NFT rüyası: tahakkümsüz ve anksiyetesiz bir hayata yolculuk planı

Görsel: The Nine-Tenths, Burka Bayram
“Bir süredir” geleceğim üzerine düşünüyorum desem yalan olacak. Kendi varlığımla tanıştığımdan beri gelecek odaklı yaşıyormuşum gibi hissediyorum — sanki içinde bulunduğumuz kültür bugünle bağımın kalmasını istemiyor ve sürekli olarak olacağım şeyin peşinde, “devlete hayırlı,” devamlı üretmesi gereken bir makineyim. Büyüdüğüm dönemdeki normatif algıların bugünlerde nasıl değiştiğini gözlemleyebiliyorum.
Bilgisayar oyunlarıyla kendini kaybetmek isteyen neslimizin önüne getirilen “Büyüyünce de bunu mu yapacaksın?”la başlayan nasihatlerin, bilgisayar saati kısıtlarının, “Bu çocuklar da sürekli ekran başında” lafları üzerine gelen telefon ve mesajlaşma yasaklarının yerini e-oyun piyasası ve benim internet-native varoluşumla başlattığım kariyerim aldı.
Hâlâ izlenme alarak para kazanamadım; daha bir uygulama veya ürün geliştirmişliğim ve bir girişime kurucu olmuşluğum yok. Benzer şekilde her şey çok hızlı akarken “Bir şeylerin gerisinde mi kalıyorum?” korkusu yaşamadan geçen günüm de yok; “Bugün bir şey üretmedim,” hissiyle gelen burnout’larım baki — bizim jenerasyonda “plaza dili”nin yerini bu terimler aldı diyebilirim sanki. Peki bu ucundan dâhil olduğum Z jenerasyonu neler yapıyor? “Kırılgan kar tanesi” yaftalarıyla çerçeve çizilen kısmi yaşıtlarım günümüz ekonomik ikliminde neler hissediyor?

Görsel: Burka Bayram
Anksiyete. Benim deneyimlediğim şey bu — Lustral için kime teşekkür etmem gerekiyor? Pfizer, hem aşısı hem beynime serotonin ürettirişiyle kalbimin çeyrek sahibi. Geç kapitalizmin insanlarından biri, siyasal İslam’ın tam ortasında kalmış bir 20’lik olarak anksiyeteyle dolu hissediyorum. Dolar kurunu hatırlatmama gerek var mı? Sanmıyorum. Şimdi burada “Kripto paraya hâlâ yatırım yapmamışlar ne yapacağız?” diye sormak istiyorum. Köşeyi dönmemişler, yeni çağın öznesi olanlar ama sınırlar dışına çıkmayı pratiğe tam olarak dökememişler? Biz ne yapacağız?
İklim aciliyetiyle kavrulan gezegenimizin, yanlışlıkla evrimleşmiş ve varoluşun ağır yükünü kaldıramamış bir insanı ve çarkların bir parçası olarak sistemi değiştirmeye çalışıyorum. Bu esnada tam zamanlı işler yapma durumunun en sağlıklı yöntemini keşfetme yolculuğumda büyüme hikâyemin tam ortasındayım. İstediği konular hakkında yazıp-çizerek para kazanabilen kısmi azınlığın içinde olmak bazen yetmiyor. Çalışma deneyimlerimi sürekli gözden geçirme sorumluluğunu üzerimde hissediyor ve son dönemde Twitter’da çok karşılaştığım patron-çalışan ikiliği üzerine düşünmeden duramıyorum.
Ben tahakküme katlanamıyorum. Bu nereden gelirse gelsin hoşuma gitmiyor. Bir arkadaş, partner, iş arkadaşı, aile ferdi, sokaktan geçen amca, omzumun üstüne konan bir toz tanesi — fark etmez, hoşlanmıyorum. Eh, ne yapacağım peki? “Eti senin, kemiği benim,” kültüründe maaşımı verip sahibim olduğunu sanan insanlarla çalışmayacağım. Ya seçme şansım yoksa? Liberal ekonomi olduğu iddiasını önüme koyup duruyor. Ben elbette buna inanmıyorum. Neyse, işin özü basit: çabalayacağım. Çabalarken insan düşünmeden, çözümlerin peşine düşmeden edemiyor. Burada aklına NFT, e-ticaret, kripto para gibi hayatımıza görece yeni giren terimler gelmeyen var mı? Varsa ben onlardan biri değilim.

Görsel: Burka Bayram
İstediğim konular hakkında üretmeye geri döneyim. Bu mutluluğun bir kısmını birlikte üretmekten keyif aldığım insanlar oluşturuyor. Ben daha ilk teklimi çıkarmadım; herhangi bir işimi NFT olarak satışa sunmadım ve daha hangi kripto paraya yatırım yapmam gerektiğini çözemedim. O yüzden ürettiklerini sevdiğim; politik farkındalığına saygı duyduğum ve birkaç mecrada ortak işler çıkarabilmekten mutluluk duyduğum Burka’ya sordum: “Bir sanatçının gözünden NFT nedir?”
“Dijital sanatçılar, işlerini sadece sosyal medyada paylaşıp karın doyurmayan like’lar almak yerine işlerini NFT olarak bütün dünyayla paylaşıp aracısız bir şekilde emeklerinin karşılığını alabiliyorlar,” diyor bana. İlgimi çekiyor. Eşitsizlikleri sanki bu ortama odaklanarak daha da görünür kılabiliriz diye içimden geçirmeden edemiyorum. “NFT pazar yerleri, sanatçıya sonraki satışlardan hiçbir pay koklatmayan sanat simsarları, %50 kesinti yapan sanat galerileri ve katılım için çuvalla para isteyen elit sanat etkinlikleri gibi pek çok aracıyı ortadan kaldırdığı için NFT’yi bağımsız sanat dünyasının geleceği için görüyorum.” diye de ekliyor. Burası hakikaten de bir kurtuluş yolu, acaba ne yapsam da NFT olarak yüklesem fikri iyice aklıma kazınıyor. Eklemeden geçmemek gereken şey NFT’nin “çok geniş bir kavram” olduğu — “geleceğin teknolojisi, sanat şimdilik bu işin sadece vitrini, gelecekte özellikle bürokratik alanda çok daha kilit bir rol oynayacağını düşünüyorum.”
İnsan içinde bulunduğu koşulların, güvendiği bir ses tarafından dile getirilme güvenini yaşayınca bundan vazgeçemiyor sanırım. Burka’ya “Profesyonel hayatında neden NFT'ye yönelmeye karar verdin?” sorusunu yöneltmemin esas sebebi buydu. Bilmiyor değilim ama duymak istiyorum ve soruyorum: “Yaratıcı sektörlerdeki hangi koşullar seni bu karara itti?”
“Yaratıcı sektörde ben dâhil pek çok sanatçının/tasarımcının ajanslarda bitmek bilmeyen ücretsiz fazla mesailerle sömürüldüğüne fazlasıyla tanık oldum.” diyerek başlamasına şaşırmıyorum. Her yerde olduğu gibi sistem elbette bütün alanlara yayılmış durumda. “Malum,” diyor Burka da, “sanat dünyasında da başka bir sömürü söz konusu. Dolayısıyla NFT’nin bize özgürlüğümüzü verdiğini net olarak söyleyebilirim.”

Görsel: Burka Bayram
Biz her detayı düşünmek zorunda kalan bir jenerasyonuz diye düşünüyorum. Üstümüze sorumluluklar yıkıldı; baby boomer’lar saçma sapan düzenlerinin sonuçlarını bize yıktı ve şimdi detayları önemsediğimiz için fazla kırılganlıkla suçlanmak durumundayız. Bunu Burka’nın “Bana göre NFT, sanatçılar için baştan aşağı devrimci,” yorumundan ve “Konu NFT olunca karbon salımı bağlamında hangi kaygılara sahipsin?” sorusunu sormanın aklıma gelmesinden görebiliyorum. Cevap, görünürlük ve temsil bağlamlarında içimi rahatlatıyor ve buna hiç şaşırmıyorum: “Göz önünde olan büyük satışlar hep çevreye oldukça zararlı Ethereum ağında gerçekleştiği için insanların sanki başka bir alternatif ağ yokmuş gibi yanlış bir düşüncesi var. Oysa benim gibi on binlerce sanatçı, ilk ortaya çıktığı andan itibaren Tezos gibi çevreci ağlar üzerinden işlerini ‘clean NFT’ olarak yayınlıyorlar.”
Bu konuşmalardan anlayabiliyorum ki tercihler devrimci bir durumu iyice devrimci hâle getirebiliyor. Cevaplar sayesinde internetin derin köşelerinde gizlenen “Gives Me Hope (GMH)” sayfalarından birinde gibi hissediyorum — Burka ekliyor: “Tabii bazı sanatçılar konunun ekolojik boyutu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığı için veya çevreci tartışmalara kulaklarını kapadıkları için işlerini pek çok farklı ağ üzerinden yayınlayıp daha çok gelir elde etmeye çalışıyorlar. Dünyanın ekolojik olarak alarm verdiği şu günlerde ben bu yaklaşımı oldukça tehlikeli ve bencilce buluyorum. Ethereum gibi ağlar teknolojilerini güncelleyip söz verdikleri gibi karbon salınımlarını minimuma indirmediği sürece de kullanmayı kesinlikle düşünmüyorum.”
Gelecek galiba burada. İlk yetişkinlik dönemlerimi anksiyetenin pençelerine bırakmış olmak zorunda kalsam da gelecek galiba biziz, 20’likler. Oh be.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR




