Nurdağı, Gaziantep

Enkaz yalnızca sokakların arasında değil, insanların zihninde de yatıyor.
Nurdağı, Gaziantep

16 Nisan - Citroën
Citroën ile birlikte

Citroën C3 ELLE Türkiye’de Yeni Citroën C3 ELLE 77 yıldır modaya ve kültüre yön veren ELLE ile iş birliğini sürdüren Citroën, sınırlı sayıda üretilen yeni Citroën C3 ELLE ile hayata modern ve konforlu bir dokunuşta bulunuyor. İkonik moda dergisi ELLE ’in 21 Kasım 1945 tarihli ilk sayısından ilhâmla yaratılan Citroën C3 ELLE , B Segmenti’nin en verimli ve konforlu seçenekleri arasında yer alıyor. Neler var? ELLE logosunun renklerine selam veren, beyaz veya siyah olmak üzere iki tavan rengi; kum, kutup beyazı, çelik gri, platin gri veya parlak siyah gövde renkleriyle kombinlenebiliyor. Airbump® ekleri, ızgaradaki far ekleri ve tavan etiketinin çevresini kaplayan renkli vurgular, Citroën C3 ELLE ’in yeni renkleriyle uyum sağlıyor. İki renkli Advanced Comfort koltuklarda ana döşeme olarak açık Prusya grisi kumaş kullanılırken sırtlıkların üst kısımlarında koyu mavi-gri tonlarında rüzgâr grisi Alcantara kullanılıyor. Marka logosu baskılı dekoratif şerit, mavimsi saten vurgularla sırtlığın üst kısmını koltuğun geri kalanından ayırıyor. Dahası: Citroën C3 ’teki benzersiz ELLE dokunuşu, aracın içinde ve dışında yer alan “1945’ten beri ve sonsuza dek” imzasıyla taçlanıyor. Yeni Citroën C3 ELLE ile tanışmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

AHBAP'ın etkinliğinden bir gün sonra, 24 Nisan'da Gaziantep’e geldik. Şehirler arası yollarda herhangi bir sorun bulunmuyordu. Gaziantep şehir merkezinde Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerinde depremin izleri silinmiş durumdaydı. Günlük hayat devam ediyor, halk sokaklarda ve iş yerlerinde çalışmalarını sürdürüyordu. Kent merkezinde gündem “deprem” değil, “seçim”di.

Merkezin ardından Nurdağı’na geçtik. İlçeye girdiğimizde yıkılmış ve yangın izlerini taşıyan bir fabrika ile karşılaştık. Ara sokaklara girmeden önce ana cadde, büyük yıkımın etkisini hissettirdi. Nurdağı’nda 3 evden 2’si yok olmuştu ve hâlâ enkazları aynı yerlerde duruyordu. Sokaklarda yürürken ortaya saçılmış belgeler, binalardan alınmamış eşyalar gözümüze çarptı.

Nurdağı’nda yürürken karşılaştığımız bir depremzede, dükkanından birtakım eşyalarını almak için geldiğini; konteyner kentte yaşadığını anlattı. Eşyalarının büyük kısmının gasp edildiğini, aradığı hiçbir şeyi dükkanında bulamadığı belirten Mustafa, “Bakın içeri,” diyerek dükkanını gezdirdi. Kasap olan depremzede, “Depremin ilk günlerinde gasp o kadar yaygındı ki henüz ikinci günündeyken bu dükkandan 300 bin liralık etim çalındı” dedi. Konteyner kentte 800’lü sıralarda kaldığını anlatan Mustafa, özellikle ilk sıralarda kalan vatandaşların devletin dağıttığı her şeyden faydalandığını; ancak dağıtılan tüm yardımların kendilerine ulaşmadığını söyledi. Mustafa “Herkes ekmeğini, suyunu alıyor. Ben daha bir tane ekmek almış değilim. Ekmeğimi fırından alıyorum. Her şeyimi cebimden karşılıyorum. Hadi ben param var alıyorum. Ya olmayan ne yapsın?” diye konuştu.

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

Dükkanının gördüğü hasar nedeniyle şu anda çalışmadığını vurgulayan Mustafa’ya ne yaptığını sorduğumuzda “Boşta geziyorum” cevabını verdi.

“Yanlışları bu oldu. Depremden 10-15 gün sonra bir çarşı merkezi kursalardı. Vatandaş da bir yere gitmezdi. Bir çarşı merkezi dahi kurmadılar; bunun yerine BİM’i getirdiler. Yöresel marketleri getirselerdi ya. Önce buraya, vatandaşa bakmaları gerekiyordu. 420 tane buranın esnafı var, esnaf siciline kayıtlı. Onlara yardım edin. Geçtiğimiz gün 15 tane dükkan vardı; onu da torpille nasıl ettilerse verdilerse; kura çekmişler. Şimdi 160 yer yapıyorlarmış, geçici çarşı yeri. 420 tane esnaf var. Tuttular BİM’i getirdiler koydular. BİM’in gereği var mı şu anda? Hiçbir gereği yok. Hamam yapıyorlar konteyner kente, hamamın ne gereği var? Ne için? Hamam zevk içindir. Keyif içindir. Ne yapacağım ben hamamı? 45 gündür devam ediyor bu çalışma. Onun yerine 150 tane dükkan çıkardı.” 

Zararının kayda alındığını ifade eden Mustafa, yerel yönetimin çalışmalarına ilişkin sorumuza ise “Belediye çalışıyor diyorlar, ama ben görmüyorum” diye yanıt verdi. Yardımları sorduğumuz Mustafa, yeniden dükkan açılması fikrine dönerek “Bize yardım göndereceklerine buraya dükkan açılsın. Sizin de yükünüz hafiflesin. Çarşı oluşsa vatandaş ne yapar? Alışverişe devam eder, rutine dönmeye çalışır. Burada çarşı açıldığı takdirde zaten kendi içinde dönmeye başlayacak.” dedi. 

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

Dükkanının ardından şu anki geçimini “sermayesinden yiyerek” sağladığını söyleyen Mustafa gününü nasıl geçirdiğini sorduğumuzda “Akşama kadar yarım litre mazot yiyorum. Evde de oturamıyorum, oraya buraya gidiyorum, arkadaşlarımın yanına gidiyorum. Zaman da zor geçiyor. Bir umut, bekliyoruz” diye konuştu.

Daha öncesinde Ankara’da yaşadığını, Nurdağı’na ise bir süre önce halkını ve bölgeyi sevdiği için geldiğini anlatan Mustafa, ilçeden gitmek istemediğini vurguladı. Oğlunun İzmir’de olduğunu da belirten Mustafa “Sadece sevdiğim için burayı bırakmak istemiyorum” dedi. 

Konuştuğumuz sokağın bir kısmının tellerle kaplı olan bölümünü gösteren Mustafa “Bakın burayı müze yapacaklarmış. Ne gerek var burada müzeye? Deprem müzesi olacakmış burası.” dedi. Gaziantep Belediyesi’nin bu projeyi geliştirdiğini anlatan Mustafa, müzeden kastedilenin alanı olduğu gibi yıkıntılarla bırakmak olduğunu, ancak bunun için caddenin bir kısmının alınmasının hatalı olduğunu, yaşananları unutmaya çalışırken hatırlatmaya çalıştıklarını söyledi. Mustafa son olarak “Kendi kendilerine yapıp oynuyorlar” ifadelerini kullandı. 

  • Deprem müzesi doğru mu? Evet. Anadolu Ajansı’nın 6 Nisan tarihli haberine göre; Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde Büyükşehir Belediyesi tarafından 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin “şiddetini ve izlerini yansıtmak” amacıyla bir “deprem müzesi” kurulacak. Habere göre; ilçe merkezindeki 10 bin metrekare alan üzerine kurulacak müzede hayatını kaybedenlerin anıları, depremden ders çıkarılması için materyaller ve simülasyonlar yer alacak.

Nurdağı merkezindeki enkazın arasında yaşam devam ediyordu. İnsanların büyük kısmı, yıkım nedeniyle iş yerlerini kaybetmiş, bu nedenle de çalışmadığını belirtiyordu. Görüştüğümüz birçok kişi gün içinde “gezindiğini” belirtti. Bir yandan çalışacak yerleri olmadığını vurgulayan bu kişilerin bir kısmı da “çalışsak ne olacak?” sorusunu yöneltti. Bazı kişiler ise çalışmaya “koşullara göre” devam etmiş. 70’lerinde bir depremzede, Gaziantep usulü ciğer kavurma dükkanının depremde büyük hasar aldığını; bunun üzerine aracında kavurma yapmaya başladığını anlattı. Konteyner kentte kalan ve öğle saatlerinde kavurma yapmak için ilçe merkezine gelen depremzede hâlinden memnun olduğunu, herhangi bir şeye ihtiyaç duymadığını söyledi. 

Biri jandarma, biri gardiyan biri de galerici olan üç müşterisi de deprem sürecinin zorluklarla geçtiğini anlattı. Özellikle yollarda oluşan trafik nedeniyle uzun süre yardımların ulaşmadığını anlatan üç kişi, şu anda bölgede herhangi bir yardıma ihtiyaç olmadığını, yapılması gerekenin yeniden inşa anlattı. Devletin ve belediyelerin yardımlarından memnun olup olmadıklarına ilişkin ise olumlu cevap verdiler. 

Deprem sürecinde yaşanan zorlu süreçlerden birinin hapishanede gerçekleştiğinden bahseden gardiyan, şöyle konuştu: 

“Hapishanedekiler çıkmak istemişler; ben yakınlarımı kaybettiğim için onları aramak bulmak ve defnetmek için gitmedim işe. O süreçte hapishaneden çıkmak isteyenler olmuş; ama nasıl güveneceksiniz? Kaldı ki dışarıda gasp oldu ciddi oranda. Tanıdığımız, bildiğimiz yüzleri de gördük, tanımadıklarımızı da. Hâl böyleyken nasıl bırakabiliriz ki?” 

Deprem öncesinde bu büyüklükte bir sarsıntının beklendiğini vurgulayan galerici ise, “Beklendiği hâlde bu binalar yapıldı. 5 kat izni olan ilçede 7 ila 8 katlı binalar dikildi hep” diye konuştu. Yardımlara artık gerek olmadığını söyleyen galerici, “Zaten marketlerimiz var, devlet 2 bin liralık 3 bin liralık limit de veriyor. İstediğimizi gidip alıyoruz.” diyor. Yardımseverlerin de yardım yaptığını vurguluyor. 

Fotoğraf: Deniz Sabuncu

Konteyner kent ziyaretinde, Mustafa’nın bahsettiği şekilde alana girişte yer alan ilk konteynerlerin birçok imkanının bulunduğunu gördük. Bunun yanında alanda ilerledikçe imkanların azaldığını da gözlemledik. Kızılay başta olmak üzere polis ve çok sayıda gönüllü ekibi konteyner kentteydi. Yapılan yardımların yanı sıra özellikle Kızılay ve polis ekipleri herhangi bir tehlikeli durumun yaşanmaması için sürekli olarak konteynerlerin arasında geziyor, depremzedelerle konuşuyor ve dışarıdan gelenler de not alıyordu. Konteyner kentte bir psikolojik destek birimi ve çok sayıda eczane bulunuyordu. Bunun yanında çamaşırların yıkanması için ayrıca bir alan, bir depremzedenin kendi aracının arkasını dönüştürerek dükkan hâline getirdiği bir manav da gördük. 

Kahramanmaraş’takine benzer şekilde, konteyner kentte zaman ve günlerin kavramları çok daha uzun süreliydi. Geçirdiğimiz kısa süre bize saatler gibi gelirken konuştuğumuz bir depremzede kendilerine yardım geldiğini; ancak yeterli olmadığını aktardı. Bir oğlunun engelli, eşinin de hasta olduğunu belirten depremzede; durumunun çalışmaya müsait olmadığını, çocuğuna ve eşine bakmak için ayakta olduğunu anlattı. 

Konteyner kentlerde ekipler her ne kadar kontrollü şekilde ilerliyor olsa da koordinasyonsuzluk da bulunuyordu. Örneğin hijyen konusunda atılması gereken adımlar hâlâ mevcut; depremzedelerin herhangi bir hastalığa yakalanmaması için son derece önem teşkil eden bu konuda çalışmaların yetersiz olduğunu söylemek mümkün. Konteynerlerde, özellikle arka sıradakilerde temizlik başarılı şekilde sağlanamıyorken depremzedelerin çamaşırları da bir yerde ortak şekilde yıkanıyor. Söz konusu durum hastalıkların yayılmasına yol açabileceği gibi bu kıyafetler kuruması için depremzedeler tarafından çoğu zaman sokaklara asılıyor. Bunun yanında tuvalet ve duş konusunda da konteyner kentte eksikler bulunuyor. 

Çoğu depremzedenin kapıları ve pencerelerini açık tutması nedeniyle konteynerlerdeki temizliğe ilişkin çalışmalar yapılması gerekiyor.  

Konteyner kentin ardından Nurdağı’nın Beypınar köyünde bayramın ikinci gününde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşen törende açılışı yapılan akıllı evlerden oluşan "Akıllı Köy" projesini ziyaret ettik. 

  • ‘Akıllı ev’ nedir? Konuya ilişkin habere göre; vatandaşlar elektrik, su ve yangın sensörleriyle evlerini uzaktan kontrol edebilecek. Ayrıca “Akıllı köy” projesiyle de ortak alanlarında, cami ve köy konağında elektrik ihtiyacı güneş enerjisinden karşılanabilecek, atıklar ve kompost da gübreye dönüştürülebilecek. 

Tek katlı 14 evden 4’ünün yapımı tamamlanmış, Beypınar köyünde yaşayan bazı vatandaşlar da bu evlere taşınmıştı. Köyü gezdiğimizde ise herhangi bir yıkımın olmadığını; hatta bu nedenle Nurdağı merkezden birçok kişinin de köye gelerek çadır kurduklarını gördük. 

Bir köylüye akıllı ev konseptinin ne anlama geldiğini sorduğumuzda ise cevabı “Bilmiyorum” oldu. Daha sonrasında ise “Gelin size gezdireyim,” diyerek inşaat hâlindeki evlerden birini gezdirdi. 3 odalı 1 salonlu evlerin 44 günde yapıldığını da belirtti.

Evleri gezdikten sonra hemen arkasındaki ahırları gösteren köylü, sözlerini “Bu ahırları yaptılar; ancak bunlar küçük gelecek bize” diyerek noktaladı. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto Gündem

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto GündemAposto Gündem

BÜLTEN SAYISI

🗃 Odak | Hafıza #1: “Zihinlerdeki enkaz”

AHBAP Derneği’nin davetiyle Kahramanmaraş'taki 23 Nisan etkinliklerine katıldık. Gaziantep'te deprem sonrasındaki durumu gözlemledik. Uludağ Ekonomi Zirvesi 2023'te afet ve afet sonrası ihtiyaçlar ve çözümleri dinledik.

30 Nis 2023

Citroën ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu

YAZARLAR

İlkim Emirler

Deputy editor @ Aposto

Aposto Gündem

Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.

İLGİLİ OKUMALAR

Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

18 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

11 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

04 Tem 2026

10 maddede bu hafta
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine

“Gibi” ilgeci (edat) Türkçede çok sık kullanılan, cümleye benzetme başta olmak üzere eşitlik / karşılaştırma, zaman (hemen peşinden / anında), olasılık / tahmin ve örneklendirme anlamları kazandıran bir sözcüktür. Bu çok sevilen ilgeç, şarkı ve şiirlerde de her zaman hak ettiği yeri bulmuştur.

Suha Çalkıvik

·

28 Haz 2026

‘Gibi gibi gibiyim’: Şarkılarla, şiirlerle 'gibi' edatı üzerine
Aposto GündemAposto Gündem

HİKAYE

10 maddede bu hafta

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

27 Haz 2026

10 maddede bu hafta