Sesleri Görmek

Sağırların dünyasına kısa bir yolculuk.
Sesleri Görmek

Önceki bültende 'Benim Periyodik Tablom' adlı kitabından hayranlıkla bahsettiğim ünlü nörobilimci Oliver Sacks'in bu sefer de 'Sesleri Görmek' adlı kitabından yola çıkarak seni sağırların dünyasına kısa bir yolculuğa çıkarıyorum.

İnsanlar hayata başlarken annelerinin, babalarının ya da etrafında olan insanların onlara tanıttıkları dünyaya bağımlıdırlar. İlk iletişimimiz daha dili kullanamadığımız zamanlarda kendimizi ifade etmek için karnımız acıktığında ağlayıp, bir şey istediğimizde elimizle göstermeye çalışmamızla başlar. Sözlü dilin ilk kullanımı ise genellikle iki kişi arasında, bir diyalog içerisinde oluşur. Yine genellikle bu ilk iletişim anne ve bebeği arasında gerçekleşir.

Aslında tüm bebekler sözlü beceriye sahip olmadan önce işaret dilini kullanarak kendilerini ifade ederler.  

5–6 yaşlarına geldiklerinde ise işiten ve sözlü dile hakim olan bir çocuk ortalama 3000 kelimelik bir kelime haznesine sahipken; sağır doğan bir çocuk için bu sayı yalnızca 50–60 kelime sınırında kalır.

18. yüzyıla kadar bir sağıra işaret dilini öğretmenin sağırın konuşmasının önüne geçtiğine inanıldığından, işaret dili öğrenimi başta Amerika’da olmak üzere pek çok yerde yasaklıdır. Sağırların konuşmada çektikleri zorlukların yanı sıra, konuşmayı öğrenene kadar boşa geçen süreç onlara dezavantaj olarak hayat boyu eşlik eder.

Kaynak: healthline.com

Aydınlanma çağına gelinene kadar sağırlar hakkında yoğun bir veriye sahip olunmasa da, işiten yaşıtlarına göre geriden geldikleri gözlemlendiğinden toplumdan sağır oldukları anlaşıldığı günden itibaren dışlanırlar.

Öyle ki sağır doğanların konuşma yetisinin olmadığı ya da hiçbir zaman konuşamayacaklarına ilişkin önyargılar yüzünden sağır ve dilsiz kavramları hep bir arada kullanılır. Bu kişilere İngilizce’de ‘deaf and dumb’ denir. Dumb kelimesi hem dilsiz hem budala anlamına geliyor. Bu şekilde bir kelime oyununun dilde yer edinmiş olması da sağırlara yönelik bakışın kültürel bir kanıtı olarak görülebilir. Oysa sağır-dilsiz deyimi, sağır doğanların hiçbir zaman konuşamayacaklarına ilişkin bir önyargıdan başka bir şey değildir.

Oliver Sacks de kitabında kendisine gelen sağır hastalarının muzdarip olduğu bir konuyu ele alıyor. İşiten insanlar var olmayan görüntüler görmeye başlandığında bunu psikolojik bir hastalık olarak yorumlayıp halüsinasyon olarak adlandırıyoruz. Sağırlarda ise bu durum  kafalarında bazı insanların konuşurkenki seslerinin canlanması şeklinde oluyor. Bir nevi hayalet kılığında sesler duyarak bir ömür geçiriyorlar.


Konuya dair empatini geliştirmek için bir anda işitme duyusunu kaybeden bir heavy metal davulcusunun hikayesini konu alan Sound of Metal (Metalin Sesi) ve işitme engelli bir ailenin içinde, işitme engeli olmayan bir genç kızın hayatını konu alan La Famille Bélier (Hayatımın Şarkısı) isimli filmleri izleyebilirsin:

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

YAZARLAR

İLGİLİ OKUMALAR