Pembe gözlüklerin ardındaki gerçeklerden kaçış psikolojisi: Toksik Pozitiflik

Yazı: Bensu Cangüler
Görsel: Audrey Helen Weber
Şimdi derin bir nefes alıyoruz ve 10’dan geriye sayarak her şeyin iyi olacağını düşünüyoruz.
Geçtiğimiz 2,5 yıla hızlıca baktığımda, yaşadığımız onca şeyin altından kalkmamız için gülmeye, negatiflikleri ‘olumlamaya’ daha çok ihtiyacımız olduğunu gördüm. Sokağa çıkma yasakları arasında eve sıkışmış, iş ile ev düzenimiz birbirine karışmıştı. İnsan olmanın sadece zorunluluklarını yerine getirmeye çalışıp, bizi kısıtlayan her şeyin içinden yeniden doğmaya çalışırken aynı zamanda evden canlı yayınlara katılıp neşemizi yükseltecek her şeyi yapmaya çalıştık. Ama hepsi bir noktadan sonra ‘ben ne yapıyorum ya’ batağına saplanmaya başladı. Bu süreçte bazılarımız ( belki de çoğumuz) ‘Hayatım yokuş aşağı yuvarlanırken, neden ekmek yapıp, belirsizlikle gelen ağlama krizlerimi bastırmaya çalışıyorum? ’ diye düşünmüş olabilir. Ama işte toksik pozitiflik olarak bildiğimiz kavram da tam olarak bu düşünceyle fark ediliyor.

Georgia Perry, Lettering "Meh"
Verywell Mind toksik pozitifliği, “bir durum ne kadar korkunç veya zor olursa olsun, insanların olumlu bir zihniyet sürdürmesi gerektiği inancı olarak tanımlıyor.” Hepimiz toksik pozitifliği bir kelimeyle duymuş olabiliriz; “good vibes only” sadece iyi duygu ve ruh hallerini kapsayan bu terim, hayatımızın ortasına adeta bir kaya gibi düştü. Bir anda kendimizi iyi hissetmek için amansız bir mücadelenin içinde bulduk. Daha sonra bu good vibes akımını derin nefes alma pratikleri ve olumlama cümleleri izledi. Sonunda mutsuzluktan yere yığılmamak için kendimizi bilinçsizce bazı cümleleri tekrarlarken bulduk. İyi ama düşünce ve duygularımızı bastırmak için neden bu kadar çabalıyorduk?
Tabii ki doğru nefes almaktan, olumlama cümlelerine kadar bizi iyi hissettirebilecek her şeyin kanıtlanmış pek çok faydası bulunuyor. Araştırmalar doğru nefes almanın vücudumuzu gevşetip, duygularımızla, zihnimizin sakinleşmesini sağladığını kanıtlıyor. Ama doğru nefes almanın ya da yoga hareketlerini denemenin sadece bir araç olduğunu unutuyoruz. Bizler duygularımızı yapay bir şekilde olumlamaya çalıştıkça içimizde duygusal olarak olan biteni bastırmaya daha meyilli oluyoruz. Duyguları anda yaşayamamak bizi sandığımızdan çok daha fazla etkilese de biz hayatın akışında savrulurken bunu fark edemiyoruz.
Georgia Perry, Lettering "Ouch"
Bazen de her şeyin yolunda olmadığını bilmemize ihtiyaç vardır.
Pandemiyle birlikte dünyada artan, ekonomik, sosyal ve psikolojik buhranlara bir yenisini daha ekleyerek hayatımıza devam etmeye çalışıyoruz. ‘her şeye iyi yönden bak’ akımları bizi bir gölge gibi takip ediyor. Pozitif düşünmek ne kadar kötü olabilir ki dediğinizi duyabiliyorum. Ama Instagram akışımızı her yenilediğimizde ve tweetleri aşağı kaydırdığımızda kendimizi görünmez bir kaygı içinde buluyoruz. Şu anda kötü hissetmeye hakkım yok mu?
Kötü ya da endişeli hissetmek üzerimizde garip bir baskı oluşturuyor. Sanki duygularımızı olduğundan abartılı gösteriyormuşuz ya da daha da kötüsü ‘sahip olduklarımıza’ şükretmiyormuşuz gibi. Sosyal medyada pembe bulutların üzerinden fırlamış, parlak gülücükler saçan ve hayatın tüm güzelliklerini yaşayabilen daima mutlu kişileri görünce ise psikolojimizdeki ‘kötü hissetmemeliyim’ çukurları daha da derinleşiyor. Ama duygularımızı ‘daha iyi olanlarla’ değiştirmek ne kadar doğru hiç düşünüyor muyuz?
Dazed’de yayınlanan bir makalede psikoterapist Elizabeth Beecroft, duygularımızın gerçekliğini reddedip iyimserlikle kapatmaya çalışmanın, bize acı veren duygulardan kaçmak olduğunu söyleyerek ekliyor. "Kaçınma ile birlikte kabul eksikliği gelir ve bu zararlıdır." Kaçınma duygumuzu etkileyen en önemli faktörün sosyal medya olduğunu belirten Beecroft, toksik pozitiflik eğiliminin, pandemi boyunca sosyal medyayı ele geçirdiğini de özellikle vurguluyor.
Georgia Perry, Lettering "Feels Good"
Sosyal medyada sorunlarımızı ‘’olumlama’’ kapasitemiz
Uzun bir süredir hayatımızı yöneten 3 büyükler olan Twitter, Instagram ve TikTok ile birlikte hayatımızı bir duygu tiyatrosunda yaşıyor gibiyiz.
Sosyal medyadaki sağlıksız pozitiflik akımları dertlerimizi olumlama çabamızı artırarak, hayatımızdaki her zorlukla gülerek başa çıkma ‘becerisini’ de beraberinde getiriyor. Kusurlarımıza gülebilmek, dertlerimizle dalga geçmek yararlı savunma biçimlerinden olsa da, çoğu zaman, esas sorunun kaynağına inmeden, etrafında dolaşarak sadece parlak bir paket kağıdına sardığımızı hissediyorum. Bu parlak paket kağıdı da popüler kültürün konularını kullanıyor. Ünlü bir kişinin derdini saatlerce konuşuyoruz. Eşinden ayrılan, depresyona giren oyuncuların hallerini kendimizle kıyaslayıp, tweetler atıyoruz. Ama dönüp de, kendi sorunlarımızla ilgilenmiyoruz. Nasıl oluyor bu?
Zorluklarla kara mizah yoluyla dalga geçmek, Z kuşağı başta olmak üzere Y kuşağının da oldukça yaygın yaptığı bir sosyal davranış. Özellikle travma gibi derin konuların sıklıkla şaka yoluyla ‘aşılmaya’ çalışılması, duyguları açıkça konuşmanın önünde bir engel oluşturuyor. Bu davranışın toksik pozitifliğin daha gri bölgede kalan bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Çünkü burada motive edici cümleler, pembe gözlükten bakılan tavsiyeler yok ama aynı zamanda dertleri bir hafife alma davranışı var. Ve bu sandığımızdan çok daha tehlikeli olabilir.
Elle’ye konuşan The Indigo Project’in baş psikologu Mary Hoang bazen hayat berbattır diyor.
"Günün her saniyesi mutlu, kabarcıklı tek boynuzlu atlar olmamıza gerek yok. Hepimiz insanız ve acı çekmek, incinmek, kızgın ve hayal kırıklığına uğramak normaldir. Başkalarının (ve kendinizin) daha ağır duygularının varlığında meraklı ve dürüst olmak 'sadece iyi hisler'in felsefesinden çok daha besleyicidir."
Yaşadığımız olumlu ya da olumsuz duyguların birbirinden farklı olmadığını ise bize kimse söylemeyecek. O yüzden aydınlık olduğu kadar karanlık günlerin de varlığını biliyor ve buna saygı duyuyorum.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Bensu Cangüler
Yazar - 20lik

20'lik
20’lik, kafada oluşan saçma soruların, açılmayı bekleyen ve bazen suratımıza çarpılan kapıların, gündem ile üzerimize çökebilecek fenalığın paylaşıldığı bir bülten.
İLGİLİ OKUMALAR






