Rekabet uyum programları

(Görsel: Dünya Gazetesi)
Rekabet Kurulu’nun 2021 yılı karar istatistikleri incelendiğinde; bir önceki yıla nazaran yaklaşık iki katı fazla sayıda idari para cezası verildiği ve teşebbüs bazında uygulanan ceza oranlarının da ciddi şekilde arttığı anlaşılmaktadır. Geçtiğimiz Ekim ayında, zincir marketlere verilen toplamda 2,7 milyar Türk Lirası rekor ceza ile kamuoyu nezdinde bir kez daha dikkat çekilen rekabet ihlallerinin astronomik maliyeti, önleyici nitelikteki uyum programlarının önemini bir kez daha gündeme getirdi. Anılan karar hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenler için Rekabet Kurulu’nun 28.10.2021 tarihli 21-53/747-360 sayı ile nihai kararı şu bağlantıda yer almaktadır.
Rekabet uyum programının amacı, rekabet ihlallerinin oluşmadan veya ortaya çıkmadan önlenmesi esasına dayanmaktadır. Öncelikle şirket yönetici ve çalışanlarının rekabet kuralları hakkında bilgi sahibi olması; böylece rekabet ihlali anlamına gelebilecek karar ve eylemlerden kaçınmaları mümkün olabilecektir. Ek olarak, varsa rekabet mevzuatına aykırı davranış ya da uygulamaların tespiti ve bu tür eylemlere son verilmesi hedeflenmektedir.
Rekabet hukukunda ihlaller, çoğunlukla çalışanların e-posta ve Whatsapp yazışmaları üzerinde gerçekleştirilen yerinde incelemeler doğrultusunda elde edilen bulgulara dayanılarak saptanmaktadır. Dolayısıyla, çalışanlara tahsis edilen iletişim araçları üzerinden rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar yapılıp yapılmadığının veya rekabete duyarlı bilgi paylaşımında bulunulup bulunulmadığının tespiti, rekabet uyum programları ile mümkün olmaktadır. Bu tip yerinde incelemelere karşı nasıl hazır olunabileceği ise, bültenin geçmiş sayılarında yer alan Bir sabah ansızın gelebilirler: Rekabet Kurumu ziyaretlerine hazır mısınız? başlıklı yazıda detaylı şekilde ele alınmaktadır.
Rekabet Kurumu tarafından teşebbüs ve teşebbüs birliklerinin kendi uyum programlarını hazırlamalarında yol gösterici olması amacıyla, uyum programları ile ilgili muhtemel soruların cevaplandırılmasına çalışılmış ve bir kontrol listesi hazırlanmıştır. 2013 yılında yayımlanan Rekabet Hukuku Uyum Programı başlıklı çalışmada, söz konusu uyum programlarının varlığının; rekabetin hukuka uygun şekilde yapılmasına önem verildiğine dair bir gösterge olduğu, ilgili teşebbüslerin çoğu zaman rekabet kurallarını ihlal ettiklerinin farkında bile olmadıklarını, rekabet uyum programlarının yaptırımlardan kaçınmak için alınacak önlemlerin başında geldiği ifade edilmektedir. Zira, ilgili uyum programları, şirket yöneticilerinin ve çalışanlarının rekabet hukuku hakkında bilgi sahibi olmalarını ve varsa rekabet mevzuatına aykırı davranış ve uygulamaların tespit edilmesine ve bu eylemlere son verilmesine imkan sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca, son zamanlarda özellikle Whatsapp ve e-posta yazışmalarının yerinde inceleme sırasında silinmesi nedeniyle verilen cironun binde 5’i oranında cezalara maruz kalmamak için çalışanların yerinde inceleme sırasında nasıl davranması gerektiğine ilişkin prosedürlerin hazırlanması ve eğitim verilmesi de uyum programları kapsamında önem arz etmektedir.
Nitekim, Rekabet Kurulu’nun beyaz eşya sektöründeki iki rakip şirket arasında, rekabete duyarlı bilgi değişimi yoluyla “4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettikleri” iddiasına yönelik soruşturma kapsamında yapılan incelemede (bkz. Rekabet Kurulu’nun 20-01/13-5 sayılı, 02.01.2020 tarihli kararı); dosya özelinde bilgi değişiminin iki taraf arasında ancak birinin haberi olmadan gerçekleştiği, kendisinden bilgi sızdırılan taraf durumu öğrendiğinde Rekabet Kurumu’na başvurduğu, söz konusu bilgi akışından haberdar olmadığını ileri sürdüğü ve deliller çerçevesinde gerçekten haberdar olmadığının ispatlandığı belirtilmektedir. Kararda, dosya konusu bilgi değişiminin, başvuran şirketin herhangi bir haberi ve onayı olmadan çalışanı üzerinden bilgi sızdırılması yoluyla gerçekleştirildiği, bu durumun bir anlaşmanın veya uyumlu eylemin varlığı için rekabet hukuku açısından aranılan ortak irade unsurunu sağlamadığı; sonuç olarak teşebbüsler arasında bir anlaşma ya da uyumlu eylemin varlığından bahsedilemeyeceğinden ötürü “4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilmediği” kanaatine varılmıştır.
Toparlayacak olursak, rekabet uyum programları aracılığıyla;
- çalışanların kurum içindeki ve üçüncü kişilerle yazışmalarında yerinde inceleme provası yaparak, varsa ihlal olarak nitelendirilebilecek veya kullanılan dil nedeniyle şüphe yaratabilecek yazışmaların tespit edilmesi,
- ortaya çıkan bulguların işaret ettiği durum tespitine göre aksiyon alınarak eksik noktalara yönelik eğitimlerin kurgulanması,
- şirket özelindeki riskler nezdinde farkındalık yaratmak amacıyla rekabet uyum kılavuzu veya el kitabı hazırlanması,
- esas yönünden rekabet ihlallerine karşı eğitim verilmesi ve farkındalık sağlanmasının yanı sıra, usûl yönünden bir cezaya maruz kalmamak için; yerinde inceleme sırasında, uzmanları şirket merkezinin girişinde karşılayacak güvenlik görevlilerinden, e-posta hesaplarına erişim yetkisi verecek IT uzmanlarına dek, ilgili personelin hangi prosedürü izleyeceğinin kılavuzlarda düzenlenmesi ve yerinde inceleme sırasında delillerin karartılmaması (e-posta ve Whatsapp yazışmalarının kesinlikle silinmemesi vb. hususlarda nasıl davranılması gerektiği) konusunda çalışanlara düzenli eğitimler verilmesi,
- çalışanlara karşı tutarlı bir disiplin ve teşvik politikası uygulanması gibi adımlar atılarak hedeflenen dönüşümün ve uyumun sağlanması,
- özellikle riskli departmanlar nezdinde ve düzenli aralıklarla gerçekleştirilecek izleme ve denetim faaliyetleri ile söz konusu uyumun sürekliliğinin sağlanması hedeflenmektedir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

İrem Toprakkaya
Avukat & Marka Vekili
İLGİLİ OKUMALAR



