Marvel ve İlk Romantik Komedi Denemesi, Thor: Love and Thunder

⚠️İncelemede spoiler bulunmamaktadır. Ta ki kırmızı bir şekilde "BU NOKTADAN SONRA SPOILER VAR!" uyarısını görene kadar.
Başlamadan evvel belirteyim, spoilerlı kısımda sevginin varlığı, tanrıların üstünlüğü ve vatanın gerçek anlamı gibi, bu filmde sorgulanan alt metin ögelerine ışık tutulmuştur. İyi okumalar.
Thor: Love and Thunder filmi, tanrıları yok etmeye ant içmiş Gorr the God Butcher'a karşı zorlu bir mücadeleye girişen Thor'un hikayesini konu alıyor. Thor, macera dolu hayatını ardında bırakarak bu zamana kadar çıktığı yolculuklardan farklı olarak iç huzurunu bulmak için hareket eder; ancak onun huzurlu geçen emekliliği, Gorr the God Butcher olarak bilinen katilin ortaya çıkmasıyla son bulur. Thor, bu süreçte Kral Valkyrie, Korg ve eski kız arkadaşı Jane Foster'ın yardımına başvurur.
Sisteme Başkaldıran Bir Yönetmen
Kaynak: CineD
Öncelikli olarak yönetmeninden bağımsız konuşulması imkansız filmlerden biri kendisi. Bunu, çok uzun senelerdir devam eden bir süper kahraman evreni adına söylüyor olmak ise oldukça şaşırtıcı aslında. Çünkü yönetmen için söylenen bir söz vardır, “Siz neyseniz filminiz de odur.” Ancak Marvel Evreni, çok uzun süredir belli bir şablon üzerinden çıkan filmlere sahne olduğu için yönetmen dokunuşlarını neredeyse tamamen kısıtlayan bir tutuma sahip.
Mesela bir önceki MCU filminin yönetmeni, belki kağıt üzerinde Sam Raimi idi; fakat gerçekten koltuğa oturmak ve bazı detaylara dokunmak dışında bu işi yapabildi mi? İstediği senaryoyu tam anlamıyla yaşatabildi mi? Yapılan açıklamalar ve filmin, serinin diğer yüksek bütçeli işlerine oranla teknik işlerde -özellikle senaryo ve görsel efektler- oldukça başarısız olması da bunun bir göstergeleriydi. Bu doğrultuda Taika Waititi’ye büyük bir şapka çıkarmak istiyorum.
"Peki, tam olarak neden?"
Belki aranızda “Görmeden inanmam.” diyenler olacaktır; fakat bu film, bir tür romantik komedi. Evet, romantik komedi. Bu türün ihtiyacı olan her şeye sahip Thor: Love and Thunder. Takip etmesi kolay bir hikaye, avanak aşık, dertlerine rağmen gülümsemekten vazgeçmeyen garip tutumlu bir sevgili, tekrar esprileri, bir sürü çocuk, kötü adam ve gerçekleşen bir dolu absürt olay. Aslında filmi bu cümlelerle özetlemek yeterli olsa da elbette biraz daha derinine ineceğim.
Waititi’ye şapka çıkarmak istediğimden bahsetmiştim. Sebebi de bu işte. Belli şablonlara oturtulmuş bir evren içinde daha önce denenmemiş bir türü, kendi serisinin dördüncü filminde denemeyi düşünmekle kalmıyor; yazıyor, çiziyor, sunuyor ve bunu yöneticilerine kabul ettiriyor; hatta üstüne bir de genel olarak beğenilebilecek bir iş bırakıyor günün sonunda. Tabii Waititi sosuyla birlikte.
"Ne Sosu ya?"
Kaynak: Exberliner
Taika Waititi, nevi şahsına münhasır yönetmenlerden biri. Farklı bir bakış açısı ve kendine özgü bir espri anlayışı var. Anlaşılması için verilecek en doğru örnek ise daha önce yazıp yönettiği Jojo Rabbit (2019) filmi. II. Dünya Savaşı sırasında devlet politikaları nedeniyle büyük bir Hitler sempatizanı olan küçük Jojo, ırk, cinsiyet, siyaset, aile ve aklınıza gelebilecek her türlü konu üzerinden darbe yerken bile bir şekilde gülmeye devam etmenizi istiyor Waititi. Ağır bir kara mizah şövalyesi kendisi. Aynı zamanda Thor serisinin Ragnarok ve Love and Thunder filmlerinde olduğu gibi, tekrar esprilerini de kullanmayı seviyor. İşte burada her zaman olduğu gibi, izleyiciyi ortadan ikiye bölüyor Waititi. Onun espri anlayışını sevenler, ortaya koyduğu işleri beğenirken, sevmeyenler ise sövüyor. Şahsım adına söyleyeyim, ben bu espri anlayışına yakın bir kimseyim. Tekrar esprileri şöyle bir yana dursun, kara mizah… Akan suların durması için yeterlidir şahsım adına. Kısacası bu kısım, biraz bireysel deneyimle sınırlı. O nedenle daha teknik-matematik meselelerin köküne inelim.
Sinemanın Matematiği

Kaynak: Disney
Güçlü bir filmin temeli, sağlam bir hikayeden geçer. Bu filmde izlediğiniz hikaye, herhangi bir kısmıyla daha önce izlemediğiniz ya da sahne sıralaması ile deneyimlemediğiniz bir yapıya sahip değil. Hatta olay sırası göz önünde bulundurulduğunda daha evvel defalarca kez izlediğiniz yüzlerce filmin bir kopyası gibi. Zamanında iyi olan bir kimse, yaşadığı bir travma sonucu filmin ana karakteri ve arkadaşlarından intikam almak ister. Vurdu, kırdı, hırgür…
Bunun dışında karakter gelişimlerinde de sorunlar var. Serinin eski filmlerinde yer alan bazı karakterlerin bu filmde bambaşka kişiliklere sahip olduğunu göreceksiniz.
Peki, bu film neleri doğru yapıyor?
Bu olumsuz yanlarına rağmen Waititi, Ragnarok filminde olduğu gibi görsel bir şölen hazırlamış ve görsel efektler anlamında 4. fazda yer alan diğer filmler arasında kafaya oynayacak bir yapı kurmuş. Elbette eksikleri olsa da o kadar kusur kadı kızında da olur diyor ve devam ediyorum. Öte yandan alışılagelmiş bir sahne sıralamasına sahip olsa da tutkal var bu filmde. Sahneler arasında doğru geçişler, kolay takip edilmesini sağlayacak replikler mevcut. Kısacası, bir yazar tembelliği söz konusu değil bu basit yapısına rağmen.
Christian Bale'ı Övme Seansı
Kaynak: Fanart TV
Oyunculuk performansı, ayrı parantez açmamı gerektiren noktalardan biri. Her oyuncunun üstüne düşeni fazlasıyla yerine getirdiğini düşünüyoum. Fakat biri var ki… Christian Bale.
Joaquin Phoenix, 2020 Oscar Ödül Töreni’nde “En İyi Aktör” Ödülü’nü kaldırırken Bale’a dönmüş ve şu cümeleleri sarfetmişti, “Christian, büyük bir hayranınım. Fakat lütfen! Bir kere olsun işleri batır, olur mu? Sadece bir kere!”
Rol aldığı ve toplam değerinin birkaç basamak üstüne çıkarmadığı tek bir yapım bile yok. Hangi yapımda yer alırsa alsın, başrol olsa da olmasa da her daim o filmin yıldızı olmayı başaran korkunç bir persona. Kendi jenerasyonunun, şahsım adına tartışılmaz en büyük ismi. Filmin tanıtımlarında gösterildiği kadar karanlık olmayan bir karakteri canlandırıyor olmasına ve bazı ucuz repliklerin kurbanı olmasına rağmen bu performans… Ellerinden öpüyorum.
Sadet:
Daha fazla uzatmadan incemeyi sonlandırayım. Filme tek cümleyle puan vermem gerekirse, “Taika Waititi’nin önceki işlerini seviyorsanız bu film de hoşunuza gidecektir.”
Bayılmasam da beğendiğim bir yapım oldu Thor: Love and Thunder. Aslında bu toz pembe dünyasının dışında oldukça felsefik bir alt metne sahip olduğunu da düşünmekteyim; fakat incelemenin spoilerlı kısmında yer alacak bu bölüm.👇 İncelememi buraya kadar okuduğunuz için teşekkürler.
Basın gösterimine davet ettikleri için Disney’e teşekkürler.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Thor: Love and Thunder filmi ile sorgulama seansı, Hockney ve Bojack Horseman ile sanata bakış, haberler, öneriler ve daha fazlası.
13 Tem 2022

YAZARLAR

Oğuz Altınöz
Yazar - Show Business

Show Business
Yeni dijital eğlence sektörüne dair gelişmeler, analizler ve öneriler her çarşamba saat 13:00'da gelen kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR



