Rapor: Deprem STÖ'lere bakışı olumlu etkilese de ilişki oldukça sınırlı

Sivil Toplum Geliştirme Merkezi, (STGM), sivil toplum örgütlerine (STÖ) dair tartışmalara ve toplumda nasıl bir algı bulunduğuna ilişkin önemli veriler sunan bir rapor hazırladı. "Türkiye’de Sivil Toplum Algısı" raporu, 8 Aralık 2023 - 15 Ocak 2024 tarihleri arasında 42 ilde ve 3 bin 40 kişi ile yüz yüze görüşmelerin bulgularına dayanıyor.
Rapor, 6 Şubat depremlerinin sivil topluma yönelik bakışı olumlu yönde etkilediğini gösterirken, Türkiye’nin sivil toplum örgütleriyle ilişkisinin oldukça sınırlı olduğunu da ortaya koyuyor.
%77’si hiçbir ilişki kurmamış
Raporun sonuçlarına göre, katılımcıların yaklaşık %77’si hayatları boyunca hiçbir sivil toplum örgütüyle ilişki kurmadığını söylerken, %8’lik bir kesim STÖ'lere üye olduğunu ya da gönüllü olarak destek verdiğini söyledi.
"Sivil toplum örgütleriyle neden ilişki kurmadınız?" sorusuna, katılımcıların %50’si "bu tip faaliyetlere ayıracak zamanım yok" cevabını verdi. Katılımcıların %15,9’u maddi olanaklarının olmadığını belirtirken, %12’si "Bu tip faaliyetlere katılmaktan çekiniyorum, korkuyorum" yanıtını verdi.
İlişkisi olanların %46’sı SMS ile bağış yaptı
Sivil toplum örgütleriyle ilişkisi olduğunu söyleyenlerin %46’sı SMS yoluyla bağış yaptığını, %34’ü sosyal medyada etkileşime girdiğini belirtti. Katılımcıların %29’u da ürün satın aldığını söyledi.

Deprem sivil topluma bakışı olumlu etkiledi
Bununla birlikte, katılımcıların yaklaşık %50’si sivil toplum örgütlerinin deprem sonrasındaki çalışmalarını gördükten sonra sivil toplum örgütlerine daha olumlu bakmaya başladığını, sivil toplum örgütlerinin depremde devlet kurumlarından daha etkin çalıştığını söyledi. Katılımcılar, devletin sivil toplum örgütlerine müdahalesi olmasaydı, örgütlerin depremde daha aktif olabileceğini söyledi.
Araştırmaya katılanlar depremin sivil toplum örgütlerine üye olmak, gönüllü çalışmak ya da bağış yapmak konusundaki düşüncelerini de olumlu yönde etkilediğini söyledi. Araştırmada dikkat çeken başka bir bulgu ise, deprem sonrası algısı olumlu değişenlerin hem yaşadıkları çevredeki/mahalledeki sorunların çözümünde hem de hükümet politikalarını belirlemede STÖ'leri diğer gruba göre daha etkili bulması oldu.
Araştırmaya katılanların %80'i kamu politikalarının belirlenmesinde ve yaşanan sorunları çözme konusunda sivil toplum örgütlerinin etkisinin olmadığını düşünüyor. Raporda bu durumun sivil toplum örgütlerinin belediyeler, bakanlıklar ve Meclis’teki süreçlere dahil olamamasından kaynaklandığı vurgulandı.
‘En çok yoksullukla ilgili çalışan örgüte ihtiyaç var’
Araştırmada katılımcılara “Türkiye’nin daha çok hangi konu ile ilgili çalışan sivil toplum örgütlerine ihtiyacı var” sorusu da soruldu. Katılımcılar bu soruya en çok "yoksullukla mücadele", "eğitim" ve "sağlık hizmetleri" cevabını verdi. "Temel hak ve özgürlükler" cevabı ise son sıralarda yer aldı.
En çok Kızılay ve AHBAP biliniyor
Deprem sivil toplum örgütlerine ilişkin algıyı olumlu yönde etkilese de araştırma sivil toplum örgütlerinin kamuoyu tarafından tanınmadığını ortaya koydu. Rapora göre sivil toplum örgütleri afet zamanlarında öne çıksa da kamuoyunda tanınırlıkları düşük.
Katılımcılar "sivil toplum denilince aklınıza ne geliyor" sorusuna en çok Kızılay ve AHBAP’la yanıt verdi. Araştırma ana akım medyada kendilerine yer bulabilen LÖSEV, TEMA, Darüşşafaka gibi örgütlerin de kamuoyu tarafından en bilinen örgütler arasında yer aldığını gösterdi.

En güvenilen kurum ordu, en az güvenilen kurum dini cemaatler
Araştırmaya göre en güvenilen kurum ordu, en az güvenilen kurum ise dini cemaatler oldu. Güven başlığında kamu kurum ve kuruluşlarından ya da devletten hemen sonra ise sivil toplum örgütleri geldi.
Ayrıca raporda, 35 yaş altı katılımcıların din adamlarına, iktidar partilerine, belediyelere ve dini cemaatlere 35 yaş üstü katılımcılara göre daha az güvendikleri tespit edildi. 35 yaş altı katılımcıların sosyal medyaya daha fazla güvendiği ifade edildi.
Rapora ilişkin konuşan STGM Yönetim Kurulu Üyesi Levent Korkut, Türkiye’de Sivil Toplum örgütlenmesinin zorluğuna dikkat çekerek, özellikle kamusal alana müdahil olmak için adım atan kuruluşların engellendiğini belirtti:
"Kamusal alana müdahil olma çok ciddi bir meseledir Türkiye’de. Kamusal alana değildiği anda orada bir engel oluşmaya başlıyor. Kamusal alana müdahale olmayan alanlarda (yardım, hayır) bir serbestiyet alanı olabilir. Sivil Toplum örgütlenmesi müdahil olsa da orada engel ortaya çıkıyor. Karar alma mekanizmaları üzerinde baskı kurmak en temel fonksiyonu olmasına rağmen orada bu engel geliyor."
* Bu içerik Avrupa Birliği'nin maddi desteği ile hazırlanmıştır. İçerik tamamıyla Aposto’nun sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliği'nin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Her dört kişiden üçü kayyum atamalarını yanlış bulurken, CHP ve DEM Parti'nin tutumunu yetersiz görenlerin oranı, yeterli görenleri geçiyor. AI ile oluşturulmuş her üç görselden biri çocuk istismarı içeriyor.
17 Kas 2024

YAZARLAR

Cengiz Anıl Bölükbaş
Gazeteci. Aposto'nun Yankı Raporu bülteninin editörü.

Yankı Raporu
SAHNE projesi işbirliğiyle nefret söylemi ve sahte haberlere karşı veri gazeteciliği ve teyit haberciliği bülteni.
İLGİLİ OKUMALAR



