Okumak üstüne...

Bir eser yazarın kaleminden koşup geldiği gibi girer mi insan hayatına?
Okumak üstüne...

Bir eser anlattığı her şeyle olmasa da minicik bir sözcükle gelir kurulur hayatın tam ortasına. Okuduklarının izlediklerinin seni etkilemesi çok da zaman almaz çünkü doğru yere oturduysa öykü, onun minicik ellerinden tutup kaldırmak ve tüm benliğinle kokusunu içine çekmek birkaç saniyesini alır insanın.

Gömülmüşken kelimelere, pencereden esen rüzgarın devinimiyle etrafını saran yeşilin kokusu reddedilemeyecek bir davetin ılık hissiyatından ibarettir. Kurt gibi aç olmana ve mutfaktaki lazanyanın şımarık çağrılarının ruhunu ele geçirmesine rağmen kafanı kaldırmadan ve hiç durmadan devam etmen her şeyden kopup gitmene sebeptir ve unutulmazdır.

Satırların üstünden kaldırdığında gözlerini “belki zorunluluktan belki keyfi bir ara ihtiyacından” düşünmeye başlarsın tekrar içine düştüğün o dünyanın mekanlarını... Öykünün yer aldığı sokaktaki taş evin hemen önünde oyun oynayan çocukları düşünürken köşe başında duran çocukla birlikte gerçek yalnızlığı fark edersin. Umarsın ki ayrı tutulmak çevreden güvensiz hissettirir. Soğuk bir kış gününde nereye gideceğini bilmeden aklından geçirdiğin herkesin o kadar da yeri olmaması gibi gelir hayat…

Joanna Kosinska - Unsplash

Hafife alarak yaşamanın getirisi uçup gitmiş bir yaşam mı bilmiyorum ama her şeye çok da anlam yüklememek gerektiğini biliyorum. Sadece ve sadece yazarların nefesinden düşen satırların hayatımıza nasıl müdahale ettiğini görebilmenin bile ne kadar değerli olduğunu görüyor ve bu öykünün - öykülerin ne denli önemli olduğunu tekrar keşfediyorum bu aralar.

O hiç bilmediğin uzakları tarif eden yazarın betimlediği yaşama ne kadar yakın olduğunu görmek ve bazen bir şeyler yapma çabasında kıvranan göğsüne dur demek istersin. Bazen de aslında hiç olmamış fantastik bir dünyaya yakın olmanın huzur vericiliğiyle sarsılır bedenin. Bir kez daha mutlu olursun sırf okuduklarından sana kalanlar için. 

Mutluluğa, bilgiye ve sorguya aracı olabilir bir yazar. Ve bazen o kadar anlaşılmaz aktarır ki sadece soru işaretleriyle çevirirsin son sayfayı. Evrenselliğin başka bir hali olabilir bir yazar, sana seni başkasının diliyle anlatır ve hiç yaşamadığın o şeyleri kendi ellerinle yaratmışsın hissi verir ki bu mutluluğun anahtarlığından sarkan gizemli bir açıcıdır bana kalırsa.

Bugünün Page’i yazarları anlamak için düşünmeye ayıracağımız bir hafta umuduyla yazıldı. Sevgili Üretim Kaydı’nın geçtiğimiz hafta düzenlediği anketinden esinlenerek bir anket hazırlayıp yazmaya, okumaya ve yazarlara dair hislerimizi düşünmeye yöneldik. Yazarların ve okumaların sende neler hissettirdiğini birlikte keşfetmek istersen kısa anketimize buradan katılabilir, önerilerini paylaşabilirsin ve inan çok mutlu edersin.

Hoşça Kal!

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

PagePage

BÜLTEN SAYISI

DisiplinlerArasılıklaR!

Farklı alanların bağı!

29 May 2021

Giammarco - Unsplash

YAZARLAR

Page

Page, tasarım ve kültür ortaklığından beslenen, toplumsal yapıyı sanat pratikleriyle eleştiren ve aktarmaya çalışan bir yayın olma hedefinde...

İLGİLİ OKUMALAR