hemen bütün cadde ve sokaklara bariyerler döşendi. 

Plastik kelepçeyle birbirine bağlanan bariyerlerin arkasından kaldırımda yürümek serbest. Ama bazı sokaklara girmeniz bütünüyle yasak. Gideceğiniz yere gidebilmek için o bariyer hattı boyunca yürümek, kontrollü olarak açık bırakılan kısmı bulmak, yolun karşısına buradan geçmek ve bu kez karşı kaldırımdaki bariyerin arkasından yürümek zorundasınız. Ama bazı yerlerde geçiş bütünüyle yasak olduğundan arzuladığınız noktaya gitmeniz de her zaman mümkün değil. Bütün hedef, konvoyların geçişi sırasında tek bir sivilin bile yolda kontrolsüz bulunmaması… Yolun bütünüyle açık olması ve otellerin civarında kuş uçurtulmaması…

Gözaltı dalgası

Bu hazırlıklar biter bitmez Ankara başta olmak üzere birçok kentte operasyon başlatıldı. Anlaşılıyor ki bir biçimde eylem yapma ihtimali bulunanların listeleri çıkartıldı. Zira bu kadar birbirine benzemeyen, herhangi bir örgütlülük içinde bulunmayan kesimlerin aynı anda gözaltına alınmaları, tutuklanmaları normal değildi. Herkes de bunu görüyordu ama dönem eleştirileri dinleme dönemi değildi. Zirve bitince bunlar konuşulurdu! Ya da belki konuşulurdu! Ne de olsa o çizgi aşılalı da çok oldu.

Gözaltılar farklı kentlerde zirve başlayana kadar devam etti. Zirve başlamadan önce ya da zirve sırasında protesto gösterisi yapmak isteyenlere karşı tutum da çok sertti. Bir basın açıklamasına bile müsaade edilmedi. Buna rağmen eylem yapmak isteyenler darp edilerek gözaltına alındı. 

Bayram havası

Ankara, pandemi dönemindeki sokağa çıkma yasaklarından sonra belki de caddelerin, sokakların en tenha olduğu günleri yaşadı. Kırmızı bölgedeki dükkanlar, AVM’ler kepenk kapattı, pavyonlar “Ülkemize destek için iki gün kapalıyız” levhaları astı. 

Bariyerlerle çevrilen Kuğulupark’taki havuz temizlendi, metronun çalışmayan yürüyen merdivenleri çalışır hâle getirildi, otobüs ve taksi şoförlerinin en temiz ve şık kıyafetlerini giymeleri kararlaştırıldı. Taksicilere temel düzeyde İngilizce eğitimi bile verildi. Kamu personeli zaten izinli sayılmıştı ama kırmızı bölgedeki işyerleri de evden çalışma düzenine geçmek zorunda kaldı. 

Başta Trump olmak üzere liderler geldikçe coşku arttı. Kent merkezinde yeleleri süslenmiş, görkemli atlara binmiş polisler olağan hâllermiş gibi gezinmeye başladı, caddeler liderlere terk edildi.

Bir bayram havası vardı ama bayramı kimin kutladığı belli değildi. Öyle bayram için giyinip süslenmiş ama evde bırakılmış gibi bir hâl. 

Şunu da eklemek gerekir. Zirve, özellikle “muhalif” olarak kodlanan gazetecilere akreditasyon verilmemesi ile de gündeme geldi. Bu engeli aşan gazeteciler ise en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş bir basın merkezi ve çalışma düzeni ile karşılaştı. Muhalif sayılan soruları sormak da yabancı gazetecilere de düştü.

Ankara’dan bir NATO Zirvesi geçti, geçiyor. En çok akılda kalan da galiba normal zamanlarda kavganın dövüşün, kirin pasın eksik olmadığı bir evin misafir gelecek diye çehresinin değişmesi oldu. Bütün vaktini oturma odasında geçiren ev ahalisinin beyaz örtülerle üzeri kapatılmış salon takımını görme şaşkınlığı… Ve o salona alınmayıp odaya kapatılan çocuklara yapılanların haksızlığı…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Spektrum

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

YAZARLAR

Gökçer Tahincioğlu

Gazeteci ve yazar. 1997-2018 yılları arasında Milliyet Gazetesi’nde muhabir, haber müdürü ve köşe yazarı olarak çalışan Tahincioğlu, 2019’dan beri T24 internet sitesinde Ankara Temsilcisi ve yazarlık görevlerini üstleniyor.

Spektrum

Her perşembe yerel ve ulusal politikadan en kritik meseleleri ele alarak derinlemesine inceliyor, bağımsız bir tutumla alanında uzman akademisyenlere mikrofon uzatıyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

SpektrumSpektrum

HİKAYE

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?

Bir tarafta çocuğunu kaybetmiş aileler, suç makinesine çevrilmiş çocuklar, çocukları bünyesine alan çeteler; diğer tarafta cezaların ağırlaştırılmasının çok daha fazla çocuğun suça karışmasına yol açacağını, sorunları çözmeyeceğini dile getiren uzmanlar. Tüm bu tartışmaların ortasında iktidar, çocuklara verilecek cezaların artırılmasını içeren bir yasa teklifini TBMM’ye sundu. Peki bunun sonuçları ne olabilir?

Başka bir kader yoksa: Çocuklara verilecek cezaların artırılmasının sonuçları ne olabilir?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak

19 Mart sonrasında Türkiye’de kurulan yeni siyasal düzen, muhalefeti bütünüyle susturmayı hedeflemiyor. Onu ahlaki bakımdan iktidardan farksız, örgütsel olarak parçalanabilir, yerel aktörleri iktidarın saflarına çekilebilir ve seçim kazansa bile iktidara gelemeyecek bir yapı olarak yeniden tanımlamaya çalışıyor.

16 Tem 2026

Zalim iyimserlik: İktidar, muhalefet ve topluma Anadolu’dan bakmak
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?

Kamuoyunda yardım ve bağış kampanyalarıyla adından çokça söz ettiren Ahbap Derneği ve kurucusu Haluk Levent’in deprem bağışlarının kullanımı, şaibeli para transferleri ve usulsüz mali işlemleri hakkında soruşturma başlatılması şu soruyu gündeme getirdi: Türkiye’de dernek ve vakıfları kim denetliyor? Prof. Dr. Murat Batı’ya göre güçlü bir mali denetim yok, ne görev verilen mülki amirler ne de Vergi Denetim Kurulu bu kurumları denetleyebiliyor.

Pelin Cengiz

·

15 Tem 2026

Ahbap Derneği olayı: Türkiye’de dernek ve vakıflar nasıl denetleniyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?

Komedyen Deniz Göktaş'ın Çorlu Karatepe Yüksek Güvenlikli Cezaevi'ne gönderilmesiyle yeniden gündeme gelen "kuyu tipi" cezaevlerine ilişkin İstanbul Barosu raporu, tutukluların maruz kaldığını belirttiği ağır tecrit koşulları ile havalandırma, sağlık hizmetleri ve temel haklara erişimde yaşanan sorunlara dikkat çekiyor.

Melisa Gülbaş

·

13 Tem 2026

İstanbul Barosu raporu: Kuyu tipi cezaevlerinde neler yaşanıyor?
SpektrumSpektrum

HİKAYE

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak

Ankara'daki NATO zirvesinde İzlanda Başbakanı Kristrún Frostadóttir'in Külliye önündeki şaşkın bakışlarının görüntüleri, sosyal medyada hızla yayıldı. Kısa süre içinde Frostadóttir'in Instagram hesabına on binlerce Türk kullanıcı ulaştı. Öte yandan İzlanda'nın onu başbakan yapmasını sağlayan, bir anlık görüntü değil uzun yıllara yayılan bir güven inşasıydı.

Uraz Kaspar

·

12 Tem 2026

Bir bakışın arkası: İzlanda'nın 'ekonomist' başbakanı Kristrún Frostadóttir'i anlamak