Plasebo etkisi altında: Afrodizyak gıdalar


Türkiye’nin akreditasyon standartlarına uygun ilk deprem ve yangın test ve eğitim merkezi: Allianz Teknik
Risk farkındalığı; "risk, riskin sonuçları ve bunlarla nasıl baş edileceği konularında güvenilebilir ve ulaşılabilir kaynaklardan elde edilen bilgilere sahip olma ve davranış biçimini kalıcı olarak değiştirebilme" olarak tanımlanıyor. Risk…
Daha fazlasını öğren →
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
En baştan söylemek gerek, galiba alkolden gayri afrodizyak yok; en azından bilimde kabul edilebilirlikleri açısından. Hâlbuki, reklamların iddia ettiği kadarıyla fındık, içeriğinin zenginliği konusunda kıyas kabul etmeyen mesir macunu, Amazon’da envaiçeşit marka altında satılan keşişkülahı (horny goat weed) ve adı dolayısıyla sadece cadıların iksir yapımında kullanması gereken bir sürü madde halk arasında afrodizyak olarak bilinir.
Hiç mi? “Hiç mi etkileri yok ama?” diye isyankârcasına bilime danıştığımızda, aldığımız yanıtlar bu maddelerin fizyolojik etkisinin olmadığını veya var olan etkilerin de çok sınırlı olduğu yönünde. Çeşitli araştırmalar bunun aksini iddia etmeye çalışsa da gerek kullanılan yöntemler gerekse bilimsel ihtimam açısından bu çalışmalar zayıf ve kalitesiz görünüyor. Peki en yakın arkadaşımız, Boston’da yediği istiridyelerin afrodizyak etkisi konusunda neden bu kadar inatçı? Bilime sorduğumuzda aldığımız yanıtlar görece tatmin edici.
Plasebo mu? Bu yanıtların en önemlisi algıyla alakalı. Az bulunur ya da elde etmesi zor madde ve yiyeceklerin sıra dışı etkilerinin olduğunun düşünülmesi, insanlık tarihi boyunca mitleştirilmelerine yol açıyor. Bu afrodizyak mitleştirmeleri, zamanla, belli bir beklenti yaratıyor ve bu ürünleri tüketen insanlarda plasebo etkisi dediğimiz, gerçekliği yadsınamayacak bir fenomen gözlemleniyor. Plasebo etkisi, bilimsel olarak herhangi bir yararı olmayan maddelerin kullanımının, telkin ve kendini ikna yoluyla, psikolojik ve bu dolayla fizyolojik bir tesirle sonuçlanmasına deniyor. Yani kendimizi fındığın işe yarayacağına o kadar inandırıyoruz ki fındık işe yarıyor. Beynimiz, vücudumuzu ve daha da önemlisi kendini kandırıyor. İnanılmaz bir yetenek, âdeta kendini gerçekleştiren bir kehanet.
Koku meselesi: Fizyolojik olarak aktif madde içermeyen yiyeceklerin afrodizyak etkisi göstermesinin bir başka sebebinin aromaları olabileceği düşünülüyor. Aroma, bir maddenin içerdiği kokuların tümü. Koku duyumuz ise bizim en eski, en “primitif” duyularımızdan. Koku sinirleri, beyinde görece yeni evrimleşmiş değerlendirme merkezlerini atlayıp, direkt limbik sisteme etki ediyor, ki limbik sistem; öğrenme, davranış ve duygular gibi asli yetilerimizin kontrol sahası. O yüzden beynimiz, kokuların -pek de bir süzgeçten geçmeden- duygularımıza etki etmesine ve bu kokuları çeşitli şeyler, kişiler ya da olaylarla bağdaştırmamıza izin veriyor. Eski sevgilimizin parfümünün kokusunu aldığımız anda ya hafif bir özlem ya kalp kırıklığı ya da sinirli hissetmemizin sebebi bu süzgeç yoksunluğu. Gül kokusu gibi kimi kokular ise içkin (innate) olarak pozitif bir anlama sahipler. Afrodizyakların aromaları, pozitif anlamlara kendiliğinden sahip olan ya da geçmişte pozitif anlamlar yüklediğimiz kokular aracılığıyla, bizi mutlu bir moda sokup cinsel isteğimizi otomatik olarak artırabiliyor.
Alkol meselesi: Bu bağlamda, çoğu madde ve yiyecek plasebo etkisi ya da kokular aracılığıyla cinsel isteği arttırıcı özellikler gösterse de aslında bilimsel olarak etkisi açıklanabilir bir afrodizyak da var; alkol. Alkol, dolaylı bir yoldan bu etkiye sahip. Bu dolaylı yola disinhibisyon diyoruz, yani baskılamanın baskılanması. Disinhibisyon dolayısıyla normalde yapmaya çekineceğimiz eylemleri (inhibisyon) deneyimlenmekten çekinmiyoruz. Bu, alkol kullanan bireylerin sıkça karşılaştığı bir durum. Kokusunu aldığımız anda, özlem duygusuyla karışık hatırladığımız eski sevgilimize normalde atmayacağımız mesajlar göndermemiz disinhibisyon sayesinde. Ya da yüzünden, bilemiyorum. Bu fenomen dolayısıyla baskıladığımız cinsel arzularımız rahatlıkla gün yüzüne çıkıyor ve dolaylı olarak afrodizyak etkisini hissetmiş oluyoruz. Yalnız, bu özellik kararında alkol tüketimiyle ortaya çıkıyor. Fazla alkol tüketiminin akut olarak cinsel isteği frenleyici, hatta cinsel performansı düşürücü etkisi var.
Sirke sinekleri de mağdur: Üstelik bu sadece bize özgü bir durum da değil. Bize evrimsel olarak bir hayli uzak olan sirke sineklerinde (Drosophila melanogaster) de alkolün bu etkisini görmek mümkün. Normalde hemcinslerine pek de ilgi duymayan erkek sirke sinekleri, kronik olarak alkole tabi tutulduklarında diğer erkek sineklerle yakınlaşmaya ve onlarla ön sevişme yapmaya başlıyor. Birden çok erkeğin olduğu bir ortamda, bir sinek bir başkasını kovalarken, bir diğeri tarafından da kovalanıyor ve herkesin birbirine kur yaptığı küçük bir parti ortaya çıkıyor. Alkolün bu etkisinin de disinhibisyon yoluyla olması evrimsel olarak bize uzak canlılarla bile ne kadar benzeşebildiğimizi gözler önüne seriyor.
İllüstrasyon: Burcu Kavkacı
Bu yazı 10 Şubat 2021 tarihinde Apéro'da yayımlanmıştır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto GündemHer sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Hafta sonu gündemi: İstanbul'un itiraz mekânları, Tom Waits'in telif savaşları, farklı jenerasyonların alışveriş alışkanlıkları
27 Şub 2021

YAZARLAR

Aposto Gündem
Her sabah 06.30'da 5 dakikalık gündem özeti e-posta kutunda. Piyasalar, ekonomi, iş dünyası, politika, teknoloji ve hafta sonu ekleri; kısa, yalın, öz bir şekilde.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Türkiye’de kız çocuklarının eğitime erişiminde son 20 yılda önemli ilerleme sağlandı; ancak eğitimde kapanan makas, okuldan işe geçişte, ekonomik katılımda ve karar alma süreçlerinde yeniden açılıyor. Bugünün meselesi artık kız çocuklarını yalnızca okula ulaştırmak değil, değişen dünyada kendi yollarını çizebilecekleri beceri, özgüven ve fırsatlarla desteklemek. Aydın Doğan Vakfı, "Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar" projesiyle eşitsizliğin eğitim sonrasındaki halkalarına odaklanıyor.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.

Bir çırpıda geçen haftanın öne çıkan gelişmeleri.



